Yazar Zeynep Kesler Özdoğan, toplumsal kalıplar karşısında sessiz kalan kadınların ve kendi benliğini arayan bireylerin hikâyesini anlattığı "Anemonlar" kitabıyla, Tofaş Kitap Kulübü ev sahipliğinde Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi'nde düzenlenen söyleşi ve imza gününde okurlarıyla bir araya geldi.
Yoğun katılımla gerçekleştirilen etkinlikte Özdoğan, edebiyatın yalnızca hikâye anlatan bir sanat olmadığını, aynı zamanda bireyin kendiyle yüzleşmesini sağlayan güçlü bir araç olduğunu ifade etti.
"Toplumsal kalıplar insanın kendi sesini susturabiliyor"
Söyleşide konuşan Zeynep Kesler Özdoğan, bireylerin aile, toplum ve gelenek ekseninde çoğu zaman kendi duygularını bastırmak zorunda kaldığını belirtti.
Edebiyatın görünmeyeni görünür kılma gücüne dikkat çeken Özdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Toplumsal kalıplar bazen insanların kendi sesini duymasına engel oluyor. Edebiyat ise insanın kendine bile söyleyemediği gerçekleri görünür kılan en güçlü alanlardan birini oluşturuyor."
"Anemonlar", bastırılmış duygulara odaklanıyor
Ceres Yayınları etiketiyle yayımlanan Anemonlar, yalnızca kadınların yaşadığı sessizlikleri değil; aile içinde, ilişkilerde ve toplumsal roller arasında kendi kimliğini kaybetmiş bireylerin iç dünyasını da ele alıyor.
Roman, çocukluktan itibaren bireylere yüklenen roller, toplumsal beklentiler ve görünmez sınırlar nedeniyle bastırılan duyguların izini sürerken, insanın kendi sesiyle yeniden buluşma mücadelesini merkezine alıyor.
Katılımcılar sorularını yöneltti
Gazeteci Sinem Becerikli moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşi, katılımcıların sorularıyla interaktif bir atmosferde devam etti. Etkinlikte kitabın yazım süreci, karakterlerin ortaya çıkışı, kadınların iç dünyası ve edebiyatın birey üzerindeki dönüştürücü etkisi üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirildi.
"En derin yaralar çoğu zaman sessiz kalanlardır"
Romanı kaleme alırken en çok söylenemeyen duyguların izini sürdüğünü belirten Özdoğan, sessizliğin çoğu zaman en ağır yükleri taşıdığına dikkat çekti.
"Bu romanı yazarken en çok o sessizliklerin peşinden gittim. Çünkü bazen söylenemeyen cümleler, kurulanlardan çok daha ağır yükler taşır. Görünmeyen yaralar, bastırılmış duygular ve ertelenen yüzleşmeler aslında hepimizin ortak hikâyesinin bir parçası. Eğer okurlar bu satırlarda kendilerinden bir iz buluyor ve kendi hayatlarına başka bir pencereden bakabiliyorsa, edebiyatın gerçek gücü de tam olarak burada başlıyor."
Özdoğan'ın söyleşisinin ardından düzenlenen imza gününde okurlar, Anemonlar kitabını imzalatma ve yazarla sohbet etme fırsatı buldu. Etkinlik, edebiyatseverlerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.





