Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye Raporu taslağında Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında yaptırım çağrısına yer verilmesi, Ankara-Brüksel hattında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Taslak raporda ilk kez bir Türk yetkilinin isminin açık şekilde zikredilmesi dikkat çekerken, söz konusu çağrının hukuki ve siyasi sonuçları da merak konusu oldu.

Ancak mevcut süreç incelendiğinde, Avrupa Parlamentosu'nun tek başına yaptırım uygulama yetkisine sahip olmadığı görülüyor. Bu nedenle raporda yer alan ifadelerin kısa vadede doğrudan bir yaptırım kararına dönüşmesi beklenmiyor.

Rapor henüz kesinleşmedi

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik yaptırım çağrısının yer aldığı Türkiye Raporu taslağı henüz Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu tarafından onaylanmış değil. Rapora ilişkin görüşmelerin 16 Haziran'da Strasbourg'da yapılması, nihai oylamanın ise 17 Haziran'da gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Rapor, Avrupa Parlamentosu'nun İspanyol üyesi Nacho Sanchez Amor tarafından hazırlandı. Taslak metinde, Avrupa Birliği'nin Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi kapsamında bazı Türk yetkililere yönelik kısıtlayıcı tedbirler uygulanması çağrısı yapılıyor. Bu kapsamda eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan ve halen Adalet Bakanlığı görevini sürdüren Akın Gürlek'in adı da açık şekilde geçiyor.

Akın Gürlek'ten sert tepki

Raporda yer alan ifadelerin kamuoyuna yansımasının ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek yazılı bir açıklama yaptı. Türkiye'nin bağımsız ve egemen bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Gürlek, Türk yargısının kararlarını anayasa ve kanunlar çerçevesinde verdiğini belirtti.

Gürlek, devam eden yargı süreçleri üzerinden siyasi değerlendirmeler yapılmasını eleştirerek, Avrupa Parlamentosu'nun bazı çevreler tarafından yönlendirilen siyasi bir yaklaşım sergilediğini savundu. AP raporlarının tavsiye niteliğinde siyasi metinler olduğunu hatırlatan Gürlek, Türkiye'nin yargı kurumlarının bu tür girişimlerle hedef alınamayacağını ifade etti.

Akın Gürlek vurgusu rapora nasıl girdi?

Dikkat çeken bir diğer detay ise Akın Gürlek'in adının ilk taslakta yer almamış olması. 6 Şubat 2026 tarihli ilk metinde Gürlek'e ilişkin herhangi bir ifade bulunmazken, daha sonra verilen bir değişiklik önergesiyle isim rapora eklendi.

Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu'nda yapılan görüşmeler ve oylama sonucunda önerge kabul edildi. Komisyon, rapor taslağını da geniş bir çoğunlukla onayladı. Genel kurul öncesinde verilen yeni değişiklik önergeleri arasında ise Gürlek'e ilişkin ifadelerin çıkarılmasını öngören herhangi bir teklif bulunmuyor.

Avrupa Parlamentosu'nun yaptırım çağrısı bağlayıcı mı?

Uzmanların dikkat çektiği en önemli nokta, Avrupa Parlamentosu kararlarının bağlayıcı olmaması. Parlamento, Avrupa Birliği kurumlarına tavsiye niteliğinde çağrılarda bulunabiliyor ancak yaptırım uygulanmasına doğrudan karar veremiyor.

Bu nedenle raporda yer alan ifadeler, siyasi bir mesaj niteliği taşısa da tek başına herhangi bir yaptırım sonucunu doğurmuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yapay Zeka Zirvesi’nde konuştu
Cumhurbaşkanı Erdoğan Yapay Zeka Zirvesi’nde konuştu
İçeriği Görüntüle

AB'nin Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi nedir?

Avrupa Parlamentosu'nun işaret ettiği mekanizma, Avrupa Birliği'nin 2020 yılında yürürlüğe koyduğu Küresel İnsan Hakları Yaptırım Rejimi.

Bu sistem kapsamında ciddi insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilen kişi ve kuruluşlara yönelik üç temel yaptırım uygulanabiliyor:

  • Avrupa Birliği ülkelerine giriş yasağı,
  • AB sınırları içindeki mal varlıklarının dondurulması,
  • Kişi veya kuruluşlara ekonomik kaynak aktarılmasının engellenmesi.

Daha önce Belarus, İran, Rusya, Myanmar, Sudan, Suriye ve Venezuela gibi ülkelerdeki bazı kişi ve kuruluşlar bu kapsamda yaptırım listesine alındı.

Akın Gürlek hakkında yaptırım kararı çıkabilir mi?

Mevcut kurallar çerçevesinde bir kişinin AB yaptırım listesine alınabilmesi için Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin tamamının onay vermesi gerekiyor. Avrupa Parlamentosu'nun çağrısı ise bu sürecin yalnızca siyasi boyutunu oluşturuyor.

Bu nedenle Avrupa Parlamentosu'nun raporunda Akın Gürlek'e yönelik yaptırım çağrısına yer verilmiş olsa da, bunun kısa vadede somut bir yaptırım kararına dönüşmesi düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor. Geçmiş yıllarda Avrupa Parlamentosu tarafından yapılan benzer çağrıların da Avrupa Birliği Konseyi tarafından hayata geçirilmediği biliniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ