DUYGU DOĞAN / NÖBETÇİ GAZETE
Bursa Veteriner Hekimler Odası, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla basın toplantısı gerçekleştirdi.
Toplantıda konuşan Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, kuduz hastalığının tarihçesini anlatarak açıklamasına başladı.
Kuduzun köpek, kedi, sığır, koyun, keçi, at, eşek gibi evcil hayvanların dışında kurt, tilki, çakal, domuz, ayı, sansar, kokarca, gelincik gibi yabani hayvanlarda da görüldüğünün altını çizen Baysal, "Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre ülkemizde hayvan kaynaklı kuduz hastalığı vakaları, ise azalmaktadır. Evcil hayvanlarda 2018 yılında 437 olan Kuduz vakası, 2023 yılında 86’ya gerilemiş, yabani hayvanlarda 2018 yılında 16 olan vaka sayısı, 2023 yılında 5’e düşmüştür" dedi.
'YILDA ORTALAMA 1-2 KUDUZ VAKASI GÖRÜLÜYOR'
Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde, evcil hayvanlar da dahil olmak üzere 2018-2022 yılları arasında kuduz riskli temas sayısının ortalama 267 bin iken, 2023 yılında bu sayı 437 bine ulaşmıştığını aktaran Melike Baysal, yılda ortalama 1-2 insan kuduz vakası görüldüğünü ve bu veriler doğru ise “Kuduz riski artıyor” demenin doğru olmayacağını ifade etti.
'KUDUZ GERÇEKLİĞİ OLMAYAN BİR GEREKÇEYDİ'
'2018-2022 yılları arasında kuduz riskli temas sayısı ortalama 267 bin iken, 2023 yılında bu sayı 437 bine ulaşmıştır' cümlesinin kuduz riskini ifade etmediğini, farkındalık ve yaratılan endişe nedeniyle herhangi bir kedi ya da köpek teması sonrası hastaneye başvuran insan sayısını ifade ettiğini belirten Başkan Melike Baysal, "Bu kuduz hastalığının arttığını, kuduz hayvan sayısının arttığını, ülkemizin kuduz hastalığı açısından riskli olduğunu göstermez. Bu durum, kuduzu hafife almamıza gerekçe değil elbette ancak özellikle sahipsiz hayvanların itlafını gündeme getiren 7527 sayılı kanunun da dayandırıldığı ve gerçekliği olmayan gerekçelerden de biriydi kuduz hastalığı" sözleriyle açıklamasını sürdürdü.

'HAYVANLARIN TOPLATILMASI KUDUZU KONTROL ALTINA ALMADI'
" Birkaç gün sonra, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü ve biz şu anda bir kanundan sokak hayvanlarını korumaya çalışıyoruz çünkü bir yandan yerel yönetimlere 2028’ kadar bakımevi yapmak için süre veren kanunu yapanlar bir yandan da sokaklardan tüm köpeklerin toplanması konusunda baskı yapmaktadırlar" diyen Baysal, "Oysa Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sadece insani yönden, hayvan hakları yönünden değil kuduz kontrolü açısından da sahipsiz köpeklerin itlaf edilmelerine geniş ölçüde karşı çıkmaktadır 'Köpek kaynaklı kuduzu kontrol altına almakta kitlesel olarak yapılan aşılamaların etkili olduğu defalarca gösterilirken, köpeklerin yok edilmesinin ise uzun vadede köpek yoğunluğunu azaltmadığı veya kuduzu kontrol altına almada başarılı olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle toplu köpek itlafları kuduz kontrol stratejisinin bir parçası olmamalıdır. Bu strateji etkili olmamakla beraber sahipsiz köpekler hedef alındığında aşılama programlarına zarar verebilmektedir' demektedir" şeklinde konuştu.
'YETKİLİLERİ SIKLIKLA UYARIYORUZ'
Başkan Melike Baysal, tarz itlaflarda en çok kısırlaştırılmış ve aşılanmış hayvanların yok edildiğine dikkat çekti. Baysal, "Şu anda da benzeri yaşanmakta ve biz de yetkilileri sıklıkla bu konuda uyarmaktayız. Toplanan köpekler zaten insanlara yakın, kısır ve aşılı köpekler çoğunlukla. Bu itlaf, sürü bağışıklığını doğrudan azaltmakta ve toplumu kuduz bulaşma riski açısından daha büyük tehlikeye sokmaktadır. Halk sağlığı ve güvenliği için atılacak yanlış adımlar daha büyük tehlikelere yol açabilecek, insanlar ile yakın teması olmayan agresif karaktere sahip olması muhtemel sahipsiz hayvanları, insanlar ile karşı karşıya bırakacaktır" dedi.
'SORUMLULUK KAVRAMI YERLEŞMELİ'
Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, konuşmasında konuya ilişkin çözüm önerilerini de aktardı.
Baysal, "Sorumlu sahiplik kavramı ülkemizde yerleşmeli. Yani tıpkı bir çocuğun sorumluluğu gibi, aileler kedi ya da köpeklerinin de sağlık ve bakımları ile ilgili üstlerine düşeni yapmalı, bu sorumluluğu alamayacak olanların hayvan sahiplenmemesi gerektiği anlatılmalı.
Mikroçiple kimliklendirme 31 Aralık 2025’te sona eriyor, o güne kadar tüm sahipli hayvanlar kimliklendirilmeli, bu hizmeti özel kliniklerden ya da Tarım il-ilçe müdürlüklerinden alabilir yurttaşlarımız" ifadelerini kullandı.
'KISIRLAŞTIRMAYI ÖNERİYORUZ'
"Sahipli sahipsiz tüm köpekler kısırlaştırılmalı, bilimsel olarak da kısırlaştırmayı öneriyoruz veteriner hekimler olarak, özellikle dişi hayvanlarda ileri yaşlarda rahim ve meme tümörü riskini azaltıyor" diyerek sözlerini sürdüren Melike Baysal, "2028’e kadar süre verilen belediyeler kapasite yetersizliği nedeniyle şu an köpekleri toplamyı kısırlaştırmayı arttırmayı bırakın geçtiğimiz yıllardaki sayıların da altına indiler ama asıl sorun kırsalda, yani ilçelerin ilçeye uzak mahallelerinde, buralardaki hayvanların kısırlaştırılması, sahiplenilmesi teşvik edilmeli, asıl çalışma buralarda yapılmalı.
Ve her şeyden önemlisi bilim rehberimiz olmalı ve palyatif yani geçici, köklü olmayan çözümlerle günü geçirmekten vazgeçmeliyiz" dedi.

'KORUNMAYI ÖĞRENMELİYİZ'
"Bugün sokaktaki tüm köpekleri ve kedileri, hatta yaban hayvanlarını toplasak da zoonotik yani hayvanlardan insanlara bulaşan virüsleri yok edemeyiz, virüsler canlı değil ama yaşamak için bir canlıya ihtiyaç duyar, çoğu mutasyon geçirebilir, grip, korona virüs gibi virüsleri örnek verebiliriz" ifadelerini kullanan Baysal, "Bu nedenle ‘’korunmayı’’ öğrenmemiz gerekir, koruyucu hekimliği benimsememiz, sağlık yönetimini bu merkezde yapmamız gerekir. Eğitim sisteminde hayvanların insan sağlığı üzerindeki riskleri bilinerek hayvan sevgisi ve varlığına saygı öğretilmeli, her bir birey yaşamın bölünmez bir bütün olduğunu, insan-hayvan ve çevrenin sağlığının birbirine bağlı olduğunu öğrenebilmeli" diye konuştu.
'BİR TÜRÜ YOK EDEREK BAŞKA BİR ÜRÜN SAĞLIĞI KORUNMAZ'
Melike Baysal, bir türü yok ederek başka bir türün refahının ve sağlığının korunamayacağına dikkat çekti.
Baysal, "Bursa Veteriner Hekimler Odası ve üyeleri olan serbest veteriner hekimler de bu konuda her zaman işbirliğini ifade etti ancak devletin sorununu elbette bizim çözmemiz mümkün değil ancak çoğu zaman devlet de yurttaşlarımız da hep bizi işaret etti sorunun çözümünde" açıklamasında bulundu.
"Serbest veteriner hekimler, serbest avukatlar ve doktorlar gibi, devlet desteği almadan kendi nam ve hesabına çalışan hekimlerdir, yani sahipsiz hayvanlar gibi sorumluluğu devletin olan konulara gönüllü olarak destek verebilse de bu sorumluluğu tamamen üzerine alması ve ortadan kaldırması mümkün değil doğal olarak" diyen Baysal, şu anki durumda, devletin hayvanlara sahip çıkmadığı için veteriner hekimlerin normal koşullarda tüm mesleklerin temmuz ayında aldığı ara zammı almadan devam ettiklerini söyleyerek "Şu anda düzenli olarak her şey zamlansa da biz yurttaşlarımızın hayvanları ile ilgili özellikle koruyucu sağlık hizmetlerine ulaşımlarının en azından ekonomik koşullar nedeniyle aksamamasını sağlamaya çalıştık, aralık ayında da mecburen alacağımız zamları minimumda tutmaya çalışacağız" dedi.

'SERBEST VETERİNERLERDEN ÜCRETSİZ HİZMET BEKLENİYOR'
"Yurttaşlarımızın da serbest veteriner hekimlerin bu özverisini bilmesini istiyoruz zira sahipsiz hayvanlar konusunda sürekli bizden ücretsiz hizmet bekleniyor çünkü devletten o desteği alamıyorlar. Ama dezavantajlı insanların sağlık sorunlarını nasıl özel hekimler değil devlet çözüyorsa, dezavantajlı hayvanların da devlet olmalıdır arkasında" ifadelerini kullanan Melike Baysal, "Dünya Kuduz Günü ve hemen arkasından gelen 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü vesilesiyle bizler tekrar ifade ediyoruz ki hayvanı ve çevreyi korumadan insanı korumak mümkün değildir, hayvanların sağlıklı ve refah içindeki yaşamının anayasa güvencesini bir kenara bıraksak bile, sadece bu nedenle bile hayvan yaşamı için bilimsel yöntemlerle sorun çözmeyi ilke edinmek zorundayız" sözleriyle açıklamasını sürdürdü.




