Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik 12 Punto yazısında, 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarını değerlendirdiği yazısında, Türkiye'nin yalnızca ekonomik sorunlarla değil, aynı zamanda derinleşen bir güven ve kurumlar kriziyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Yolsuzluk algısındaki gerilemenin sadece kamu yönetimine yönelik bir eleştiri olmadığını belirten Halisçelik, bunun hukukun üstünlüğünden liyakat sistemine, yatırım ortamından toplumsal adalet duygusuna kadar uzanan geniş kapsamlı bir kurumsal çözülmenin göstergesi olduğunu söyledi.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün verilerine dikkat çeken Halisçelik, Türkiye'nin son yıllarda yolsuzluk algısı sıralamasında önemli ölçüde gerilediğini ve 2025 yılında tarihinin en düşük puanlarından birini aldığını kaydetti. Yolsuzluğun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Halisçelik, "Yolsuzluk arttığında sadece kamu kaynakları israf edilmez, toplumun devlete ve kurumlara duyduğu güven de aşınır" ifadelerini kullandı.
Kurumsal yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Halisçelik, şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin yeniden tesis edilmesinin önemine işaret etti. Kamu yönetiminde denetim mekanizmalarının etkinleştirilmesi gerektiğini dile getiren Halisçelik, kamu kaynaklarının kullanımında tam şeffaflığın sağlanmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
Toplumsal güvenin ekonomik kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunu belirten Halisçelik, güven kaybının yatırım ortamını olumsuz etkilediğini, kayıt dışılığı artırdığını ve vergi adaletini zedelediğini söyledi. Özellikle gençlerin gelecek beklentilerinin zayıflamasının ve beyin göçünün artmasının da bu sürecin önemli sonuçları arasında yer aldığını kaydetti.
Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Türkiye'nin daha fazla büyümeden önce daha adil, daha şeffaf ve daha güvenilir kurumlar inşa etmesi gerektiğini belirterek, "Bir ülkenin gerçek zenginliği sahip olduğu doğal kaynaklarda ya da ekonomik büyüklüğünde değil, vatandaşlarının ve yatırımcılarının o ülkenin geleceğine duyduğu güvende saklıdır. Güvenin bittiği yerde ne ekonomi dikiş tutar ne de toplum nefes alabilir" değerlendirmesinde bulundu.




