Doç. Dr. Ergül Halisçelik, 12 punto’daki yazısında, gıda sektöründen dijital hizmetlere kadar uzanan geniş bir yelpazede yerli markaların yabancı portföylerine dahil olduğunu hatırlatarak, “İçim, Doğadan, Banvit, Erikli, Hayat, Sırma gibi markalar üretimlerini Türkiye’de sürdürse de karar alma süreçleri yurtdışına taşındı. Bu durum, kısa vadede ekonomik canlılık sağlasa da uzun vadede kâr transferleri ve stratejik kontrol kaybı anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

"YENİDEN MİLLİLEŞME ADIMI OLARAK ÖNE ÇIKIYOR"

Halisçelik, gıda ve içecek sektöründe başlayan yabancılaşmanın, boya, kimya, perakende ve moda sektörlerine yayıldığını belirterek, “Filli Boya ve Polisan gibi şirketlerin Ar-Ge ve strateji süreçleri Tokyo merkezli yönetimlere devredildi. Beymen’in Körfez sermayesine geçişi, Migros örneği ise nadir bir ‘yeniden millileşme’ adımı olarak öne çıkıyor” dedi.

Dijital ve teknoloji alanında da benzer bir tablo gözlemlendiğini belirten Halisçelik, “Türkiye’nin e-ticaret ve dijital hizmet pazarının yüzde 70’i artık yabancı sermaye kontrolünde. Veri güvenliği ve tüketici bilgilerinin yönetimi büyük ölçüde yurt dışı merkezlerinde bulunuyor. Bu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir bağımlılık sorunu” diye ekledi.

KISA VADELİ CANLANMA, UZUN VADELİ KIRILGANLIK

Doç. Dr. Halisçelik, yabancı sermayenin kısa vadede üretim ve döviz akışı sağlasa da uzun vadede net kâr transferi ve stratejik bağımlılık yarattığını söyleyen Halisçelik, “2025’in ilk sekiz ayında Türkiye’den yurt dışına aktarılan kâr 12 milyar doları geçti. Enerji, ulaştırma ve stratejik sektörlerde karar süreçlerinin yabancı merkezlerde şekillenmesi, ekonomik ve ulusal güvenlik açısından risk oluşturuyor” ifadelerine yer verdi.

ÇÖZÜM: MARKALARI KORUMAK, EKONOMİK EGEMENLİĞİ GÜÇLENDİRMEK

Halisçelik, yabancı sermaye ile iş birliğinin kaçınılmaz olabileceğini ancak bunun markaların kontrolünü kaybettirmemesi gerektiğini vurguladı. Halisçelik, “Türkiye’nin, yatırım çeken ülke kimliğinden, markalarını koruyan ve büyüten ülke kimliğine geçmesi şart. Stratejik sektörlerde yerli hisse oranlarını koruyan düzenlemeler, Ulusal Markalaşma Fonu, Ar-Ge merkezlerinin Türkiye’de kalmasını teşvik eden programlar ve Türkiye Varlık Fonu’nun aktif rolü, ekonomik bağımsızlığın temel taşlarıdır” dedi.

Halisçelik, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Gerçek kalkınma, sermayenin kimden geldiğiyle değil, kimin için ve nerede kaldığıyla ölçülür. Yabancı sermaye ile iş birliği sürdürülebilir, ancak Türkiye’nin markalarını kendi kimliğiyle dünyaya taşıması artık bir tercih değil, ekonomik egemenlik meselesidir.”

Protein ürünlerinde arz krizi büyüyor: Fiyatlar küresel talep artışıyla yüzde 40’ı aştı
Protein ürünlerinde arz krizi büyüyor: Fiyatlar küresel talep artışıyla yüzde 40’ı aştı
İçeriği Görüntüle

Muhabir: ŞULE BAYDAR