Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, 12 Punto'da ki köşe yazısında Türkiye ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. İSO 500 verileri ve 2026 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarını analiz eden Halisçelik, ekonomik büyümenin niteliğinin sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüdüğünü hatırlatan Halisçelik, bu oranın ekonominin potansiyel büyüme seviyesinin altında kaldığını belirtti. Büyümenin hangi dinamiklerle gerçekleştiğinin önemine dikkat çeken Halisçelik, sürdürülebilir kalkınma için üretim ve ihracat eksenli bir yapının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
"Sanayici faaliyet kârını faize ödüyor"
İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasının reel sektörün yaşadığı sorunları net şekilde ortaya koyduğunu belirten Halisçelik, sanayi kuruluşlarının finansman giderlerinin faaliyet kârına oranının yüzde 85-86 seviyelerine ulaştığını söyledi.
Bu durumun sanayicinin elde ettiği kârın büyük bölümünü finansman maliyetlerine ayırmak zorunda kaldığını gösterdiğini kaydeden Halisçelik, yüksek faiz ortamının yatırım, kapasite artırımı ve istihdam üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu dile getirdi.
Sanayide daralma alarmı
Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,8 küçüldüğünü hatırlatan Halisçelik, sanayinin üretim, ihracat ve teknolojik dönüşümün temel taşı olduğunu belirtti.
İmalat PMI verilerinin uzun süredir daralma bölgesinde bulunduğuna dikkat çeken Halisçelik, buna rağmen tüketimin canlı kalmasının ekonomide asimetrik bir yavaşlamaya işaret ettiğini söyledi. Tüketimdeki artışın önemli bölümünün refah artışından değil, vatandaşların enflasyondan korunma amacıyla harcamalarını öne çekmesinden kaynaklandığını ifade etti.
"İhracat düşüyor, ekonomi iç tüketime yaslanıyor"
İlk çeyrekte mal ve hizmet ihracatının yüzde 12,7 gerilediğini belirten Halisçelik, Türkiye ekonomisinin giderek daha fazla iç tüketime dayalı bir büyüme modeliyle ilerlediğini söyledi.
Sürdürülebilir kalkınmanın yatırım, üretim ve ihracat odaklı bir ekonomik yapıyla mümkün olacağını vurgulayan Halisçelik, yüksek katma değer üreten sektörlerin büyümedeki payının artırılması gerektiğini kaydetti.
İstihdam ve gelir dağılımı uyarısı
İSO 500 verilerine göre Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarında istihdamın yüzde 2,5 oranında daraldığını belirten Halisçelik, bunun on binlerce çalışanın üretim sürecinden kopması anlamına geldiğini ifade etti.
Yüksek finansman maliyetleri nedeniyle şirketlerin yatırımları yavaşlattığını ve istihdamı azaltmak zorunda kaldığını söyleyen Halisçelik, gelir dağılımındaki bozulmanın da devam ettiğini belirtti. Çalışanların yüksek enflasyonun yanı sıra vergi ve prim yükü altında kaldığını dile getiren Halisçelik, emeğin milli gelirden aldığı payın artırılması gerektiğini vurguladı.
"Rant değil üretim ekonomisi"
Ekonomi politikalarının yalnızca enflasyonu düşürmeye odaklanmaması gerektiğini belirten Halisçelik, üretim kapasitesinin korunmasının ve gelir dağılımı adaletinin sağlanmasının da büyük önem taşıdığını söyledi.
Çözüm için öngörülebilir ekonomi yönetimi, hukukun üstünlüğü, seçici kredi mekanizmaları ve üretim odaklı kalkınma modelini işaret eden Halisçelik, şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şey üretimi, verimliliği, teknolojiyi ve adaleti merkeze alan yeni bir kalkınma anlayışıdır. Gerçek başarı, büyümenin vatandaşın sofrasına, cebine ve yaşam kalitesine yansımasıyla mümkündür. Üretim bandı durduğunda onu yeniden çalıştırmanın maliyeti, enflasyonu düşürmenin maliyetinden çok daha ağır olacaktır."




