Orhan Sarıbal, DSİ Bursa Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan verileri değerlendirerek İznik Gölü’nde yaşanan kuraklık ve su çekilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarıbal, doğanın yerine koyabildiğinin üç katından fazla su tüketildiğini belirterek, “İznik Gölü her yıl biraz daha kuruyor, biraz daha yok oluyor. İznik Gölü ancak havza bazlı bilimsel su yönetimiyle korunabilir” dedi.
DSİ verileri su açığını ortaya koydu
DSİ verilerine göre göle yıllık net doğal su katkısı 23,28 milyon metreküp seviyesinde kalırken, yıllık toplam su çekimi 79,51 milyon metreküpe ulaşıyor. Böylece gölde her yıl yaklaşık 56,23 milyon metreküplük su açığı oluştuğu belirtildi. Ayrıca havzaya yıllık toplam 363,9 milyon metreküp su girişi olduğu, bunun 340,6 milyon metreküpünün ise buharlaşmayla kaybedildiği kaydedildi.
“Yer altı ve yer üstü suyu ayrı düşünülemez”
İki ay önce yapılan “Gölden su çekilmiyor, sorun yanlış tarım sulaması” yönündeki açıklamaları hatırlatan Sarıbal, resmi verilerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Yer altı ve yer üstü su kaynaklarının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Sarıbal, derin kuyulardan yapılan sürekli su çekiminin gölü besleyen akiferleri zayıflattığını ve uzun vadede göl seviyesini doğrudan etkilediğini belirtti.

“Tek bir tahsis doğal gelirin yarısına denk geliyor”
Sarıbal, Gemlik Gübre Sanayi A.Ş.’ye verilen yıllık 10 milyon metreküplük su tahsisinin, gölün yıllık doğal su gelirinin yaklaşık yüzde 43’üne denk geldiğini ifade etti. Sorunun yalnızca kuraklık olmadığını dile getiren Sarıbal, plansız su kullanımı ve sanayiye yönelik tahsislerin gölün doğal dengesini bozduğunu savundu.
“Taşıma suyla çözüm olmaz”
İznik Gölü’nü beslemek amacıyla Sakarya Havzası’ndan Boğazköy Barajı üzerinden su aktarımı planlandığını belirten Sarıbal, bunun mevcut su yönetimi anlayışının sürdürülemez olduğunu gösterdiğini söyledi. Sarıbal, çözümün havzanın tamamını esas alan, kamucu ve sürdürülebilir bir su yönetimi modelinin hayata geçirilmesi olduğunu ifade etti.




