NAZLI YİĞİT /NÖBETÇİ GAZETE
Bursa’nın tarihî kimliğini yansıtan en önemli yapılardan biri olan Muradiye Külliyesi, Osmanlı sultanları tarafından kentte yaptırılan son külliye olarak dikkat çekiyor. Külliye alanında bulunan 13 türbe yapısında, Osmanlı hanedanına mensup 40 kişinin kabri yer alıyor.
Muradiye’de ilk olarak külliyenin banisi olan Sultan II. Murad için türbe inşa edildi. Zaman içerisinde alana yeni türbelerin eklenmesiyle birlikte Muradiye, Osmanlı hanedanının önemli kabristanlarından biri haline geldi. Hanedan mezarlığının oluşumu, Sultan II. Selim dönemine kadar devam etti.
Sultan II. Murad türbesinin ardından alanda yapılan ikinci türbe ise 1442 yılında vefat eden oğlu Şehzade Alaaddin adına inşa edildi. II. Murad Türbesi’ne bitişik olarak yapılan bu yapı, Muradiye’deki erken dönem hanedan mezar mimarisinin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Külliyedeki son türbenin ise, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa için, Sultan II. Selim tarafından 1573 yılında yaptırıldığı biliniyor. Böylece Muradiye, yaklaşık bir asrı aşkın süre boyunca Osmanlı hanedanının defin alanı olarak kullanılmaya devam etti.
Mimari özelliklerinin yanı sıra Muradiye Türbeleri, dönemin sanat anlayışını yansıtan çini ve kalem işi süslemeleriyle de dikkat çekiyor. Yapıldığı günden bu yana özgün dokusunu büyük ölçüde koruyan türbeler, bu yönüyle yalnızca Bursa’nın değil, Osmanlı sanat tarihinin de en seçkin örnekleri arasında gösteriliyor.
2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Muradiye Külliyesi, bugün de yerli ve yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği tarih alanlarından biri olmayı sürdürüyor.
Külliye çevresinde yer alan Muradiye Haziresi de Bursa’nın kültürel hafızasında önemli bir yer tutuyor. Hazirede, Muradiye Camii imamları, müezzinleri, medrese müderrisleri ve dönemin ileri gelen ailelerine mensup çok sayıda isim bulunuyor. Aralarında Ahmed Raşid Molla, Seyyid Said Mehmed Efendi, Hacı Seyyid Mehmed Nuri Efendi ve Balıkesirli Hacı Salih Efendi’nin de bulunduğu pek çok kişinin mezarı, Muradiye’nin yalnızca hanedana değil, Bursa’nın ilim ve din hayatına da yüzyıllar boyunca ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyor.
Asırlardır ayakta kalan Muradiye Külliyesi, türbeleri, haziresi ve taşıdığı tarihî hafızayla Bursa’nın yaşayan en kıymetli miraslarından biri olmayı sürdürüyor.




