<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bursa Son Dakika Haberleri ve Güncel Gelişmeler | Nöbetçi Gazete</title>
    <link>https://www.nobetcigazete.com</link>
    <description>Bursa son dakika haberleri, siyaset, ekonomi, spor, asayiş ve yerel gelişmeleri Nöbetçi Gazete'den anlık takip edin.Bursaspor Haberleri, Bursa Haber, Bursa Gazeteleri, Bursa Gazetesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.nobetcigazete.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 21 Jun 2026 07:00:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Gebelikte Havuz Kullanımına Dikkat!]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/uzmani-uyardi-gebelikte-havuz-kullanimina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/uzmani-uyardi-gebelikte-havuz-kullanimina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek isteyen anne adaylarının en çok merak ettiği konulardan biri olan gebelikte havuz kullanımı hakkında Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bahadır Codal önemli değerlendirmelerde bulundu. Codal, “Sağlıklı bir gebelikte temiz ve bakımlı bir havuzda yüzmek hem anne hem de bebek için genellikle güvenlidir ve birçok fiziksel rahatsızlığın hafiflemesine yardımcı olabilir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte birçok anne adayının serinlemek, rahatlamak ve hafif egzersiz yapmak için havuza girmeyi tercih ettiğini belirten <strong>Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bahadır Codal</strong>, sağlıklı seyreden gebeliklerde havuz kullanımının genellikle güvenli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Codal, “Gebelikte havuza girmek bebeğime zarar verir mi?” sorusunun sıkça sorulduğunu belirterek, uygun şartlar sağlandığında havuz kullanımının hem anne hem de bebek açısından genellikle risk oluşturmadığını söyledi.</p>

<h2>“Gebelikte Havuzun Faydaları”</h2>

<p>Gebelik ilerledikçe artan kilo, büyüyen karın ve değişen vücut dengesi nedeniyle anne adaylarında bel ağrısı, bacaklarda yorgunluk ve hareket kısıtlılığı görülebildiğini belirten Codal, suyun kaldırma kuvvetinin bu noktada önemli bir avantaj sağladığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Codal, “Suyun kaldırma kuvveti sayesinde vücut ağırlığının önemli bir kısmı desteklenir ve eklemlere binen yük azalır” diyerek, havuzda yüzme ve su egzersizlerinin bel ve sırt ağrılarını azaltabileceğini, bacaklardaki şişlik hissini hafifletebileceğini, kan dolaşımını destekleyebileceğini, anne adayının kendini daha enerjik hissetmesine yardımcı olabileceğini ve stres ile gerginliği azaltabileceğini söyledi.</p>

<h2><img alt="Bahadır Codal" height="1600" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/bahadir-codal.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" />“Havuz Suyu Bebeğe Zarar Verir mi?”</h2>

<p>Havuz suyunun bebeğe ulaşmasının mümkün olmadığını vurgulayan Codal, bebeğin rahim, amniyon sıvısı ve zarlar tarafından korunduğunu belirtti.<br />
Codal, “Havuz suyu bebeğe zarar vermez. Ancak hijyen koşulları yetersiz olan havuzlar bazı enfeksiyon risklerini artırabilir. Bu nedenle havuz seçimi oldukça önemlidir” dedi.</p>

<h2>“Hangi Durumlarda Havuza Girilebilir?”</h2>

<p>Codal, doktor tarafından özel bir kısıtlama getirilmediği sürece gebeliğin büyük bölümünde havuz kullanımının mümkün olduğunu ifade etti. Codal, “Düşük tehdidi olmayan, vajinal kanaması bulunmayan, erken doğum riski taşımayan, suyu gelmemiş ve istirahat önerilmemiş anne adayları güvenle havuza girebilir” dedi.</p>

<h2>Hangi Durumlarda Havuz Önerilmez?</h2>

<p>Bazı durumlarda havuz kullanımının uygun olmadığını belirten Codal, vajinal kanama, erken doğum tehdidi, amniyon sıvısının gelmesi, rahim ağzında açıklık olması veya doktor tarafından fiziksel aktivite kısıtlaması bulunan durumlarda havuza girilmemesi gerektiğini söyledi. Codal, “Bu gibi durumlarda mutlaka hekime danışılmalıdır” uyarısında bulundu.</p>

<h2>“Enfeksiyon Riski ve Dikkat Edilmesi Gerekenler”</h2>

<p>Temizliği düzenli yapılan havuzlarda enfeksiyon riskinin düşük olduğunu ifade eden Codal, hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda mantar ve vajinal enfeksiyon riskinin artabileceğini belirtti. Codal, “Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ile uzun süre kalınmamalı, duş alınmalı, kişisel havlu ve mayo kullanılmalı ve temizliğinden emin olunmayan havuzlar tercih edilmemelidir” dedi.</p>

<h2>“Kaplıca ve Çok Sıcak Havuzlar”</h2>

<p>Termal su, kaplıca ve jakuziler konusunda da uyarıda bulunan Codal, vücut sıcaklığını artırabilecek çok sıcak su ortamlarının gebelikte önerilmediğini söyledi. Codal, özellikle ilk trimesterde yüksek vücut ısısının bazı risklerle ilişkilendirildiğini belirterek, “Bu nedenle yüzme havuzları tercih edilmeli, aşırı sıcak sulardan kaçınılmalıdır” dedi.</p>

<p>Op. Dr. Bahadır Codal, sağlıklı bir gebelikte temiz ve bakımlı bir havuzda yüzmenin hem anne hem de bebek için genellikle güvenli olduğunu belirterek, “Hatta gebelik boyunca karşılaşılan birçok fiziksel rahatsızlığın hafiflemesine yardımcı olabilir” dedi.</p>

<p>Codal, yine de her gebeliğin kendine özgü olduğunu vurgulayarak, riskli durumlarda mutlaka hekime danışılması gerektiğini söyledi ve “Gebelik bir hastalık değil, hayatın doğal bir dönemidir. Doğru önlemlerle yaz ayları güvenle geçirilebilir” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/uzmani-uyardi-gebelikte-havuz-kullanimina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/gebelik.png" type="image/jpeg" length="48833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı iller arası tayin başvuruları başladı! 2026 kura takvimi]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-iller-arasi-tayin-basvurulari-basladi-2026-kura-takvimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-iller-arasi-tayin-basvurulari-basladi-2026-kura-takvimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın 2026 yılı Haziran dönemi isteğe bağlı iller arası yer değiştirme kurası için başvuru süreci başladı. Tayin talebinde bulunmak isteyen sağlık personeli, tercihlerini 22 Haziran 2026 Pazartesi günü saat 18.00'e kadar EKİP sistemi üzerinden gerçekleştirebilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlık tarafından yayımlanan takvimle birlikte münhal kadrolar da erişime açıldı. Başvuruların ardından değerlendirme ve itiraz süreci işletilecek, kura çekimi ise temmuz ayında yapılacak.</p>

<p><strong>BAŞVURULAR 22 HAZİRAN'A KADAR SÜRECEK</strong></p>

<p>İller arası yer değiştirme kurası kapsamında tercih işlemleri 17 Haziran'da başladı.</p>

<p>Sağlık çalışanları, tercih başvurularını Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden elektronik ortamda yapabilecek. Başvurular 22 Haziran 2026 Pazartesi günü saat 18.00'de sona erecek.</p>

<p><strong>BAŞVURU İÇİN 2 YILLIK FİİLİ GÖREV ŞARTI</strong></p>

<p>Kura başvurusunda bulunacak personelin, son başvuru tarihi itibarıyla görev yaptığı ilde en az iki yıl fiilen çalışmış olması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süre, personelin bulunduğu ile son atanma tarihinden itibaren hesaplanacak. İki yıllık çalışma şartını karşılamayan adayların başvuruları değerlendirmeye alınmayacak.</p>

<p><strong>BAZI PERSONEL AYNI İL İÇİNDEKİ KADROLARI DA TERCİH EDEBİLECEK</strong></p>

<p>Normal şartlarda kura süreci iller arası yer değiştirmeleri kapsıyor.</p>

<p>Ancak aile birliği, sağlık mazereti veya öğrenim durumu nedeniyle mevcut görev yerine atanmış personel için özel bir uygulama bulunuyor. Bu kapsamda görev yaptığı ilde iki yıllık çalışma süresini tamamlayan ve beş yıllık süresini doldurmayan personel, aynı il içerisindeki kadroları da tercih edebilecek.</p>

<p><strong>EŞ DURUMU TAYİNLERİNDE YENİ DÜZENLEME</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı, tercih sürecine ilişkin yaptığı açıklamada eş durumu mazeretiyle yapılacak tayin başvurularına yönelik önemli hatırlatmalarda bulundu.</p>

<p>Kura sonucunda yeni görev yerine atanan personel, sağlık ve can güvenliği mazeretleri dışında, daha önce mevcut olan bir eş durumu gerekçesine dayanarak yeniden tayin talebinde bulunmak isterse bulunduğu yerde en az bir yıl fiilen görev yapmak zorunda olacak.</p>

<p>Bakanlık ayrıca sağlık hizmetleri sınıfında kadrolu olarak görev yapan eşlerin aile birliği taleplerinin değerlendirilmesinde hizmet grubu ile üstlük-altlık kriterlerinin dikkate alınacağını belirtti.</p>

<p><strong>BAKANLIKTAN TERCİH ÖNCESİ UYARI</strong></p>

<p>Yayımlanan duyuruda, adayların tercih işlemlerini tamamlamadan önce yönetmelik hükümlerini ve kura ilanında yer alan açıklamaları dikkatle incelemesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Yetkililer, tercih sürecinde yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçebilmek için başvuru şartlarının ayrıntılı şekilde kontrol edilmesini tavsiye ediyor.</p>

<p><strong>2026 İLLER ARASI TAYİN KURASI TAKVİMİ</strong></p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th>Tarih</th>
   <th>İşlem</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>17-22 Haziran 2026</td>
   <td>EKİP üzerinden başvuruların alınması</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>6 Temmuz 2026</td>
   <td>Başvurusu reddedilenlerin ilanı</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>6-7 Temmuz 2026 (18.00'e kadar)</td>
   <td>Ret kararları ve hizmet puanı itirazları</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>16 Temmuz 2026</td>
   <td>İtiraz sonuçlarının açıklanması</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>17 Temmuz 2026</td>
   <td>Kura çekimi</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Kura çekiminin gerçekleştirileceği yer ve saat bilgisi ise Sağlık Bakanlığı tarafından ilerleyen günlerde ayrıca duyurulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>A HABER</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-iller-arasi-tayin-basvurulari-basladi-2026-kura-takvimi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/1200x675-saglik-bakanligi-iller-arasi-tayin-basvurulari-basladi-2026-kura-takvimi-1781759901839.webp" type="image/jpeg" length="27190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Bolat: Devlet bütçesinin yüzde 15'ini sağlık harcamalarına ayırıyoruz]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/bakan-bolat-devlet-butcesinin-yuzde-15ini-saglik-harcamalarina-ayiriyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/bakan-bolat-devlet-butcesinin-yuzde-15ini-saglik-harcamalarina-ayiriyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Son 23 yılda Türkiye sağlıkta adeta bir devrim yaptı ve altın çağını yaşıyor. Özellikle bütçe kaynaklarımızın, devlet bütçesi kaynaklarımızın tam yüzde 15'ini sağlık harcamalarına ayırıyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa merkezli Hayat Sağlık Grubu bünyesindeki İstanbul Pendik Özel Hayat Şifa Hastanesi'nin 30'uncu kuruluş yıl dönümü ve yeni ünitelerinin açılışı nedeniyle Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın katılımıyla tören düzenlendi. Törene; Pendik Kaymakamı Mehmet Yıldız, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin, AK Parti Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin Pendik ilçe başkanları, Bursa Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, MÜSİAD Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile İstanbul Özel Hayat Şifa Hastanesi doktorları ve çalışanları katıldı.</p>

<h2>'TÜRKİYE BUGÜN DÜNYA ÇAPINDA BİR ŞÖHRETE SAHİP'</h2>

<p>Açılışta konuşan Bakan Bolat, "Türkiye'miz, Cumhuriyetimizin kuruluşundan beri, ondan önce Osmanlı dönemindeki şifahaneler ve Cumhuriyet dönemindeki sağlık hizmetleri ile bugünlere ulaştı ama özellikle Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki son 23 yılda Türkiye sağlıkta adeta bir devrim yaptı ve altın çağını yaşıyor. Özellikle bütçe kaynaklarımızın, devlet bütçesi kaynaklarımızın tam yüzde 15'ini sağlık harcamalarına ayırıyoruz. İnsanımızın, vatandaşımızın birinci sınıf, yüksek kaliteli sağlık hizmeti alması konusunda gerek kamu hastaneleri ve sağlık tesisleri gerekse de özel sektörümüz vasıtasıyla Türkiye bugün dünya çapında bir şöhrete sahip. Dünyanın neresine gidersek gidelim, karşılaştığımız kişiler arasında Türkiye'de sağlık hizmeti almış kişilere rastlıyoruz. Bugün Allah'a şükürler olsun ki Türk ürünleri kaliteli, teknolojisi başarılı, yüksek ürünler olarak anılıyor" diye konuştu. Bolat, bakanlık olarak 2012'de sağlık turizmi için hibe programları başlattıklarını hatırlatarak, "Geçen yıl 2,3 milyar lira sağlık turizmi için hibe destekleri verdik ve bugüne kadar sağlık turizmi için toplam 7,5 milyar lira sağlık turizmi desteği verdik" dedi.</p>

<h2>AYDA 10 BİN HASTA</h2>

<p>Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul ise konuşmasında 1978 yılında Bursa’da küçük bir poliklinik olarak başladıkları sağlık hizmeti yolculuğunda bugün Türkiye’nin öncü sağlık markalarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerini söyledi. Bursa’da edindikleri yarım asırlık kurumsal hafıza ve güven bağını İstanbul'a taşımaktan gurur duyduklarını ifade eden Özkul, "2023 yılında Hayat Sağlık bünyesine kattığımız İstanbul Pendik Şifa Hastanesi aylık 10 bin, yılda 100 binin üzerinde vatandaşımıza sağlık hizmeti veriyor. Yıllık yaklaşık 6 bin cerrahi işlemin gerçekleştirildiği merkezimizde, 20’yi aşkın branşta 35 uzman doktorumuz ve toplam 140’ın üstünde sağlık profesyonelimizle kesintisiz hizmet sunuyoruz. Yaptığımız son yatırımlarla teknolojik altyapımızı güçlendirirken Sağlık Bakanlığı kalite puanımızı da 94’e yükselttik" diye konuştu.</p>

<h2>'SAĞLIK TURİZMİ BELGESİNE SAHİP'</h2>

<p>Pendik lokasyonunun stratejik önemine de dikkat çeken ve Türkiye’nin 10 milyar dolarlık sağlık turizmi hedefine katkı sağlama konusundaki çalışmalarına da değinen Uzm. Dr. Özkul, İstanbul Pendik Şifa Hastanesi'nin Sağlık Turizmi Belgesi'ne sahip olduğunu hatırlatarak, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın lojistik avantajıyla küresel pazarda daha aktif rol alınacağını belirtti. Özkul, Hayat Sağlık Grubu’nun hedef pazarları arasında Balkanlar, İngiltere, Orta Doğu coğrafyası, Türki Cumhuriyetler ve yüksek gelişim potansiyeli taşıyan Afrika pazarının yer aldığını, bu bölgelerde aktif irtibat ofislerinin bulunduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="584" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/b-a-k-a-n-b-o-l-a-t-d-e-v-l-e-t-b-u-t-c-e-s-i-n-i-n-y-u-z-d-e-15-1365505-405387.jpg" width="867" /></p>

<h2>BAKAN BOLAT'A TEŞEKKÜR PLAKETİ</h2>

<p>Konuşmaların ardından Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a, Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Fatih Özkul, Pendik Kaymakamı Mehmet Yıldız'a ve Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Betül Kabalar da Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin’e teşekkür plaketi sundu. Plaket takdimi sonrasında Bakan Bolat ve törene katılanlar tarafından açılış gerçekleştirildi. Uzm. Dr. Ahmet Özkul, Bakan Bolat'a yeni üniteleri gezdirirken, sağlık turizmi kapsamında İngiltere’den gelen bir hasta da ziyaret edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/bakan-bolat-devlet-butcesinin-yuzde-15ini-saglik-harcamalarina-ayiriyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 20:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/bakan-bolat-1.png" type="image/jpeg" length="26282"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Hüsamettin Olgun'dan kritik yaz uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/op-dr-husamettin-olgun-temiz-oldugundan-emin-olmadigimiz-yerlerde-havuz-ve-denize-girmemeliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/op-dr-husamettin-olgun-temiz-oldugundan-emin-olmadigimiz-yerlerde-havuz-ve-denize-girmemeliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortak kullanılan havuzlarda insan sağlığını korumak için birçok detaya dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, yazın sık görülen kulak ve burun boğaz hastalıklarına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcaklar etkisini sürdürürken havuzların da vatandaşların serinleme alternatifleri arasında yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun, hastaların özellikle şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı, baş dönmesi gibi şikâyetlerle doktora müracaat ettiğini söyledi. Yaz aylarında havuz ve denizlerden bulaşan mikropların kulak-burun hastalıklarında artışa sebep olduğunu ifade eden Olgun, "Özellikle kulak zarında delik olan hastaların bu duruma daha dikkat etmesi gerekir. Mikroplu su, kulak zarında delik olan hastalarda direkt olarak orta kulağa, iç kulağa, kulak sinirine ve beyne ulaşabilir. Bu durum, kalıcı sağırlıkla sonuçlanabilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Hüsamettin Olgun, yazın kulak burun boğaz doktorlarına en çok gelen şikâyetlerin deniz ve havuz kaynaklı dış kulak yolu iltihapları olduğunu belirterek, "Dış kulak yolunda biriken bakteriler ve mantarlar, kulakta şiddetli ağrılara, akıntılara ve kulak kepçesinde hassasiyetlere sebep oluyor. Hastalar, şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı ve baş dönmesi gibi şikâyetlerle bizlere müracaat etmektedir. İltihaplı durumun ilerlemesi halinde kulak zarını delerek orta ve iç kulağa, hatta beyne ulaşıp, menenjit ve ansefalite yol açabilir. Özellikle daha önceden kulak zarında delik olan hastalar için bu durum daha da önemlidir" diye konuştu.</p>

<p><img alt="Aw725344 01 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1355" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/aw725344-01-1.jpg" width="1600" /></p>

<p>Yaz döneminde orta kulak basınç travması, alerjik rinit, sinüzitler ve hijyenik olmayan gıda tüketimine bağlı boğaz ve yemek borusu, mide ve bağırsak enfeksiyonlarının da arttığını belirten Olgun, "Temiz olduğundan emin olmadığımız yerlerde havuz ve denize girmemeliyiz. Klorla dezenfekte edilen havuzu kullanmamalıyız. Hijyenik olmayan gıdaları tüketmemeliyiz. Aşırı güneşte fazla kalmamalıyız. Dengeli beslenmeli ve bol sıvı tüketmeliyiz. Spor yapmalı ve uykumuza dikkat etmeliyiz. Kulaklarımızı gelişigüzel cisimlerle karıştırmamalıyız. Dış kulak yolu orta kulak iltihabı oluştuğunda acilen bir kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurulmalı" diye uyardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/op-dr-husamettin-olgun-temiz-oldugundan-emin-olmadigimiz-yerlerde-havuz-ve-denize-girmemeliyiz</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/ocean-1867285-640.jpg" type="image/jpeg" length="31674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 12 ildeki 92 hastanede genel teftiş başlattı]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastanede-genel-teftis-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastanede-genel-teftis-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından ‘3. Etap Genel Teftiş Programı' kapsamında 12 ilde toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 92 hastanede denetim başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması, hizmet süreçlerinin daha etkin yürütülmesi ve vatandaş memnuniyetinin güçlendirilmesi amacıyla denetim faaliyetleri sürdürülüyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun talimatıyla yürütülen ‘3. Etap Genel Teftiş Programı' kapsamında 12 ilde toplam 10 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 92 hastanede kapsamlı denetim çalışması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen program, geçtiğimiz yıl başlatılan denetim seferberliğinin devamı niteliğini taşıyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen ‘1. ve 2. Etap Genel Teftiş' programları kapsamında aralarında Antalya, Çanakkale, Muğla ve Uşak'ın da bulunduğu 19 ilde bulunan 204 kamu sağlık tesisi denetlendi ve bu süreçte 91 müfettiş görev aldı. 3 Haziran'da başlayan 3. Etap Genel Teftiş Programı kapsamında 3 Temmuz'a kadar 12 ildeki 92 hastane denetlenecek. Genel Teftiş Programlarının 4. etabı ise, bu yılın ikinci yarısında diğer illerde devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>50 müfettiş sahada görev yapıyor</h2>

<p>Genel Teftiş Programı kapsamında görevlendirilen 50 müfettiş, sağlık tesislerinde sunulan hizmetleri yerinde inceleyerek, süreçlerin etkinliğini değerlendiriliyor. Denetimler aracılığıyla hizmet sunumunda karşılaşılabilecek risklerin tespit edilmesi, iyi uygulamaların yaygınlaştırılması ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<h2>3 bin 704 dijital denetim gerçekleşti</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde genel teftiş programlarına ek olarak Risk Esaslı Denetim Sistemi (REDES) de denetim süreçlerine teknik destek sağlıyor. 2025 yılında 43 REDES raporu, 49 istihbarat raporu ve 59 değerlendirme raporu düzenlenirken, 26 yönetici bilgi ekranı oluşturularak, sahada toplam 3 bin 704 dijital denetim gerçekleştirildi. REDES tarafından dijital ortamda gerçekleştirilen analizler sayesinde denetim kaynaklarının risk düzeyi yüksek alanlara yönlendirilmesi, muhtemel sorunların erken dönemde tespit edilmesi ve denetim faaliyetlerinin daha etkin şekilde yürütülmesi amaçlanıyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-12-ildeki-92-hastanede-genel-teftis-baslatti</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/01/saglik-bakanligi-1.webp" type="image/jpeg" length="17854"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sınav yaklaştıkça kaygı da artıyor: Uzmanından kritik öneriler]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/sinav-yaklastikca-kaygi-da-artiyor-uzmanindan-kritik-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/sinav-yaklastikca-kaygi-da-artiyor-uzmanindan-kritik-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LGS öncesi, öğrencilerde ve velilerde heyecanla birlikte kaygı da artıyor. Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk. Helin Ezgi Deniz, sınav öncesi yaşanan kaygının doğal olduğunu belirterek, son günlerde psikolojik dayanıklılığı korumanın önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesi, öğrencilerde ve ailelerinde heyecanın yanı sıra kaygı da artıyor. Nev Sağlık Grubu Klinik Psikoloji Bölümü’nden Psk. Helin Ezgi Deniz, sınav öncesi yaşanan kaygının doğal olduğunu belirterek, öğrencilerin ve velilerin son günleri nasıl değerlendirmesi gerektiğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>"Kaygılanmanız Normal"</strong></p>

<p>Öğrencilerden son günlerde en sık duyduğu sorulardan birinin "Çok kaygılanıyorum, bu kadar kaygılanmam normal mi?" olduğunu söyleyen Deniz, kaygının beynin tehlike algıladığında devreye soktuğu doğal bir alarm sistemi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Sınavın gençlerin hayatında önem verdiği ve geleceğiyle ilişkilendirdiği önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Deniz, "Böyle bir süreçte hiç kaygı yaşamamak çoğu zaman sağlıklı bir durum değil, tam tersine konuya yeterince önem vermemek anlamına bile gelebilir. Sorun kaygının varlığı değil, kaygıyla kurduğumuz ilişkidir" dedi.</p>

<p><strong>“Kaygıdan Çok Düşünceler Yoruyor”</strong></p>

<p>Birçok öğrencinin sınavdan çok sınav hakkındaki düşünceleriyle mücadele ettiğini belirten Deniz, "Ya yapamazsam ya emeklerim boşa giderse ya herkes benden daha iyi yaparsa, ya ailemi hayal kırıklığına uğratırsam?" gibi düşüncelerin öğrencileri zorladığını söyledi.</p>

<p>Bu soruların ortak noktasının gelecekle ilgili olması olduğunu ifade eden Deniz, "İnsan zihni belirsizliği sevmez. Belirsizlik arttıkça zihin olası felaket senaryoları üretmeye başlar. Bu aslında beynin bizi koruma girişimidir. Ancak bazen korumaya çalışırken bizi yormaya başlar" diye konuştu.</p>

<p><strong>“Son Günler Yeni Bir Maraton Başlatma Zamanı Değil”</strong></p>

<p>Sınava kalan son günlerin bilgi eksiklerini tamamlamaktan çok zihinsel enerjiyi koruma süreci olarak görülmesi gerektiğini belirten Deniz, birçok öğrencinin son günlerde mucize beklediğini söyledi.</p>

<p>"Bir anda bütün konuları bitirmek, eksiklerini kapatmak, netlerini sıçratmak istemek anlaşılır ancak gerçekçi değildir" diyen Deniz, son günlerin yeni bir maraton başlatma zamanı değil, mevcut performansı koruma zamanı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Araştırmaların yüksek düzeyde stres altında öğrenme kapasitesinin azaldığını ve hata yapma olasılığının arttığını gösterdiğini belirten Deniz, öğrencilerin bu süreçte kendilerine aşırı yüklenmelerinin performanslarını artırmak yerine düşürebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>"Hiçbir Şey Bilmiyorum" Hissi Gerçeği Yansıtmayabilir</strong></p>

<p>Öğrencilere seslenen Deniz, sınava hazırlık sürecinde yapılan çalışmaların büyük bölümünün zaten zihinde yerini aldığını belirtti.</p>

<p>Son günlerde hissedilen "Hiçbir şey bilmiyorum" duygusunun çoğu zaman gerçek bilgi düzeyini yansıtmadığını ifade eden Deniz, "Kaygılı beyin sahip olduğu bilgiyi küçültme eğilimindedir" dedi.</p>

<p>Sınav sabahı birçok öğrencinin yaşadığı "Her şeyi unuttum" hissinin de buna örnek olduğunu söyleyen Deniz, sınav başladıktan birkaç dakika sonra bilgilerin genellikle geri geldiğini, sorunun bilgiyi kaybetmek değil kaygının o bilgiye ulaşmayı geçici olarak zorlaştırması olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="Helin Ezgi Deniz-2" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/helin-ezgi-deniz-2.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>“Veliler İyi Niyetle Baskıyı Artırabiliyor”</strong></p>

<p>Sınav öncesi dönemin veliler açısından da zor geçtiğini belirten Deniz, anne ve babaların destek olmak isterken farkında olmadan baskıyı artırabildiğini söyledi.</p>

<p>"Kaç net yapıyorsun?", "Hangi liseyi kazanacaksın?", "Komşunun çocuğu şu kadar net yapıyormuş", "Bu sınav hayatını belirleyecek" gibi ifadelerin öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Deniz, bu sözlerin öğrencinin zihninde "Başarısız olursam sevgiyi ve onayı kaybederim" düşüncesine dönüşebildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Bir Sınav Sonucu Hayatın Tamamını Belirlemez”</strong></p>

<p>Toplumda sınavların bazen olduğundan daha büyük bir yere konulduğunu belirten Deniz, LGS'nin önemli olduğunu ancak tek başına bir öğrencinin zekâsını, karakterini, potansiyelini, yaratıcılığını veya gelecekteki mutluluğunu ölçemeyeceğini söyledi.</p>

<p>Klinik pratiğinde yüksek puan almasına rağmen mutsuz olan gençler de gördüğünü, istediği okula yerleşemese de yıllar sonra başarılı ve tatmin edici bir hayat kuran kişilerle de karşılaştığını belirten Deniz, "Hayat çizgisel ilerlemiyor. Bazen bir sınav sonucu bir yön belirliyor ama insanın bütün hikâyesini yazmıyor" dedi.</p>

<p><strong>“Kontrol Edebileceğiniz Şeylere Odaklanın”</strong></p>

<p>Sınava kalan son günlerde öğrencilerin kendilerine "Şu an kontrol edebileceğim şey ne?" sorusunu sormalarını öneren Deniz, sınavın zorluğu, diğer öğrencilerin performansı ve sonuçlar gibi unsurların kontrol dışında olduğunu söyledi.</p>

<p>Buna karşılık uyku düzeni, beslenme, çalışma saatleri, mola vermek ve sınav sabahına hazırlığın kontrol edilebilir alanlar olduğunu belirten Deniz, psikolojik dayanıklılığın sonucu değil süreci yönetebilmekten geçtiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Kaygı Hissetmeniz Başarısız Olacağınız Anlamına Gelmez"</strong></p>

<p>Açıklamasının sonunda öğrencilere seslenen Deniz, kaygının başarısızlık göstergesi olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Kalbinizin hızlı atması, midenizde düğümler olması, zaman zaman ağlamak istemeniz veya 'Yetişmeyecek' diye düşünmeniz başarısız olacağınız anlamına gelmez. Bunlar insan olduğunuzun işaretidir. Bu sınav bir performans değerlendirmesidir; kişilik değerlendirmesi değil. Sonuç ne olursa olsun, bir sınav sonucu sizin değerinizi belirleyemez."</p>

<p>Öğrencilere son günlerde kendilerine karşı daha nazik olmaları tavsiyesinde bulunan Deniz, "Bazen başarıya en çok yaklaştığımız an, kendimizle savaşmayı bıraktığımız andır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim, Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/sinav-yaklastikca-kaygi-da-artiyor-uzmanindan-kritik-oneriler</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/foto-3-7.jpeg" type="image/jpeg" length="41625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebelikte kansızlık anne ve bebek sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/gebelikte-kansizlik-anne-ve-bebek-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/gebelikte-kansizlik-anne-ve-bebek-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, gebelikte sık görülen aneminin erken doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi risklere yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik döneminde sık görülen yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı her zaman normal kabul edilmemeli. Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, bu belirtilerin altında kansızlık (anemi) olabileceğine dikkat çekti. Gebelikte vücuttaki kan miktarının doğal olarak arttığını belirten Prof. Dr. Erdoğan Aslan, kırmızı kan hücrelerinin oksijen taşıma görevini üstlendiğini ve yeterli demir ile vitamin alınmadığında anemi gelişebildiğini söyledi.</p>

<p>Gebelikte hafif kansızlığın sık görülebileceğini ifade eden Aslan, ağır aneminin ise hem anne adayının yaşam kalitesini düşürdüğünü hem de bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. En sık görülen anemi türünün demir eksikliği olduğunu belirten Aslan, folik asit ve B12 vitamini eksikliklerinin de kansızlığa yol açabileceğini söyledi. Özellikle çoğul gebelik yaşayanlar, kısa aralıklarla hamile kalanlar ve yetersiz beslenen anne adaylarının risk altında olduğunu ifade etti.</p>

<p>Aneminin bebeğe etkilerine de değinen Aslan, tedavi edilmeyen kansızlığın erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve doğum sonrası bebekte anemi riskini artırabileceğini belirtti. Gebelikte aneminin çoğu zaman basit kan testleriyle tespit edilebildiğini aktaran Aslan, tedavinin ise demir, B12 ve folik asit takviyeleriyle planlandığını söyledi. Beslenmenin önemine dikkat çeken Aslan, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı et, baklagiller ve C vitamini içeren besinlerin demir emilimini artırdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne adaylarının belirtileri hafife almaması gerektiğini vurgulayan Aslan, sürekli halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetlerde mutlaka doktora başvurulması gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/gebelikte-kansizlik-anne-ve-bebek-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/doktr.jpg" type="image/jpeg" length="96084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hamileler yorgunluk ve baş dönmesini hafife almamalı]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/hamileler-yorgunluk-ve-bas-donmesini-hafife-almamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/hamileler-yorgunluk-ve-bas-donmesini-hafife-almamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gebelik döneminde yaşanan yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı çoğu zaman hamileliğin doğal bir süreci olarak görülse de bazı durumlarda bu belirtilerin altında anemi yani kansızlık yatabiliyor. Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, gebelikte aneminin hem anne adayının sağlığını hem de bebeğin gelişimini etkileyebileceğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik sürecinde vücuttaki kan miktarının doğal olarak arttığını belirten Prof. Dr. Erdoğan Aslan, bu durumun daha fazla kırmızı kan hücresi üretimi anlamına geldiğini söyledi. Kırmızı kan hücrelerinin oksijeni tüm vücuda taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Erdoğan Aslan, yeterli demir ve vitamin alınmadığında kansızlık gelişebildiğini kaydetti.</p>

<p>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Erdoğan Aslan, “Gebelikte hafif düzeyde kansızlık sık görülebilir ve çoğu zaman kontrol altına alınabilir. Ancak ağır anemi hem anne adayının yaşam kalitesini düşürür hem de bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle gebelik takiplerinde yapılan kan testleri büyük önem taşır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h1>Demir eksikliği ilk sırada yer alıyor</h1>

<p>Gebelikte en sık görülen anemi türünün demir eksikliği anemisi olduğunu belirten Prof. Dr. Erdoğan Aslan, folik asit ve B12 vitamini eksikliğine bağlı kansızlıkların da görülebildiğini söyledi. Özellikle çoğul gebelik yaşayanlar, yeterli demir tüketmeyenler, gebelikleri arasında kısa süre bulunan kadınlar, yoğun adet geçmişi olanlar ve gebelik bulantısı nedeniyle sık kusan anne adaylarının daha yüksek risk altında olduğunu ifade etti.</p>

<p><img height="1600" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/prof-dr-erdogan-aslan.jpeg" width="1115" /></p>

<p>Prof. Dr. Erdoğan Aslan, gebelikte görülen kansızlığın yalnızca anneyi değil bebeği de etkileyebileceğini belirtirken, “Bebek, gelişimi için gerekli olan demir, B12 vitamini ve folik asidi tamamen anneden alır. Tedavi edilmeyen anemi, özellikle gebeliğin ilk aylarında bebeğin büyümesini olumsuz etkileyebilir. Erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve doğum sonrası bebekte kansızlık riskinde artış görülebilir” şeklinde konuştu.</p>

<p>Yorgunluk, nefes darlığı ve baş dönmesi önemli işaretler<br />
Gebelikte aneminin bazen sessiz ilerleyebileceğini vurgulayan Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, zamanla belirginleşen bazı işaretlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Sürekli yorgunluk hissi, üşüme, nefes darlığı, baş dönmesi, hızlı kalp atışı, baş ağrısı, soluk cilt görünümü ve huzursuz bacak hissinin kansızlığın belirtileri arasında yer alabildiğini kaydetti.</p>

<p>Gebelikte aneminin genellikle tam kan sayımı testiyle kolaylıkla teşhis edildiğini belirten Prof. Dr. Erdoğan Aslan, gerekli durumlarda demir depoları ile B12 ve folik asit düzeylerinin de değerlendirildiğini söyledi.</p>

<h2>“Beslenme düzeni ve takviyeler büyük önem taşıyor”</h2>

<p>Tedavinin aneminin şiddetine göre planlandığını ifade eden Prof. Dr. Erdoğan Aslan, hafif ve orta düzeyde kansızlığın çoğu zaman prenatal vitaminler ve demir takviyesiyle düzeltilebildiğini belirtti. Ağır anemi durumlarında ise doktor kontrolünde daha ileri tedavilerin, gerekirse kan transfüzyonunun gündeme gelebileceğini söyledi.</p>

<p>Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, “Gebelikte yeterli demir alımı son derece önemlidir. Demir kaynağı olarak koyu yeşil yapraklı sebzeler ile baklagiller, kırmızı et, hindi eti gibi demir yönünden zengin besinler tüketilmeli; demirin emilimini artıran C vitamini kaynaklarına da beslenmede yer verilmelidir. Portakal, mandalina, domates ve biber gibi besinler bu açıdan faydalıdır. Ayrıca prenatal vitaminlerin düzenli kullanılması ihmal edilmemelidir” diye konuştu.</p>

<h2>Belirtiler varsa doktora başvurulmalı</h2>

<p>Anne adaylarının gebelik döneminde yaşadıkları belirtileri hafife almaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erdoğan Aslan, şu uyarıda bulundu: “Baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı halsizlik ya da soluk cilt gibi belirtiler varsa bunu yalnızca gebeliğin doğal etkisi olarak değerlendirmemek gerekir. Erken teşhis edilen anemi çoğu zaman kolaylıkla tedavi edilir. Ancak ihmal edilen kansızlık hem annenin organlarını zorlayabilir hem de bebeğin gelişimini etkileyebilir.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/hamileler-yorgunluk-ve-bas-donmesini-hafife-almamali</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/hamilelik-bas-donmesi.jpg" type="image/jpeg" length="29280"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 26 bin 673 personel alımı başvuruları ne zaman başlıyor? 2026 KPSS tercih kılavuzu ve branş dağılımı]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-26-bin-673-personel-alimi-basvurulari-ne-zaman-basliyor-2026-kpss-tercih-kilavuzu-ve-brans-dagilimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-26-bin-673-personel-alimi-basvurulari-ne-zaman-basliyor-2026-kpss-tercih-kilavuzu-ve-brans-dagilimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı için yapacağı 26 bin 673 sözleşmeli personel alımı büyük merak konusu oldu. Ebe, hemşire, doktor ve sağlık teknikeri kadrolarına yapılacak alımlar için başvuru tarihi ve KPSS tercih kılavuzu beklenirken gözler ÖSYM’ye çevrildi. Peki başvurular ne zaman başlayacak, branş dağılımı belli oldu mu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı için duyurduğu 26 bin 673 sözleşmeli personel alımı, sağlık sektöründe kariyer hedefleyen binlerce adayın gündeminde ilk sırada yer alıyor. Resmi Gazete’de yayımlanan ilan sonrası gözler ÖSYM tarafından açıklanacak KPSS tercih kılavuzuna çevrildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mülakatsız, yalnızca KPSS puan üstünlüğüne göre yapılacak yerleştirmeler öncesinde “Sağlık Bakanlığı personel alımı başvuruları ne zaman başlayacak?” sorusu yoğun şekilde araştırılıyor.</p>

<h2>Sağlık Bakanlığı personel alımı başvuruları ne zaman?</h2>

<p>2026 yılı Sağlık Bakanlığı sözleşmeli personel alımı için resmi başvuru takvimi henüz açıklanmadı. Mevcut planlamaya göre süreç, ÖSYM’nin KPSS tercih kılavuzunu yayımlamasıyla başlayacak. Geçmiş yıllardaki uygulamalar dikkate alındığında başvuruların <strong>yaz döneminde</strong> alınması bekleniyor. Adaylar başvuru sürecinde tercihlerini ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sistemi üzerinden gerçekleştirecek.</p>

<h2>KPSS tercih kılavuzu ne zaman yayımlanacak?</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı personel alımına ilişkin KPSS tercih kılavuzunun ÖSYM tarafından ilan edilmesiyle birlikte tüm branş detayları, başvuru şartları ve kadro dağılımı netleşecek.</p>

<p>Kılavuzun yayımlanmasıyla birlikte başvuru tarihleri, KPSS taban puanları ve tercih kuralları resmen açıklanmış olacak.</p>

<h2>2026 Sağlık Bakanlığı branş dağılımı</h2>

<p>Resmi Gazete’de yer alan bilgilere göre 26 bin 673 kişilik kadro dağılımı şu şekilde planlandı:</p>

<ul>
 <li>Uzman Doktor: 22.983</li>
 <li>Doktor: 3.652</li>
 <li>Sağlık Teknikeri: 25</li>
 <li>Ebe: 9</li>
 <li>Hemşire: 2</li>
 <li>Diyetisyen: 1</li>
</ul>

<p>Diğer kadrolar (sağlık memuru, teknisyen, tıbbi sekreter vb.) için detaylı dağılımın KPSS tercih kılavuzu ile açıklanması bekleniyor.</p>

<h2>Sağlık Bakanlığı personel alımı şartları</h2>

<p>Başvuru şartları henüz resmi olarak netleşmedi. Ancak alımların mülakatsız, sadece KPSS puan sıralamasına göre ve merkezi yerleştirme sistemiyle yapılacağı belirtiliyor. Adayların ilgili KPSS puan türlerinden yeterli puanı almış olması gerekiyor.</p>

<p>Tercih sürecinin başlamasıyla birlikte adaylar KPSS puanlarına göre sıralanacak ve yerleştirme işlemleri yapılacak. En yüksek puanlı adaylardan başlanarak kadrolar doldurulacak. Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı personel alımının, özellikle doktor ve uzman doktor kadrolarında yoğun talep görmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/saglik-bakanligi-26-bin-673-personel-alimi-basvurulari-ne-zaman-basliyor-2026-kpss-tercih-kilavuzu-ve-brans-dagilimi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2025/08/saglik-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="29602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[En güzel Diyetisyenler Günü sözleri: Anneye, babaya, kardeşe, arkadaşa gönderilebilecek Diyetisyenler Günü mesajları]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/en-guzel-diyetisyenler-gunu-sozleri-anneye-babaya-kardese-arkadasa-gonderilebilecek-diyetisyenler-gunu-mesajlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/en-guzel-diyetisyenler-gunu-sozleri-anneye-babaya-kardese-arkadasa-gonderilebilecek-diyetisyenler-gunu-mesajlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı yaşamın ve doğru beslenmenin rehberleri olan diyetisyenler için her yıl özel etkinlikler düzenleniyor. Peki Diyetisyenler Günü hangi tarihte kutlanıyor? İşte sevdiklerinize gönderebileceğiniz anlamlı mesajlar ve bu özel günün önemi...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplum sağlığının korunmasında önemli görevler üstlenen diyetisyenler, her yıl 6 Haziran'da kutlanan özel bir günle onurlandırılıyor. Sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturan bu anlamlı günde, vatandaşlar hem Diyetisyenler Günü'nün tarihini hem de paylaşabilecekleri özel mesajları araştırıyor.</p>

<p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasında önemli rol oynayan diyetisyenler için her yıl 6 Haziran tarihinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Bu özel gün, meslek mensuplarının toplum sağlığına sunduğu katkıları hatırlatmak ve emeklerini takdir etmek amacıyla kutlanıyor.</p>

<p>Türkiye'de Diyetisyenler Günü'nün geçmişi, ilk diyetisyenlerin mezun olduğu 6 Haziran 1966 tarihine dayanıyor. Bu nedenle 6 Haziran, uzun yıllardır mesleğin önemini vurgulayan özel bir gün olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Diyetisyenler; sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, kronik hastalıkların önlenmesi ve yaşam kalitesinin artırılması konusunda bireylere yol gösteriyor. Uzmanlar, doğru beslenmenin toplum sağlığı üzerindeki etkisine dikkat çekerken, bu alanda görev yapan profesyonellerin önemine vurgu yapıyor.</p>

<p>Özel gün kapsamında sosyal medyada ve mesajlaşma uygulamalarında paylaşılabilecek anlamlı kutlama mesajları da yoğun ilgi görüyor.</p>

<p><strong>Öne çıkan Diyetisyenler Günü mesajları şöyle:</strong></p>

<p>• "Sağlıklı yaşamın yol göstericisi olan tüm diyetisyenlerin günü kutlu olsun."</p>

<p>• "Bilginiz ve emeğinizle daha sağlıklı bir toplum için çalışan tüm diyetisyenlere teşekkür ederiz."</p>

<p>• "Doğru beslenme konusunda fark yaratan tüm uzmanların Diyetisyenler Günü'nü kutluyoruz."</p>

<p>• "İnsan sağlığına değer katan, yaşam kalitesini yükselten tüm diyetisyenlere başarılı ve mutlu bir meslek hayatı diliyoruz."</p>

<p>• "Sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlayan tüm diyetisyenlerin 6 Haziran Diyetisyenler Günü kutlu olsun."</p>

<p><strong>AİLEYE GÖNDERİLEBİLECEK DİYETİSYENLER GÜNÜ MESAJLARI</strong></p>

<p>Canım Annem, insanların sağlıklı bir yaşam sürmesi için gösterdiğin özveri ve emek her türlü takdirin üzerindedir. Bilgin, sabrın ve güler yüzünle dokunduğun her hayat daha güzel oluyor. Diyetisyenler Günün kutlu olsun. Başarıların ve mutluluğun daim olsun.</p>

<p>Sevgili Babam, mesleğini büyük bir özveriyle yaparken insanların hayatlarına kattığın değer gerçekten gurur verici. Sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlayan tüm çalışmaların için teşekkür ederim. Diyetisyenler Günün kutlu olsun.</p>

<p>Canım Kardeşim, azmin, çalışkanlığın ve insanlara yardım etme isteğinle örnek bir diyetisyensin. Hayatlara sağlık ve umut katmaya devam etmen dileğiyle. Diyetisyenler Günün kutlu olsun. Başarıların her geçen gün artsın.</p>

<p><strong>ARKADAŞA GÖNDERİLEBİLECEK EN GÜZEL DİYETİSYENLER GÜNÜ MESAJLARI</strong></p>

<p>Sevgili Dostum, insanların daha sağlıklı ve bilinçli bir yaşam sürmesine katkı sağlayan bu anlamlı mesleği başarıyla yürüttüğün için seninle gurur duyuyorum. Bilgin, enerjin ve çalışma azmin hiç eksilmesin. Diyetisyenler Günün kutlu olsun.</p>

<p>Canım Arkadaşım, her danışanına umut, motivasyon ve sağlık aşılayan yaklaşımınla fark yaratıyorsun. Emeklerinin karşılığını her zaman alman dileğiyle Diyetisyenler Gününü kutlar, başarılarının devamını dilerim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İyi ki bu güzel mesleği seçmişsin. İnsanların hayatına sağlık ve mutluluk katarken sen de tüm hayallerine ulaş. Diyetisyenler Günün kutlu olsun, yolun daima açık olsun.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/en-guzel-diyetisyenler-gunu-sozleri-anneye-babaya-kardese-arkadasa-gonderilebilecek-diyetisyenler-gunu-mesajlari</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/6a23be4c0b19dee6a011a7dc.jpg" type="image/jpeg" length="97360"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Aysun Yılmazlar: “Sağlıkta üçüz dönüşüm artık bir zorunluluk”]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/prof-dr-aysun-yilmazlar-saglikta-ucuz-donusum-artik-bir-zorunluluk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/prof-dr-aysun-yilmazlar-saglikta-ucuz-donusum-artik-bir-zorunluluk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Özel Medicabil Hastanesi Nilüfer Şubesi Başhekimi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, 13. Yalın Hastane Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada sağlık sektörünün geleceğinin dijital, yeşil ve yalın dönüşüm ekseninde şekillendiğini belirterek, bu dönüşümün artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#c0392b"><strong><em>NAZLI YİĞİT / NÖBETÇİ GAZETE</em></strong></span></p>

<p>Bursa'da düzenlenen 13. Yalın Hastane Sempozyumu'nun açılış konuşmasını yapan Bursa Özel Medicabil Hastanesi Nilüfer Şubesi Başhekimi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, sağlık hizmetlerinde yaşanan değişimin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Sempozyumun bu yılki temasının "Üçüz Dönüşüm: Dijital, Yeşil ve Yalın Dönüşüm" olarak belirlendiğini ifade eden Yılmazlar, sağlık kurumlarının günümüzde yalnızca tedavi hizmeti sunan yapılar olmaktan çıkarak sürdürülebilirlik ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda yeniden şekillendiğini söyledi.</p>

<p>Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yalın düşüncenin sağlık kurumları açısından vazgeçilmez hale geldiğini belirten Yılmazlar, "Sağlık hizmetlerinin kimliği değişiyor. Dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yalın düşünce artık sağlık kurumları için bir tercih değil, bir zorunluluk haline geliyor" dedi.</p>

<p>Sempozyumun 13'üncüsünü gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Yılmazlar, yıllardır süren bilgi paylaşımı ve iş birliği kültürünün etkinliğin büyümesine önemli katkı sağladığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 06 At 10.33.02" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-06-at-103302.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Program kapsamında dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri, yalın düşüncenin süreç yönetimine sağladığı katkılar ve yeşil dönüşümün sağlık kurumlarına yüklediği sorumlulukların alanında uzman isimler tarafından ele alınacağını belirten Yılmazlar, katılımcıların uygulama örnekleri ve deneyim paylaşımlarıyla önemli kazanımlar elde edeceğini söyledi.</p>

<p>Bir gün önce kutlanan 5 Haziran Dünya Çevre Günü'ne de değinen Prof. Dr. Yılmazlar, sağlık hizmeti sunarken yalnızca hastalara değil, gelecek nesillere ve yaşanılan dünyaya karşı da sorumluluk taşıdıklarını vurguladı.</p>

<p>Konuşmasının sonunda organizasyona katkı sağlayan paydaşlara, sponsorlara ve basın mensuplarına teşekkür eden Yılmazlar, sempozyumda paylaşılacak bilgi ve deneyimlerin katılımcıların kurumlarında yeni bakış açıları oluşturmasını temenni etti.</p>

<p><img height="336" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/image-1499.png" width="368" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Aysun Yılmazlar, sağlık kurumlarının süreçlerini daha dijital, daha yalın ve daha sürdürülebilir hale getirecek fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sempozyumun tüm katılımcılar için verimli ve yol gösterici olmasını diledi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>NAZLI YİĞİT</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/prof-dr-aysun-yilmazlar-saglikta-ucuz-donusum-artik-bir-zorunluluk</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-06-at-111501.jpeg" type="image/jpeg" length="57557"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/keneye-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/keneye-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan kene vakalarıyla birlikte Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi riski de gündeme geliyor. Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, hastalıktan korunmada erken müdahale ve kişisel önlemlerin hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi.<br />
Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, hastalıktan korunmada kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<h3><strong>KKKA Nedir?</strong></h3>

<h3><span style="font-size:15px">Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin kenelerin insanları ısırmasıyla bulaşan bir virüs tarafından oluşturulan ve ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve daha ciddi olgularda kanama gibi bulgu ve belirtiler oluşturarak ölümlere neden olabilen zoonotik, yani hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi.</span></h3>

<p>Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde, sonraki yıllarda ise Kongo’da tespit edildiğini belirten Özsoy, 1969 yılında bu iki bölgede görülen virüslerin aynı olduğunun anlaşılması üzerine hastalığın “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak isimlendirildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>“Vakalar Bahar ve Yaz Aylarında Artıyor”</strong></h3>

<h3><span style="font-size:15px">KKKA vakalarının, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirten Özsoy, hastalığın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta tespit edildiğini söyledi. </span><span style="font-size:15px">Hastalığın çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığını kaydeden Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük’ün hastalığın yoğun görüldüğü iller arasında yer aldığını dile getirdi.</span></h3>

<h3>“Bulaşma Yollarına Dikkat”</h3>

<p>Hastalığın ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığın bulaştırıcısı olan asıl kene türünün Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Özsoy, bunun yanı sıra hastalığın viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabildiğine dikkat çekti. Kuluçka döneminin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, en fazla ise 9 güne kadar uzayabildiğini belirten Özsoy, enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında bu sürenin 5 ila 6 gün, en fazla ise 13 gün olabileceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Mustafa Fevzi Özsoy (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/mustafa-fevzi-ozsoy-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h3>“Hastalığın Özel Bir Tedavisi Bulunmuyor”</h3>

<p>KKKA’nın özel bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Özsoy, tedavinin esasını destek tedavisinin oluşturduğunu söyledi. Günümüzde hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydetti.</p>

<h3>“Her Yıl Nisan-Ekim Arasında Görülüyor”</h3>

<p>Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmaların Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Özsoy, kişisel korunma önlemlerinin alınmasının hastalığın kontrolünde ön planda olduğunu söyledi. Türkiye’de KKKA’nın her yıl nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü, haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayılarının zirveye ulaştığını belirten Özsoy, hastalığın yaklaşık yüzde 4-5 oranında ölümcül seyredebildiğini dile getirdi. Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 ölüm kaydedildiğini belirterek, en yüksek vaka sayısının 2009 yılında 1.318 vaka olarak gerçekleştiğini, 2017 yılında ise 343 vakanın tespit edildiğini söyledi. Hastalığın halen ülkemiz açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti.</p>

<h3>“Risk Altındaki Meslek Grupları”</h3>

<p>Hastalığın özellikle endemik bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, enfekte hastalarla temas eden sağlık personeli, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler ve kamp yapan kişiler açısından risk oluşturduğunu belirten Özsoy, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<h2>“Basit Tedbirlerle Korunmak Mümkün”</h2>

<p>Kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli kıyafetlerin kullanılmasının kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Riskli alanlardan dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özsoy, kene tutunması halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılması gerektiğini söyledi. Kenenin erken çıkarılmasının hastalığın bulaşma riskini azalttığını belirten Özsoy, kişinin keneyi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti. Hayvanların sağlıklı görünse bile hastalığı taşıyabileceğine dikkat çeken Özsoy, hayvanların kanı, vücut sıvıları ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“Kene Çıplak Elle Ezilmemeli”</h3>

<p>Kenelerin uçan ya da zıplayan canlılar olmadığını, yerden yürüyerek insan vücuduna tırmandığını belirten Özsoy, vücuda tutunan veya hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin üzerine sigara basılması ya da kolonya ve gaz yağı gibi maddeler dökülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Özsoy, bunun kenenin kasılmasına neden olarak virüsü kişiye bulaştırma riskini artırabileceğini söyledi.</p>

<h3>“Temas Sonrası Takip Önemli”</h3>

<p>Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Maruz kalan kişilerin günlük vücut ısısı ölçümü ve haftalık tam kan sayımı da dahil olmak üzere iki haftalık bir izlem sürecinden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, karantina uygulanmasına gerek olmadığını söyledi. İzlem döneminde ateşli bir hastalık gelişmesi durumunda tanısal testlerin yapılması gerektiğini belirten Özsoy, Ribavirinin koruyucu amaçla kullanımının rolünün ise halen netlik kazanmadığını ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.</p>

<h2>“Çevre Temizliğinde Çamaşır Suyu Etkili”</h2>

<p>Çevre temizliği konusunda da bilgi veren Özsoy, sodyum hipokloritin, yani çamaşır suyunun virüse karşı oldukça etkili olduğunu söyledi. Kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerde 1’e 10’luk solüsyonların kullanıldığını belirten Özsoy, organik materyaller uzaklaştırıldıktan sonra uygulanmasının etkinliği artırdığını ifade etti.<br />
Hazırlanan solüsyonların 24 saat sonra etkinliğinin azaldığını kaydeden Özsoy, bu nedenle günlük hazırlanması gerektiğini ve hazırlanan ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/keneye-karsi-basit-onlemler-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/1-3-24.jpeg" type="image/jpeg" length="97090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de her 5 yetişkinden biri obez]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/turkiyede-her-5-yetiskinden-biri-obez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/turkiyede-her-5-yetiskinden-biri-obez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK’in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması’na göre 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı yüzde 21,8’e yükseldi. Fiziksel aktivite yetersizliği dikkat çekerken, tütün kullanımında artış, bazı sağlık taramalarında ise kısmi iyileşme görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 Türkiye Sağlık Araştırması, toplumun sağlık profiline ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu. Araştırma, obezite oranındaki artıştan fiziksel aktivite yetersizliğine, kronik hastalıklardan sağlık taramalarına kadar birçok başlıkta önemli değişimleri gösterdi.</p>

<h2>Obezite oranı yüzde 21,8’e yükseldi</h2>

<p>Boy ve kilo verileriyle hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarına göre, 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8’e çıktı.</p>

<p>Cinsiyet dağılımına bakıldığında, kadınların yüzde 24,8’inin obez, yüzde 32,2’sinin ise obez öncesi kategorisinde yer aldığı görüldü. Erkeklerde ise obezite oranı yüzde 18,7, obez öncesi oranı ise yüzde 43,1 olarak hesaplandı.</p>

<h2>Fiziksel aktivite yetersizliği sürüyor</h2>

<p>Araştırma, fiziksel aktivite alışkanlıklarında ciddi yetersizlik olduğunu ortaya koydu. 15 yaş ve üzeri bireylerde fiziksel aktivite yapmayanların oranı 2025 yılında yüzde 86,6 olarak belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınlarda fiziksel aktivite yapmayanların oranı yüzde 89,7, erkeklerde ise yüzde 83,5 oldu. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftalık en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapanların oranı ise oldukça düşük kaldı. Bu oran erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7 olarak kaydedildi.</p>

<p><img alt="Download-6" height="148" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/download-6.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="555" /></p>

<h2>Hareket kabiliyeti sorunları kadınlarda daha yüksek</h2>

<p>Fiziksel işlevlerde yaşanan zorluklar incelendiğinde, merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı yüzde 6 oldu.</p>

<p>Kadınlarda bu oran yüzde 8,3’e çıkarken erkeklerde yüzde 3,7 olarak belirlendi. Yürüme ve hatırlama gibi günlük işlevlerde de kadınların erkeklere göre daha fazla zorluk yaşadığı görüldü.</p>

<h2>Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ilk sırada</h2>

<p>0-14 yaş grubundaki çocuklarda en sık görülen sağlık sorunlarının başında üst solunum yolu enfeksiyonları geldi.</p>

<p>0-6 yaş grubunda çocukların yüzde 28,5’inde üst solunum yolu enfeksiyonu görülürken, 7-14 yaş grubunda bu oran yüzde 24,6 olarak hesaplandı. İshal ve ağız-diş sağlığı sorunları diğer yaygın sağlık problemleri arasında yer aldı.</p>

<h2>Bel ve boyun ağrıları en yaygın sağlık sorunu</h2>

<p>15 yaş ve üzeri bireylerde en sık görülen sağlık sorunları arasında bel bölgesi problemleri ilk sırada yer aldı.</p>

<p>2025 yılında bireylerin yüzde 24,3’ü bel ağrısı yaşadığını bildirirken, yüzde 16,9’u hipertansiyon, yüzde 16,7’si boyun bölgesi problemleri, yüzde 11,9’u diyabet ve yüzde 10,1’i yüksek kan lipidleri ile karşı karşıya olduğunu belirtti.</p>

<h2>Tütün kullanımı artış gösterdi</h2>

<p>Araştırmaya göre her gün tütün ürünü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1’e yükseldi. Bu oran erkeklerde yüzde 42,9’a çıkarken kadınlarda yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Tütün kullanmayanların oranı ise yüzde 66,8’e geriledi.</p>

<h2>Alkol kullanımı da yükselişte</h2>

<p>Son 12 ayda alkol kullanan bireylerin oranı 2022 yılında yüzde 12,1 iken 2025 yılında yüzde 12,6’ya çıktı. Erkeklerde alkol kullanım oranı yüzde 18,7 olurken kadınlarda bu oran yüzde 6,6 olarak hesaplandı.</p>

<h2>Koruyucu sağlık taramalarında kısmi artış</h2>

<p>Araştırma, bazı koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda artış olduğunu da ortaya koydu. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yıl içinde mamografi yaptırma oranı 2022’de yüzde 10,8 iken 2025’te yüzde 16,7’ye yükseldi. Ancak bu yaş grubunda hiç mamografi yaptırmayanların oranı yüzde 42,4 olarak yüksek seviyede kaldı.</p>

<p>15 yaş ve üzeri kadınlarda smear testi yaptırma oranı da artış göstererek yüzde 11,8’e çıktı. Buna karşın hiç smear testi yaptırmamış kadınların oranı yüzde 59 olarak ölçüldü.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/turkiyede-her-5-yetiskinden-biri-obez</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/obezite.webp" type="image/jpeg" length="75886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BURTOM’un Emar cihazı bayram tatiline mi çıktı?]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/burtomun-emar-cihazi-bayram-tatiline-mi-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/burtomun-emar-cihazi-bayram-tatiline-mi-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Lale Akasoy BURTOM ile ilgili çarpıcı bir iddia ortaya attı. Dini bayramlarda tatil süresinin uzun olmasıyla BURTOM'un Yuksek İhtisas Hastanesi'ndeki MR cihazının arıza yüzünden bir süre hizmet veremediğini duyuran sağlık yazarı Akasoy, bugünkü yazısında "BURTOM'un MR cihazı bayram tatiline mi çıktı? Hastalara ve çalışanlara bu zulüm niye?" diye sordu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nöbetçi Gazete yazarı Lale Akasoy</strong>, BURTOM'un bayram tatilinde çalışanlarına fazla mesai ödememek için cihazın arıza yaptığı bahanelerine sığınmış olabileceği iddialarını gündeme taşırken, Bir de örnek verdi.<br />
Hastanedeki taşeron firma BURTOM'un cihazının devletin kendi cihazından 10 yıl daha genç olduğu konusuna da dikkat çeken Akasoy, "Devletin model olarak 10 yıl daha eski olan cihazı sapasağlam çalışırken, firmanın cihazının her bayram arıza yapması akıllarda soru işareti bırakıyor" ifadelerini kullandı.<br />
Nöbetçi Gazete yazarı ayrıca şu soruları yöneltti:<br />
Öncelikle hastane bahçesinde Emar tetkiki için ambulansla, sedye ile taşınırken hayatını kaybeden hasta oldu mu?</p>

<p>Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ana binasının eksi 2. katında hizmet veren BURTOM Sağlık Grubunun Emar cihazının her dini bayramlarda bozulması, arızalanması bir tesadüf mü yoksa başka bir neden mi söz konusu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BURTOM bayramlarda kendi personeline fazla mesai ödememek için mi “Cihaz arıza yaptı!” bahaneleri mi uyduruyor acaba?</p>

<p>Bu uygulama bilinçli mi yapılıyor?</p>

<p>Hastane yönetimi neden sessiz?</p>

<p>Bir insanın hayatı parayla ölçülebilir mi?</p>

<p>İşte yazının devamı:</p>

<p><strong><a href="https://www.nobetcigazete.com/burtomun-emar-cihazi-bayram-tatiline-mi-cikti-hastalara-calisanlara-bu-zulum-niye"><span style="color:#c0392b">https://www.nobetcigazete.com/burtomun-emar-cihazi-bayram-tatiline-mi-cikti-hastalara-calisanlara-bu-zulum-niye</span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/burtomun-emar-cihazi-bayram-tatiline-mi-cikti</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/06/burtom-nilufer-de-yeni-nesil-mr-ve-bt-cihazlariyla-hizmet-vermeye-devam-ediyor-1769951280-444-large.webp" type="image/jpeg" length="59823"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz: "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz"]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/psikiyatri-uzmani-dr-omer-oz-her-zaman-stresli-bir-durum-sonrasinda-panik-atak-belirtisi-olusmaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/psikiyatri-uzmani-dr-omer-oz-her-zaman-stresli-bir-durum-sonrasinda-panik-atak-belirtisi-olusmaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Panik atak, ortada herhangi bir tehlike unsuru veya uyaran olmamasına rağmen, endişe ve yoğun korku ataklarıyla ortaya çıkan, hızlı nefes alıp verme, kalp çarpıntısı ve terleme gibi semptomlar gösteren psikolojik bir rahatsızlık olarak bilindiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, panik atağın, toplumda çok sık duyulan ve çoğu kişide farklı seyreden bir durum olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Panik atak, gelip geçici fiziksel bazı belirtilerin, kişi tarafından bir felaket gibi görülmesi neticesinde, saniyeler içinde kötüleşebildiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak nedeniyle kimileri nefes alamadığını, kimilerinin kalp krizi geçireceğini veya felç olacağını düşünüp acile koşturuyor. Panik atak vücudun, normal durumlara ani, yoğun korku ve güçlü fiziksel tepkiler ile karşılık vermesi durumudur. Panik atak geçiren kişi çok terleyebilir, nefes almakta güçlük çekebilir ve kalbinin normalden daha hızlı attığını hissedebilir. Panik atak sırasında kişide kalp krizine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Muayene sonrası 'senin bir şeyin yok, psikiyatriye git' cevabıyla karşı karşıya kalıyor. Böyle fiziksel belirtileri olup da hiçbir şeyi olmadığını duyan kişilerde bir kafa karışıklığı oluyor. Daha sonra 'ne yani benim bu belirtilerim kafamda uydurduğum şeyler mi' diye sormaya başlıyor. Bunun neticesinde de 'kafada kurma' ve 'çok büyütme' kavramları ortaya çıkmaya başlıyor. Hayır, bu fiziksel belirtiler gerçek. Ancak çok büyük bir ihtimal kalıcı ve tahlillerle tespit edilebilecek bir hastalığa bağlı değildir" dedi.</p>

<p>"Panik atak kabaca 20-30 dakika süren, dehşet içinde olma haliyle kalpte hızlanma, nefeste hızlanma, sıcak basması, ellerde uyuşma, karında gariplik hissi, titreme, huzursuzlukla kendini gösteren bir rahatsızlık" diyen Uzm. Dr. Ömer Öz, "Bunu ilk kez yaşayan kişi için oldukça zorlayıcı, travmatik, unutmak isteyeceği dakikalar. Ortaya çıkardığı his ne kadar dehşet verici olsa da tedavisi de aslında dallanıp budaklanmış, kronik hastalıklara göre oldukça yüz güldürücü. En berbat hissettiğiniz panik atak dahi bir şekilde sonlanıyor ve yerini sakinliğe bırakıyor" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsanların panik atak yaşadıklarında hemen bunun neden yaşandığına odaklanma eğiliminde olduğunu ve sebep olabilecek bariz bir kavga, ölüm, hastalık bulamadıklarında iyice sıkışmış ve şaşırmış hissettiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öz, "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz. Bazen masum, gelip geçici bir fiziksel belirtinin bir felaket olarak görülmesi neticesinde de saniyeler içerisinde başlayabilir. Örneğin kalbinizdeki ufak bir atım değişikliği sizin için bir kalp krizi gibi algılanmış olabilir ve dikkatinizi tamamen buraya verdiğinizde korkunuz bir anda sizi panik atağa itebilir. Neyi felaket olarak yorumladım ve bu atağı geçirdim diye düşünseniz de hızlıca akıp geçen düşüncelerinizi yakalamak her zaman mümkün olmaz. Panik atağı ortaya çıkartan şey masum, gelip geçici, her insanda olabilen basit fiziksel belirtileri, bazı ölümcül hastalıklarla eşit tutmamız ve sanki o ölümcül hastalığa yakalanmışız gibi bir davranış içerisine girmemizdir. Zihninizin söylediğiyle gerçekte olan şeyler aslında farklıdır. Panik atak sizin ölmenize ya da kalıcı, ölümcül bir hastalığa yakalanmanıza neden olmaz. Panik, korku, kaygı, mutsuzluk bunlar birer duygudur ve kendi akışına bıraktığımızda havadaki bulutlar gibi gelir geçer" diye konuştu.<br />
Panik atağın yönetilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atağın hayatımızın önüne geçmesine izin vermeden, onu görmeyecek, gözümüzde büyütmeyecek tarzda yaşayabiliriz. Psikoterapiler ve ilaç tedavileri panik atak tedavisinde birinci sıra seçeneklerdir ve hayatınızı sınırlandırdığınız bu rahatsızlığı psikiyatrik destekle geride bırakabilirsiniz" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/psikiyatri-uzmani-dr-omer-oz-her-zaman-stresli-bir-durum-sonrasinda-panik-atak-belirtisi-olusmaz</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/a-w715266-01.jpg" type="image/jpeg" length="79813"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola salgını kritik seviyeyi aştı]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/ebola-salgini-kritik-seviyeyi-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/ebola-salgini-kritik-seviyeyi-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Ebola salgını hızla yayılıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık ekipleri, binin üzerinde şüpheli vaka ve 246 ölümün kaydedildiği krizle mücadele ederken, bölgesel yayılma riski endişe yaratıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti sınırlarında yayılan Ebola salgını nedeniyle ciddi bir sağlık kriziyle karşı karşıya. Sağlık kuruluşlarının paylaştığı son verilere göre, iki haftalık süreçte binin üzerinde şüpheli vaka tespit edilirken, en az 246 kişi hayatını kaybetti. Uzmanlar, virüsün yayılma hızının mevcut sağlık müdahale kapasitesini aştığını belirtiyor.</p>

<p>Sahadaki çalışmaları yürüten Sınır Tanımayan Doktorlar yetkilileri, salgının kritik seviyeye ulaştığını ve acil müdahale kapasitesinin zorlandığını açıkladı.</p>

<p>Tedros Adhanom Ghebreyesus liderliğindeki Dünya Sağlık Örgütü ekipleri, özellikle Ituri bölgesinde çalışmaları koordine ederek salgın zincirini kırmaya odaklanıyor. Yetkililer, yerel toplulukların sürece katılımının kontrol stratejisinde belirleyici olduğunu vurguluyor.</p>

<h2>Altyapı eksikleri müdahaleyi zorlaştırıyor</h2>

<p>Bölgedeki güvenlik sorunları ve altyapı eksiklikleri ise müdahaleyi zorlaştırıyor. Uzun süredir devam eden çatışmalar, sınır kapatmaları ve havalimanı kısıtlamaları insani yardım akışını yavaşlatırken, tıbbi malzeme tedarikinde ciddi aksaklıklar yaşanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Komşu ülke Uganda’da da yeni vakaların tespit edilmesi, hastalığın bölgesel yayılma riskini artırdı. Sağlık uzmanları, özellikle cenaze törenlerindeki geleneksel temas uygulamalarının bulaş zincirini hızlandırdığı konusunda uyarılarda bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/ebola-salgini-kritik-seviyeyi-asti</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/ebola-salgini.webp" type="image/jpeg" length="30177"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan kurban kesimi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/uzmanlardan-kurban-kesimi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/uzmanlardan-kurban-kesimi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayat Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Kutada Aldabbas, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları kurban kesimi sırasında yaşanabilecek yaralanmalar ve alınması gereken sağlık önlemleri konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram dönemlerinde acil servis başvurularında özellikle el, kol ve bacak kesileri ile tendon yaralanmalarında ciddi artış yaşandığını belirten Dr. Aldabbas, bilinçli ve kontrollü hareket edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Dr. Kutada Aldabbas, kurban kesiminin mutlaka deneyimli kişiler tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak "Bayram sürecinde en sık karşılaştığımız durumlar, bıçak kesileri, tendon yaralanmaları, kırıklar ve hayvan kontrolü sırasında oluşan travmalardır. Özellikle profesyonel olmayan kişiler tarafından yapılan kesim işlemleri ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın dikkatli olması ve gerekli güvenlik önlemlerini alması büyük önem taşıyor" dedi.</p>

<p>Kesim sırasında uygun ekipman kullanımının önemine değinen Dr. Aldabbas, kaymaz tabanlı ayakkabı, kalın eldiven ve kontrollü kesim alanlarının yaralanma riskini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Kesim alanında çocukların bulunmaması gerektiğini de belirten Abbas, yoğun ve panik ortamlarının kazaları artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Muhtemel kesilerde yanlış müdahalelerin enfeksiyon riskini artırabileceğini ifade eden Hayat Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Kutada Aldabbas, "Kesilen bölge temiz bir bez ile baskı uygulanarak kontrol altına alınmalı, bölge temiz su ile yıkanmalı, erin kesilerde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve kopma, tendon hasarı veya yoğun kanama durumlarında profesyonel tıbbi destek ihmal edilmemeli" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurban Bayramı öncesinde tetanoz aşısının güncel olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini belirten Dr. Aldabbas, özellikle açık yara oluşan durumlarda enfeksiyon riskine karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/uzmanlardan-kurban-kesimi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/a-w713249-01.jpg" type="image/jpeg" length="15422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dyt. Merve Bahtiyar: "Kurban eti hemen tüketilmemeli"]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/uzm-dyt-merve-bahtiyar-kurban-eti-hemen-tuketilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/uzm-dyt-merve-bahtiyar-kurban-eti-hemen-tuketilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi nedeniyle sindirim sorunları, kolesterol, tansiyon ve kan şekeri yükselmelerine karşı uzmanlar uyarıyor. Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Uzman Diyetisyeni Merve Bahtiyar, bayram sofralarının keyfini sağlık sorunlarına dönüştürmemek için et tüketiminden pişirme yöntemine kadar birçok noktada dikkatli olunması gerektiğini söyledi. kurban bayramı, kurban eti nasıl yenmeli, kurban]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayram dönemlerinde beslenme alışkanlıklarının aniden değiştiğini belirten Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Uzman Diyetisyeni Merve Bahtiyar, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin daha bilinçli hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. Bahtiyar, kurban etinin kesim anından sofraya ulaşıncaya kadar geçen süreçte doğru saklama ve tüketim yöntemlerinin önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin en sık yapılan yanlışlardan biri olduğunu ifade eden Uzman Diyetisyen Merve Bahtiyar, etin dinlendirilmeden yenmesinin sindirim sistemini zorladığını belirtti.</p>

<p>Bahtiyar, “Kurban kesiminden sonra etlerde ‘ölüm katılığı’ olarak bilinen sertlik dönemi başlar. Bu süreçte tüketilen et hem sert olur hem de mide ve bağırsak sistemini yorabilir. Etin mutlaka güneş görmeyen, yaklaşık +4 derece sıcaklıktaki bir ortamda en az 24 saat dinlendirilmesi gerekir. Dinlenen et, hem daha lezzetli hem de daha kolay sindirilebilir hale gelir” dedi.</p>

<h2><img alt="Merve Bahtiyar" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/merve-bahtiyar.jpeg" width="1200" /></h2>

<h2>“Etin yanına yoğurt değil, limonlu salata tercih edin”</h2>

<p>Kırmızı et tüketiminde besin eşleşmelerinin de önemli olduğuna işaret eden Bahtiyar, toplumda sık yapılan bir alışkanlığa dikkat çekerek şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Etin yanında yoğurt veya ayran tüketmek oldukça yaygın bir tercih. Ancak kırmızı ette bulunan demir ile süt ürünlerindeki kalsiyum aynı emilim yollarını kullandığı için birbirlerinin faydasını azaltabiliyor. Etin besin değerinden maksimum fayda sağlamak için yanında C vitamini açısından zengin bol yeşillikli salatalar tüketilmesini öneriyoruz. Özellikle limonlu salatalar, etteki demirin emilimini artırır. Bayram sofralarında et ve sebze dengesinin korunması oldukça önemli.”</p>

<p>Bahtiyar ayrıca, sindirimi kolaylaştırmak adına et yemeklerinde kimyon, kekik ve biberiye gibi baharatların tercih edilebileceğini belirtti.</p>

<h2>Kavurmada ekstra yağ ve tuz uyarısı</h2>

<p>Bayram sofralarının vazgeçilmezi kavurma hazırlanırken ek yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Uzman Diyetisyen Merve Bahtiyar, “Kuyruk yağı, tereyağı veya iç yağ eklemek gereksiz doymuş yağ alımını artırır. Et, kendi yağıyla ve kısık ateşte pişirilmelidir. Aynı zamanda fazla tuz kullanımı özellikle tansiyon hastaları açısından ciddi risk oluşturabilir” diye konuştu.</p>

<p>Bayramda sıkça tercih edilen mangal keyfinin de doğru tekniklerle yapılması gerektiğini belirten Bahtiyar, yanlış pişirme yöntemlerinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merve Bahtiyar, “Et ile ateş arasında mutlaka en az 15 santimetrelik bir mesafe bırakılmalı. Ateşe çok yakın pişirilen etlerin dış yüzeyi kömürleşirken iç kısmı çiğ kalabiliyor. Kömürleşmiş etler ise sağlığı tehdit eden zararlı maddelerin oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle kontrollü ve doğru pişirme teknikleri tercih edilmeli” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/uzm-dyt-merve-bahtiyar-kurban-eti-hemen-tuketilmemeli</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/848-1.jpg" type="image/jpeg" length="98695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı’nda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmenin-puf-noktalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmenin-puf-noktalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, Kurban Bayramı’nda artan et ve tatlı tüketimine karşı vatandaşları uyardı. Porsiyon kontrolü, doğru pişirme yöntemi, su tüketimi ve hareketin önemine dikkat çeken Kaleli, bayramın yasaklarla değil dengeyle geçirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nda sofralarda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, bayram sürecinde yasaklarla değil dengeyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaleli, “Amaç kendimizi mahrum bırakmak değil, porsiyon kontrolünü sağlayarak sağlıklı bir bayram geçirmek” dedi.</p>

<h2>“Kurban eti tüketiminde porsiyon uyarısı”</h2>

<p>Kırmızı etin yüksek doymuş yağ ve kolesterol içerdiğine dikkat çeken Dyt. Enes Çağrı Kaleli, günlük et tüketiminin 100–150 gramı geçmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kolesterol, tansiyon ve gut hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kaleli, “Yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğündeki porsiyon ideal kabul ediliyor” diye konuştu.</p>

<p>Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim problemlerine yol açabileceğini söyleyen Kaleli, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaleli, “Ette oluşan ölüm sertliği hem pişmesini zorlaştırır hem de sindirimi olumsuz etkiler. Dinlendirilmiş et mide ve bağırsak sağlığı açısından çok daha uygundur” dedi.</p>

<h2>“Pişirme yöntemine dikkat”</h2>

<p>Kavurma yapılırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kaleli, “Et kendi yağıyla pişirilmeli. Izgara, haşlama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Et tüketiminin yanında lifli besinlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Kaleli, bol limonlu mevsim salatasının sindirimi desteklediğini söyledi. C vitamininin demir emilimini artırdığını belirten Kaleli, “Salataya limon sıkılması veya yanında yeşil biber tüketilmesi oldukça faydalı. Yemekten hemen sonra içilen çay ve kahve ise demir emilimini azaltıyor” dedi.</p>

<h2>“Tatlı tüketiminde “tadımlık” önerisi”</h2>

<p>Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğini belirten Dyt. Enes Çağrı Kaleli, vatandaşlara porsiyon kontrolü önerdi. Kaleli, “Her ikramı tamamen tüketmek yerine tadımlık miktarlarda yemek ya da porsiyonu paylaşmak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır” diye konuştu.</p>

<p>Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Kaleli, günlük en az 2.5–3 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay ve kahvenin su yerine geçmediğini ifade eden Kaleli, akşam yemeklerinden sonra yapılacak yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayramda bir öğünde fazla kaçırmanın büyük bir sorun olmadığını ifade eden Kaleli, “Önemli olan ertesi gün kendinizi cezalandırmak değil, sağlıklı beslenme düzenine kaldığınız yerden devam etmek. Bayram, sevdiklerimizle geçirilen özel bir zaman dilimi” açıklamalarında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmenin-puf-noktalari</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/enes-cagri-kaleli.jpeg" type="image/jpeg" length="84991"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda sık görülen hormonal hastalık yeniden tanımlandı]]></title>
      <link>https://www.nobetcigazete.com/kadinlarda-sik-gorulen-hormonal-hastalik-yeniden-tanimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nobetcigazete.com/kadinlarda-sik-gorulen-hormonal-hastalik-yeniden-tanimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda sık görülen hormonal rahatsızlıklardan biri olup uzun yıllardır ‘Polikistik Over Sendromu (PCOS)’ adıyla bilinen ve yumurtalıklarda düzenli çalışmayı bozan hormonal düzensizlik hastalığı yeniden tanımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 50’den fazla uluslararası sağlık kuruluşunun katılımıyla 14 yıl süren çalışmaların ardından yapılan değişiklik, 12 Mayıs 2026 tarihinde bilim dünyasına duyuruldu. Değişiklik sonrası hem sosyal medyada hem de hastalar arasında “Hastalık artık ne anlama geliyor?” sorusu gündeme geldi.</p>

<p>Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, isim değişikliğinin hastalığın daha doğru anlaşılması açısından önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Erdoğan Aslan, eski ismin hastalığı tam olarak anlatmadığını belirterek, “Bu rahatsızlık yıllardır ‘yumurtalıkta kist var’ gibi algılanıyordu. Oysa birçok hastada gerçek anlamda bir kist bulunmuyor. Ultrason sırasında görülen yapılar aslında yumurtlamanın belli bir aşamasında gelişimi durmuş yumurta kesecikleridir. Ayrıca hastalık sadece yumurtalıkları değil, hormon sistemini ve metabolizmayı da etkiliyor” dedi.</p>

<p><img alt="Foto-1" class="detail-photo img-fluid" height="779" src="https://nobetcigazetecom.teimg.com/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/foto-1.jpeg" width="720" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sadece adet düzensizliği değil</h2>

<p>Toplumda çoğu zaman adet düzensizliği, tüylenme, sivilce veya çocuk sahibi olamama gibi sorunlarla bilinen bu rahatsızlığın aslında daha geniş etkileri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, hastalığın insülin direnci ve kilo problemiyle de bağlantılı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, “Bu durum yalnızca kadın hastalıklarıyla ilgili bir sorun değil. Fazla kilo, insülin direnci, şeker hastalığı riski, yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarıyla da ilişkili. Hastalığın yeni adı, bu yönünü daha görünür hale getiriyor” diye konuştu.</p>

<p>Tanı yöntemi değişmedi</p>

<p>İsim değişse de hastalığın tanı yönteminin aynı kaldığını belirten Prof. Dr. Aslan, doktorların hala mevcut kriterleri kullandığını söyledi. Buna göre kadınlarda, adet düzensizliği veya yumurtlama sorunu, erkeklik hormonunun fazla olması nedeniyle aşırı tüylenme ya da laboratuvar bulguları ve ultrasonda polikistik görünüm gibi belirtilerden en az ikisinin bulunması tanı koymak için yeterli kabul ediliyor.</p>

<h2>“Menopozla biten bir hastalık değil”</h2>

<p>Hastalığın sadece doğurganlık çağındaki kadınları etkilediği düşüncesinin yanlış olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdoğan Aslan, menopoz sonrası dönemde de risklerin devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Aslan, “Birçok kişi bu rahatsızlığın menopozla birlikte sona erdiğini düşünüyor. Ancak bu doğru değil. Hastalık, üreme dönemi bittikten sonra da metabolik etkileriyle devam ediyor. Özellikle kilo artışı, diyabet ve kalp hastalığı riskleri menopoz sonrasında daha belirgin hale gelebiliyor. Bu nedenle kadınların düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzmanlar, isim değişikliğinin en önemli amacının hastalığın yalnızca doğurganlıkla ilgili bir sorun değil, aynı zamanda tüm vücudu etkileyebilen hormonal ve metabolik bir durum olduğuna dikkat çekmek olduğunu belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BÜLTEN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.nobetcigazete.com/kadinlarda-sik-gorulen-hormonal-hastalik-yeniden-tanimlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nobetcigazetecom.teimg.com/crop/1280x720/nobetcigazete-com/uploads/2026/05/f-a-q-regl-agrilari-2016x1344px.jpg" type="image/jpeg" length="80311"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
