Tekirdağ Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, 12 Punto’daki yazısında Türkiye enerji piyasasında son yılların en dikkat çekici çelişkilerinden birinin yaşandığını belirtti. Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) bünyesindeki Gün Öncesi Piyasası’nda (GÖP) elektrik fiyatlarının bazı saatlerde sıfır TL seviyelerine kadar düştüğünü ifade eden Halisçelik, buna rağmen sanayicinin, esnafın ve vatandaşın yüksek elektrik maliyetleriyle karşı karşıya kalmaya devam ettiğini söyledi.

Türkiye’de elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 83’ünün özel sektör tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatan Halisçelik, dağıtım ve perakende satışın da tamamen özel şirketlerin kontrolünde olduğuna dikkat çekti. Halisçelik, “Eğer elektrik borsasında fiyatlar sıfıra kadar düşüyorsa, vatandaş neden hâlâ pahalı elektrik kullanıyor? Bu ucuz elektriğin kazancı kimin cebine gidiyor?” sorularının artık daha yüksek sesle sorulduğunu kaydetti.

CHP kurultay davasında kritik gelişme: Butlan kararı 56 gün sonra Yargıtay'da
CHP kurultay davasında kritik gelişme: Butlan kararı 56 gün sonra Yargıtay'da
İçeriği Görüntüle

"Yenilenebilir Enerji Arz Fazlası Oluşturuyor"

Halisçelik’e göre fiyatların sıfırlanmasının temelinde yenilenebilir enerji üretimindeki hızlı artış bulunuyor. Özellikle güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarının son yıllarda ciddi şekilde yükseldiğini belirten Halisçelik, bahar aylarında hidroelektrik üretiminin artması ve elektrik talebinin düşmesiyle birlikte piyasada ciddi bir arz fazlası oluştuğunu söyledi.
Güneş ve rüzgâr santrallerinin marjinal üretim maliyetlerinin oldukça düşük olduğunu ifade eden Halisçelik, bu santrallerin çoğu zaman piyasaya “0 TL” teklif verebildiğini belirtti. Talebin düşük olduğu saatlerde piyasa takas fiyatının doğal olarak sıfır seviyesine kadar gerilediğini vurgulayan Halisçelik, “Ancak bu durum herkesin kazandığı anlamına gelmiyor” dedi.

“Vatandaş Ucuz Elektriği Hissedemiyor”

Elektrik fiyatlarının düşmesine rağmen bunun tüketici faturalarına aynı ölçüde yansımadığını ifade eden Halisçelik, bunun temel nedeninin ulusal tarife sisteminin çok katmanlı yapısı olduğunu söyledi. Vatandaşın ödediği faturanın yalnızca elektrik üretim maliyetinden oluşmadığını belirten Halisçelik, dağıtım bedelleri, iletim giderleri, sistem kullanım ücretleri, vergiler ve sübvansiyon mekanizmalarının faturayı büyüttüğünü ifade etti. Son dönemde hissedilen zamların sadece enerji maliyetlerinden değil, devlet desteklerinin azaltılmasından kaynaklandığını belirten Halisçelik, “EPİAŞ’ta fiyatlar sıfıra kadar düşse bile bu ucuzluk aynı ölçüde faturaya yansımıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Doç. Dr. Ergül Halisçelik, elektrik piyasasında yaşanan tartışmaların merkezinde YEKDEM mekanizmasının da bulunduğunu söyledi. Geçmiş dönemde devlet garantili alım fiyatlarıyla yatırım yapan bazı üreticilerin, piyasa fiyatı sıfıra düşse bile gelirlerini koruyabildiğini belirten Halisçelik, serbest piyasa koşullarında yatırım yapan üreticilerin ise zararına üretim yapmak zorunda kaldığını kaydetti. Özellikle alım garantisi süresi sona eren yenilenebilir enerji yatırımlarının ciddi finansal baskı altında olduğunu belirten Halisçelik, sektörde kredi geri ödemelerinde sorun yaşandığını ve yatırımların finans çevrelerinin kontrolüne geçme riskinin arttığını söyledi. Avrupa’daki gelişmiş enerji piyasalarında arz fazlası oluştuğunda fiyatların negatif seviyelere düşebildiğini belirten Halisçelik, Türkiye’de ise EPDK mevzuatı nedeniyle fiyatların sıfırın altına inemediğini söyledi. Negatif fiyat uygulamasının üreticilere “Sistemde ihtiyaç fazlası elektrik var” mesajı verdiğini ifade eden Halisçelik, bunun depolama yatırımlarını ve daha esnek üretim modellerini teşvik ettiğini kaydetti. Türkiye’de ise fiyatların sıfırın altına inememesi nedeniyle piyasanın kendi kendini dengeleme kapasitesinin zayıfladığını savunan Halisçelik, arz fazlasının sistemde baskı oluşturmaya devam ettiğini söyledi.

“Enerji Piyasasında Yapısal Reform Şart”
Enerji piyasasında yaşanan mevcut tablonun sürdürülebilir olmadığını belirten Halisçelik, çözüm için yapısal reform çağrısında bulundu. Teşvik mekanizmalarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Halisçelik, dinamik tarife sistemine geçilmesinin önemine dikkat çekti. Akıllı sayaç altyapısıyla tüketicilerin gün içindeki fiyat değişimlerinden faydalanabileceğini söyleyen Halisçelik, enerji depolama yatırımlarının da hızla artırılması gerektiğini ifade etti.

“Asıl Soru Kim Kazanıyor, Kim Kaybediyor?”
Yazısının sonunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Halisçelik, enerji piyasasında yaşanan sorunun yalnızca teknik bir fiyat meselesi olmadığını söyledi. “Asıl soru elektrik neden ucuzladı değil, bu ucuzluk neden toplumsal refaha dönüşemiyor?” diyen Halisçelik, üreticinin zarar ettiği, yatırımcının belirsizlik yaşadığı ve vatandaşın ucuz elektriği hissedemediği mevcut yapının uzun vadede sürdürülebilir olmadığını belirtti. Halisçelik, enerji piyasasında üreticiyi koruyan, tüketiciye adil fiyat sunan ve piyasa sinyallerini bozmayan yeni bir regülasyon mimarisine ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “EPİAŞ’ta görülen sıfır fiyatlar, vatandaşın yüksek faturalarıyla birleşince enerji ekonomisinde derin bir yapısal çelişki ortaya çıkıyor” dedi.

Kaynak: HABER MERKEZİ