Doç. Dr. Ergül Halisçelik, küresel ölçekte yaşanan savaşlar, enerji krizleri ve iklim değişikliğinin tarımın stratejik önemini artırdığını belirterek, Türkiye’nin üretim odaklı ve sürdürülebilir bir tarım politikası oluşturması gerektiğini ifade etti. Halisçelik, köşe yazısında dünya genelinde yaşanan gıda krizinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir dönüşümün sonucu olduğuna dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine işaret eden Halisçelik, küresel gıda fiyatlarının son yılların en yüksek seviyelerine ulaştığını hatırlattı.
“Enerji-Gıda sarmalı derinleşiyor”
Enerji maliyetleri ile tarımsal üretim arasındaki bağın giderek güçlendiğini ifade eden Halisçelik, petrol fiyatlarındaki yükselişin biyoyakıt talebini artırdığını, bunun da ayçiçek, soya ve mısır gibi ürünleri küresel enerji piyasalarının stratejik unsuru haline getirdiğini belirtti.
Rusya-Ukrayna savaşı sonrası tahıl koridorlarında yaşanan krizlerin gıdanın küresel güç dengelerindeki rolünü ortaya koyduğunu ifade eden Halisçelik, birçok ülkenin artık “önce kendi arz güvenliği” anlayışıyla hareket ettiğini kaydetti.
“Türkiye’de tarım yapısal sorunlarla karşı karşıya”
Türkiye’nin güçlü tarımsal potansiyeline rağmen ciddi yapısal sorunlarla mücadele ettiğini belirten Halisçelik, özellikle gübre, mazot, yem ve enerji maliyetlerindeki artışların üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Son yıllarda tarımsal girdilerde yüzde 500’ü aşan maliyet artışları yaşandığını vurgulayan Halisçelik, mazot fiyatlarının son 10 yılda yaklaşık 16 kat arttığını ifade etti. Üretim planlamasındaki eksikliklerin de sektörü kırılgan hale getirdiğini belirten Halisçelik, “Çiftçi ne ekeceğini, vatandaş ise temel gıda ürünlerini hangi fiyatla tüketebileceğini öngöremiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Mutfaktaki kriz derinleşiyor”
Yükselen gıda fiyatlarının toplum üzerindeki etkilerine de değinen Halisçelik, TÜRK-İŞ verilerine göre açlık ve yoksulluk sınırındaki artışın geçim krizini büyüttüğünü belirtti. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını ifade eden Halisçelik, özellikle dar gelirli kesimlerin sağlıklı gıdaya erişimde zorlandığını kaydetti. Halisçelik, bu durumun yalnızca ekonomik değil, sosyal bir risk alanı oluşturduğunu vurguladı.
“Tarım stratejik devlet politikası olmalı”
Doç. Dr. Ergül Halisçelik, yazısında tarımın artık yalnızca ekonomik bir sektör olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, gıda güvenliğinin milli güvenlik politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini ifade etti. Halisçelik, üretim odaklı uzun vadeli planlamanın önemine dikkat çekerek, çiftçinin desteklenmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve sürdürülebilir üretim modelinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Halisçelik, “Geleceğin güçlü ülkeleri yalnızca teknoloji üretenler değil, kendi halkının sofrasını güvence altına alabilen ülkeler olacaktır” ifadelerini kullandı.





