HEDİYE YAĞMUR / NÖBETÇİ GAZETE
Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) ile Yeşil Bursa Çalışma Grubu, kentin en önemli su kaynağı olan Nilüfer Çayı'ndaki kirliliği mercek altına alan "Herkesin Bildiği Sır-Nilüfer Çayı" raporunu kamuoyuna açıkladı.
Podyum Davet'te düzenlenen toplantıda, Nilüfer Çayı'nın kendi kendini temizleme kapasitesini yitirdiği, su ve oksijen seviyesinin kritik düzeye düştüğü açıklandı. BUSİAD ve Yeşil Bursa temsilcileri, "Nilüfer Çayı'nın kaderi Bursa'nın geleceğini belirleyecek" diyerek acil önlem çağrısında bulundu.

Yeşil Bursa Çalışma Grubu Komite Sorumlusu Hüsamettin Çoban, Nilüfer Çayı'nın geçmişten bugüne uzanan hikayesini ve ekolojik önemini anlattı. Çoban, çayın adını Orhangazi'nin eşi Nilüfer Hatun'dan aldığını hatırlatarak, "Yaklaşık 103 kilometrelik uzunluğuyla Nilüfer Çayı, Bursa ekosisteminin kalbidir. Doğduğu yerden Marmara Denizi'ne kadar uzanan bir yaşam zinciridir" dedi.
Çoban, bu zincir artık kırılma noktasında olduğunun altını çizerek, "Bursa'da yaşamın sürdürülebilirliği açısından Nilüfer Çayı hayati öneme sahiptir. Ancak tarım, sanayi ve evsel atık baskısı suyun kendini temizleme kapasitesini engelliyor" ifadelerini kullandı.
TARIM, SANAYİ VE EVSEL ATIK
Çoban, çay üzerindeki baskıların üç ana kaynaktan beslendiğini belirterek, "Tarım kaynaklı kirlilik, sanayi atıkları ve evsel atıklar… Bunların birleşimi, Nilüfer Çayı'nı nefessiz bırakıyor" dedi. Arıtma tesislerinin kapasitesinin yetersiz kaldığını, betonlaşmanın da suyun debisini düşürdüğünü vurgulayan Çoban, "Tarım, yerleşim ve sanayi baskısının yanında imar baskısı da eklenince çay artık taşkın riskiyle karşı karşıya. Suyumuz yok denecek kadar az" diye konuştu.
"ARTIK SU DEĞİL, BATAKLIK DENİLEBİLİR"
Nilüfer Çayı'ndan alınan üç farklı noktadaki numunelerin sonuçlarını da paylaşan Çoban, "Doğduğu yerde birinci sınıf su kalitesine sahip olan Nilüfer Çayı, şehir merkezinden geçerken artık 'su' denemeyecek hale geliyor. Azot miktarı o kadar yüksek ki, adeta bir bataklığa dönüşmüş durumda. Evsel atıklar nedeniyle etrafa yayılan kötü koku da bunun bir sonucu" dedi.
Nilüfer Çayı'nın taşıdığı azotun Marmara Denizi'ndeki müsilaj oluşumunda da payı olduğunu belirten Çoban, "Marmara'daki müsilajın görünmeyen kaynaklarından biri Nilüfer Çayı'dır. Kirlilik sadece Bursa!yı değil, deniz ekosistemini de etkiliyor" ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğinin de süreci hızlandırdığını da ekleyen Çoban, "Eskiden bir ayda yağacak yağmur artık bir günde yağıyor. Çözüm üretilecekse iklim değişikliği mutlaka dikkate alınmalı" diye konuştu.

"KÜÇÜK BİR ŞANSIMIZ VAR AMA HIZLI OLMALIYIZ"
Toplantının sonunda BUSİAD ve Yeşil Bursa Çalışma Grubu temsilcileri ortak bir çağrıda bulundu.
BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar, "Hala küçük de olsa bir şansımız var. Bursa'nın yaşanabilir bir şehir olarak kalması için Nilüfer Çayı'nı yeniden hayata döndürmek en büyük umudumuz" diyerek sözlerini tamamladı.





