Anlaşma kapsamında Hindistan menşeli birçok ürünün 2027 itibarıyla Avrupa’ya vergisiz şekilde girmesi bekleniyor. Bu durum, Avrupa’da Türk ürünlerine alternatif olarak Hint ürünlerinin daha fazla tercih edilmesine yol açabilir.

Ancak asıl kritik etki Türkiye iç pazarında ortaya çıkıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği ilişkisi nedeniyle, Avrupa üzerinden gelen ürünlerin dolaylı olarak Türkiye pazarına girişi kolaylaşıyor. Bu da Hindistan’dan gelen düşük maliyetli ürünlerin Türkiye’de yerli üreticiyle doğrudan rekabet etmesi anlamına geliyor.

Özellikle tekstil, kimya, plastik, deri, ayakkabı ve metal sanayi gibi Türkiye’nin güçlü olduğu sektörlerde ciddi bir fiyat baskısı oluşabileceği öngörülüyor. Çin ürünlerine ek olarak Hindistan ürünlerinin de piyasaya girmesi, rekabeti daha da sert hale getirebilir.

Hindistan’ın 1,5 milyarlık nüfusu, düşük üretim maliyetleri ve hızla büyüyen ihracat kapasitesi, onu küresel ölçekte güçlü bir üretim merkezi haline getiriyor. Yıllık yaklaşık 445 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Hindistan, ölçek ekonomisi avantajını giderek daha agresif biçimde kullanıyor.

Türkiye açısından tablo ise daha karmaşık. Mevcut durumda Türkiye-Hindistan ticaret hacmi 8,5 milyar dolar seviyesinde. Bunun 7 milyar doları ithalat, sadece 1,5 milyar doları ihracat. Yeni ticaret dengesi bu farkı daha da açabilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ