Seviyorum öz eleştiriyi.
İnsanı kendine getiriyor, geliştiriyor, iyileştiriyor.
Bu yüzden;
Çuvaldızı yeri geldiğinde kendimize batıralım ki, yanlışlarımızı düzeltelim.
Ve öyle büyük hatalar yapıyoruz ki bazen, kimileri affedilir gibi değil.
*
Yazmıştım…
Tekrar servis ediyorum!
Bursa’da;
2022 Şubat’ında kentin cazibe merkezlerinden olan Sur Yapı önünde kadın bir öğretmen, yeni ayrıldığı eşi tarafından başından vurularak öldürülmüştü.
Tetiği çeken cani, yani kadının eski kocası bir polisti.
Üstelik;
Kadının, yanında bulunan erkek de, (aralarında hiçbir gönül ilişkisi yok, olsa da kime ne çünkü boşanma gerçekleşmiş) gözü dönmüş tarafından aynı şekilde başından kurşunlanmıştı.
Bilmem hatırladınız mı?
O tarihte;
Haber ajanslarından biri yaşanan dehşet verici olayı bakın nasıl duyurmuştu:
‘’Cinnet geçiren polis, eski eşi olan kadın öğretmen ve dost hayatı yaşadığı yanındaki erkeği öldürdü!’’
Gazetecilik adına tam bir rezalet!
Böyle mi servis edilir haber abonelere?
Bir kere…
Ortada cinnet falan yok, cinnet olsa kişi kendini de vurur.
En vahim ve acı olan da neydi biliyor musunuz?
Saldırı sırasında sadece kadın ölmüş, yanındaki erkek yaralıydı.
Birkaç gün sonra hastanedeki yaşam savaşına yenik düşmüş olsa da bu kişi, haberin bu şekilde yayına verilip sonradan yapılan düzeltme ayıbı örtmedi.
Eleştirmiştim…
Sıcağı sıcağına kaleme aldığım yazımda şu ifadeleri kullanmıştım:
"Mesleğe yıllarını vermiş bir gazeteci olarak itiraf ediyorum. Ben böyle bir gazetecilik yapmadım. Bizim zamanımızda bu gibi hatalar yapanı anında kapının önüne koyarlardı."
*
Hata olmaz değil!
Ama zora girmek, başkalarını zora sokmak, zarar vermek, yada komik duruma düşmek ne bileyim beni rahatsız ediyor.
Zaman zaman Nöbetçi Gazete’deki mesai arkadaşlarım haber konuşurken bana ''çok mükemmelliyetçi’’ olduğumu söylese de bu halimden ödün vermeyeceğim.
Yine dikkatimizi çekti!
Uludağ beyaz gelinliğini giydi, hava sıcaklığı kentte hissedilir derecede düştü.
1 Aralık’ta yağan kar, 10 santimetre olarak ölçülmüştü.
Güneşin de kendini göstermesiyle kar kalınlığı 6 santimetreye inmiş.
Ajansın;
Abonelerine servis ettiği haberin başlığına bir bakın:
‘’Uludağ’da kar kalınlığı 6 santimetreye geriledi.’’
Ekonomi haberciliğinde, örneğin ihracat ve ithalat rakamları verirken düşüşü gerileme olarak ifade edebiliriz.
Eriyen kar için gerileme dersek, iki nitelendirme arasında dağlar kadar fark var.
Yanılıyor muyum?
Kopyala yapıştır haberciliğinin zirve yaptığı bir dönem içindeyiz.
Editör arkadaşlarımız haberi okumadan ajanstan geldiği haliyle internet sitelerinde yayına verince de işte yenen golün fotoğrafı.

*
Dünden bir başka örnek daha!
Bursa’nın;
Önde gelen firmalarından Şenöz Kuruyemiş’in sahibi Bedri Şenöz yaşamını yitirdi ve sevenleri dün sonsuzluğa uğurladı.
Bedri Şenöz iş dünyasının tanınmış ismi olunca, vefatı haber ajanslarınca da duyuruldu.
Mesleğin kıdemlilerinden olan gazeteci arkadaşım Zafer Opsar, haberi eksik bulunca telefonla aradı beni.
Dedi ki:
‘’Enverciğim, bizi büyüklerimiz böyle yetiştirmedi. Ajans Şenöz’ün öldüğü haberini geçmiş ama, metnin içinde ne yaşı var, ne kaç çocuğu olduğu, ne de ölüm sebebi.’’
Ve şunu ekledi:
‘’Hatırlarmısın, biz muhabirlik yaptığımız yıllarda eksik bir haberle gazetenin kapısından adım atmaya korkardık. Çünkü bilirdik sonumuzun ne olacağını.’’
Ajansın haberindeki eksikliği o halde ben tamamlayayım.
Merhum iş insanı Bedri Şenöz’ün ikisi erkek biri kız 3 çocuğu bulunuyor.
Yaşı ise 84.
Rahatsızlığı yüzünden bir süredir tedavi gördüğünü öğrendim.
*
Bitirirken…
Bir sonraki yazım yine gazetecilik üzerine olacak.
Fakat;
Bu kez konu gazeteciliğe soyunanlarla ilgili.
Gerçek basın emekçilerinin arasında cirit atan ''Çakma gazeteci''lerin ''İtibar suikastı''na maruz kalmalarına daha ne kadar göz yumulacak?
Gazeteciliğe soyunan kurumlar kimler?
Amaçları;
Yerel medyaya rakip mi olmak acaba?