Karşıyaka maçından sonra Bursaspor Basketbol’da ortalık toz duman oldu.
Geçtiğimiz hafta Bursaspor Başkanı Enes Çelik bir basın toplantısı düzenleyerek sezon sonu değerlendirmesi yapmıştı.
Dün de Bursaspor Basketbol Başkanı Sezer Sezgin bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.
Ben de dikkatimi çeken bazı bölümleri ve ardından yorumumu paylaşacağım.
***
Sezer Sezgin açıklamasını kronolojik olarak sondan başa doğru yaptı.
Çünkü geçtiğimiz pazar günü oynanan Karşıyaka maçında o kadar ortalık karıştı, sosyal medya birbirine girdi ki...
Başkan biraz da buna mecbur kaldı.
Sezer Sezgin’in canı çok sıkılmış ama eleştirenlerin de kendisinin 7 yıldır takım için yaptıklarının bilincinde olduğunu, eleştirilerin kızgınlıkla yapıldığını söyledi.
Müsabakadan dolayı da çok üzgün olduğunu dile getirdi.
“Sezon boyunca takım zaman zaman türbülanslara girdi ama buradan bizi taraftarımız çıkardı” dedi.
Karşıyaka karşılaşmasından erken ayrılmasının sebebini ise maç bitimine “1 dakika 45 saniye kala 9 sayı öndeydik” diyerek İzmir Spor Şube’den bir müdür yardımcısının salondaki atmosferi gerekçe göstererek kendisini arabaya doğru götürmek istemesi olarak açıkladı.
Son maçtan önce Enes Çelik’in TOFAŞ ile ilgili 'birleşme' açıklamalarına da değindi.
Çelik’in Bursaspor Basketbol için en iyisini istediğini bizzat bildiğini aktardı.
"Ben Bursaspor Basketbol Başkanı değil, emanetçisiyim" dedi.
Ama o açıklamalardan sonra oyuncuların Karşıyaka karşılaşmasındaki konsantrasyonunu sağlamanın da çok zor olduğunu ifade etti.
Cuma günü sponsorlardan birinin takım ile buluştuğu organizasyonda Karşıyaka’yı yenmeleri halinde Avrupa’ya gideceklerini söylemiş. Yani bir motivasyon konuşması yapılmış belli ki.
Yine bu yemekte bir önceki hafta 27 sayı atan Hunt’ın bir haftadır sakatlığından dolayı antrenmana çıkamadığını öğrenince takımın fizyoterapistine “Ne yapın edin, Hunt’ı son maçta oynatın” demiş. Karşıyaka maçından yaklaşık yarım saat önce galibiyet primini 3 bin dolar olarak belirlediğini söylemiş. Ama maç günü Karşıyaka tarafından salonda yaratılan olumsuzlukları görünce bu rakamı 5 bin dolara çıkarmış devre arasında.
Şunu da söylemeliyim Sezer Sezgin’in bu açıklamalarla oyuncuları zan altında bıraktığı konuşulmuş sosyal medyada ama bunu söyleyenler başkanın açıklamalarını tam dinlememiş gibi duruyor.
Sezer Sezgin oyunculardan yana da bir art niyet söz konusu olmadığını özellikle belirtti, kendim duydum...
Bir de şöyle bir durum var; takım gerçekten ilk kez isim sponsoru olmadan başladı ve sezonu öyle bitirmek zorunda kaldı.
Sezer Sezgin gemiyi limana yanaştırmak için maddi manevi büyük fedakarlıklar yaptıklarını söylerken gözleri dolu dolu olduğunu kendim gördüm. Dalgalarla boğuşurken geminin nasıl limana getirildiğine teveccüh gösterilmediğini bu nedenle üzgün ama her şeye rağmen gururlu olduğunu söyledi.
***
Toplantının en dikkat çekici anlarından biri şu an oldu benim için:
Sezer Sezgin’in bugüne kadar destek verenlerden bahsettiğini çok gördüm ama “şu isimler şöyle destek vermedi, böyle dedi” diye konuştuğunu belki de hiç görmedim. Bilmiyorum göreniniz var mıdır...
Sezer Başkan verilen sözlerin tutulmadığını, sosyal medyadan atılan tweetlerin gerçeğe dönüşmediğini, yapacağız denilenlerin yapılmadığını söyledi.
Benim de son zamanlarda yeni takıntım da bu benim işte...
Ne kadar utanmaz ve iki yüzlü bunları yapanlar...
Futbol olsun, basketbol olsun...
Takım iyiyken boy boy fotoğraflar çektirirler, sosyal medyada prim yaparlar, takım kötüyse hiçbirini ortada bulamazsınız...
Sadece sponsor olarak söylemiyorum bunu.
Medyasından sponsoruna, siyasetçisinden sanayicisine, yerel yönetimine kadar böyle...
Lafa gelince herkes Bursasporlu ama icraata gelince kimseyi göremiyoruz.
Kulvar bir anda değişiveriyor, Bursaspor influencerları ortadan yok olup başka yerlerde karşımıza çıkıyorlar...
Tabirimi mazur görün ama sosyal medyadaki bu “Bursaspor satar” algısına da herkesin el birliği ile bir çeki düzen vermesi gerekiyor.
Salon ve stadyumun istisnasız her noktası (en azından benim gördüğüm noktaları) koca birer Instagram stüdyosuna dönüşmüş durumda.
Evet insan “gönül verdiği” takımla ile ilgili sosyal medyada paylaşım yapabilir tabii, ama bu başka bir şey...
Bizim futbol takımımız da basketbol takımımız da taraftarın desteği ile sürükleniyor, bunu hepimiz biliyoruz...
Ama sonradan gurme bir Bursasporlu olmadığım için bunu rahatlıkla söyleyebileceğimi düşünüyorum:
Futbol iyiyse futbola, basketbol iyiyse basketbol maçına gidiliyor algısının da birazcık yıkılması gerekiyor sanki.
İki maça gitmenin neredeyse imkansız olduğunu, bunun zorluklarını ben de biliyorum...
Futbolun ve basketbolun kitlesinin de, hitap ettiklerinin de farkındayım.
Benim bahsettiğim onları bağlayan kısım...
Çünkü Bursaspor taraftarı her zaman söylendiği ve futbol örneğinde bu yıl da gördüğümüz gibi takımını her koşulda destekleyen bir camia...
Aynı zamanda vefalı da...
Bu konuda son zamanlarda biraz duygusal yaklaştığımızı düşünüyorum.
Çünkü EuroCup finaline çıktığımızda hepimiz aynı gururu yaşadık.
Basketbol kapansa üzülmeyecek miyiz?
Ama takımı sıfırdan bu noktaya getirip sponsoru olmadığı halde hala ligde tutabilen başkanın da vefayı hak ettiğini düşünüyorum.
Sponsor yok, “Benim şöyle bir projem var, burayı yaşatalım” diyen yok, bunlar için yardımcı olan yok, basketbolu sahiplenen yok...
Yok, yok, yok...
Bunlar olmayınca gerçekten bulunduğumuz nokta bile mucize gibi geliyor...
Basketbol maalesef ki daha ’para endeksli’ bir sisteme sahip.
Herkes dilediği kişiyi eleştirebilir, ama bu eleştirinin dozu ve eleştirirken ortaya bir çözüm koyup koymadığı çok daha kıymetli.
Kişilerden bağımsız söylüyorum. Çünkü bu bir kişiyle alakalı değil, komple bir branşla ilgili...
Kimse yalnız bıraktığı bir branşa bu kadar yüklenmemeli...
Özdemir Asaf'ın da dediği gibi...
"Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz..."
Şimdi düşünüp duralım.
Ne anladıysak o...