Hafta sonu kendimi televizyon karşısına kilitleyip Formula 1’in yeni sezonu hakkında izlenebilecek her şeyi izledim sanırım.

Öncelikle şunu söyleyebilirim ki; kim “Formula 1 izledim, ben biliyorum” diyorsa yalan söylüyor.

Çünkü şu an takımlar ve pilotlar dahi bu oyunu yeniden öğreniyor.

Pilotlar ve takımlar yarışarak, seyirci de izleyerek kuralları öğrendi resmen.

Geçen hafta yayınlanan videomda söylediğim gibi:

Formula 1 gerçekten baştan yazıldı....

Formula 1'in 75 Yıllık Tarihi: Ölümden, 2026'nın çılgın kurallarına
Video: Formula 1'in 75 Yıllık Tarihi: Ölümden, 2026'nın çılgın kurallarına
İçeriği Görüntüle

Sezonun başladığı Avustralya Grand Prix’sinde yeni kurallar ve uygulamalar bir anlamda yeniden test edildi denilebilir.

Hibrit motorların etkisi...

Araçların gerçek sesini duyamamak gerçekten sinir bozucu, büyük elektrikli süpürgeler yarışıyormuş gibi hissettiriyor bazen.

Batarya ile ilgili verilen mücadele ise izleyeni de pilotları da canından bezdiriyor.

Depolama kapasiteleri gerçekten çok küçük.

Pilotlar hamle yapmadan önce sıradaki hamlelerini de düşünmek zorunda kaldıkları bir satranç oynadılar...

Hamilton’ın da dediği gibi pilot olmaktan ziyade bir mühendis olmayı gerektiren değişiklikler yapıldı.

Batarya ve kanatların kullanımı, süper kesintiler...

Dün Çin Grand Prix’sinde koşulan yarışta güç ünitelerinin, özellikle 13 ve 14. viraj arasındaki ve neredeyse 1,4 km’lik uzun düzlükte ilk kez deneyimlendiği söylenebilir.

Son 2 yılın marka şampiyonu McLaren ve toplamda 7 pilot yarış tamamlanmadan veda etti.

Hatta kimisi yarış daha başlamadan...

Dikkat çeken bir diğer husus da Ferrari’nin muhteşem kalkışları oldu.

Kalkışlar gerçekten iyi olsa da Mercedes’in hızına düzlükte yetişemediler.

Avustralya Grand Prix’sinde Mercedes, Ferrari’nin 15.519 saniye önünde bir performans sergiledi. Bu da tur başına 0.226 saniye fark anlamına geliyor.

Çin’de ise bu fark 25.267 saniyeye çıkmış. Yani tur başına 0.580 saniye fark...

Tabii bu da pole pozisyonuda yarışa başlayan İtalyan pilot Antonelli ve İngiliz pilot Russel’ın farkı açmasında önemli bir faktör oldu.

Mercedes’in peşini uzun süre bırakmayan Ferrari pilotları Hamilton ve Leclerc’in podyum için kendi aralarındaki temassız rekabeti ise izleyenler için keyifli anlar yarattı.

Sözün özü bilinmezliklerin ortasında Mercedes’in takım patronu Toto Wolff’un henüz daha çok genç yaşta olmasına rağmen güvenip Hamilton’ın koltuğuna oturttuğu 19 yıl 6 ay 18 günlük Kimi Antonelli, Çin Grand Prix’sini kazanmakla kalmayıp; 20 yıl sonra yarış kazanan ilk İtalyan pilot ve Formula 1 tarihinde yarış kazanan en genç 2. pilot olma ünvanına erişti.

Hamilton bir buçuk yıl sonra ve Ferrari ile ilk kez podyuma çıktı.

Sezonun hayal kırıklığı ise Aston Martin olmuş gibi görünüyor. 35. turda yaşlı kurt Fernando Alonso’yu pitte gördük.

Alonso ve Lance Stroll’un şasede yaşanan titreşimle alakalı ciddi problemlerle karşılaştığını biliyoruz.

Hatta Alonso ellerinde hissettiği titreşimin bir noktadan sonra ayaklarını etkilediğini söyleyip yarışta zaman zaman direksiyonu bıraktığını da gördük.

Üstelik sinirlerinde kalıcı hasar riski olduğu belirtiliyor.

Tabii sonra da yarıştan çekildiler...

Henüz daha başlamadan sezonun Mercedes ve Ferrari arasında geçeceği söyleniyordu.

Şu an bunu söyleyenleri haksız çıkartan bir taraf göremiyorum.

Avustralya ve Çin Gram Prix’leri gerçekten keyifli seyir zevki yüksek yarışlardı.

***

Öte yandan FOM’in clipping esnasında araçların frenlerken yaşadığı hız düşüşünü gizlemek için ekrandaki hız verilerini bilerek yanlış gösterdiği iddialar arasında.

Ve tabii Verstappen’in "Mario Kart antrenmanı yapıyorum" açıklamasının da Formula 1 hesaplarından sansüre uğradığı ifade ediliyor.

Sansür, manipülasyon ve yarış güvenliği konusunda çok ciddi iddialar var.

Bu hamur daha çok su götürür...

***

29 Martta yapılacak Japonya Grand Prix'si sonrasında planlanan Bahreyn ve Suudi Arabistan Grand Prix’lerinin bölgede yaşanan savaştan dolayı yapılmayacağı açıklandı.

Ama önemli bir detay da şu ki iptal edilmedi, yapılmayacağı açıklandı.

Yarış takviminde belki uygun bir zaman aralığı düşünülebilir ancak şu an için bu da mümkün görünmüyor.

2027 için düşünülen ülkeler de (ki İstanbul Park da buna dahil) değerlendirilmiş ancak yeterli sonuç alınamamış.

Yani böylece Japonya Suzuka’dan sonra Nisan ayına kadar yarış yapılmayacak.

35 günlük bir boşluk...

İyi değerlerlendirilirse takımların eksiklerini giderebilmesi adına güzel bir fırsat olabileceğini düşünüyorum.

Ancak taraftarlar için ise oldukça uzun bir süre...

Bakalım Suzuka öncesinde ve sonrasındaki upuzuun boşlukta neler yaşanacak...