İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin yayınladığı rapora göre 2025’in ilk 9 ayında bin 566 işçi hayatını kaybetti.
Sadece eylül ayında en az 206 işçi yaşamını yitirdi.
Bunlar sadece birer rakam ya da istatistik değil. Lütfen dikkatli okuyun!
Ailesinden koparılan, yuvası dağılan bin 566 insandan, candan bahsediyoruz.
Binlerce de yakınından...
Tabii bu yalnızca bilinenler...
İşçilerin yakınları, hekimlerin, sendikaların, iş güvenliği uzmanlarından öğrenilebilen kadarı.
Bildirilmeyen, iş yerlerinde ‘halledilen’ ve mesleğe bağlı yaşanan kronik rahatsızlıkların dahil edilmemiş hali.
Dahil edildiği takdirde çok daha acı bir tablo ile karşılaşıyoruz.
İş cinayetleri ile yaşamını yitirenlerin geride bıraktıkları eşleri, anne- babaları, çocukları...
Peki onların vebalini kim ödeyecek?
Bunun sorumlusu kim?
Karı, canın önüne koyanlar, onlardan hesap sormayanlar ve tüm bu kişilerle işbirliği yapanlar...
Ölüm nedenlerinde ise yüzde 66 ile ilk sırada trafik/ servis kazaları yer alıyor.
Traktör kasasında tarlaya giden tarım işçileri, servis demeye bin şahit isteyen minibüsler, iş yetiştirme baskıları, uzun saatler çalıştırılan şoförler, sırf karları azalacak diye düşük tutulan araç sayıları...
Bu ölümlerin en büyük nedenleri ise güvencesizlik ve sendikal örgütlenmenin zayıflığı...
Eylül ayında ölen işçilerin yüzde 99,52’si sendikasız.
Sadece ve sadece bir kişinin sendikası var.
Hayatını yitirenler arasında çok acı hikayeler var bunlardan biri de atama bekleyen öğretmenler Erhan Deniz ve Maşallah Oktan’ın.
Hayatlarının baharında okudukları mesleği bile yapamadan yitip gittiler...
2025’in başından beri hayatını kaybeden işçilerden 95’i ise çocuk işçi.
Güvencesiz şartlarda çalışan, okulda ders sıralarında olması gereken, ailelerine katkı sağlamaya çalışan, sefalete mahkum edilen, birilerinin parmağının ucuyla döndürdüğü çarkların arasında can veren çocuklar.
İş cinayetleri kader değil, takdiri ilahi değil, ihmallerin eseri.
Bu utanç tablosunun sorumlularına ‘dur’ demedikçe vebali hepimizin boynuna.
İş yerlerindeki güvencesizliğin ve sessizliğin bedeli hayatlarımız olmasın.
Unutmayın ki bir canın bedelini o en zengin diye gösterenlerin serveti bile ödemeye yetmez.