Şehrin doğusunda, batısında toplam üç üniversitemiz var.

Bilimsel performanslarını bir kenara bırakırsak eğer, bu şehir hayatının canlılığı için güzel bir veri ancak biz BUÜ’dekileri özellikle bir dönem Görükle’ye hapsetmeye çalıştığımız için, BTÜ’dekilere de yeni yeni kampüs hayatı sunabildiğimiz için beklenen etkiyi bulamadık.

Uludağ Üniversitesi’nde kampüs hayatı daha iyi noktada ama sosyal tesis eksikliği göze çarpıyor. İşte bu noktada önce Recep Altepe döneminde bir Görükle Gençlik Merkezi hizmete alındı, ikincisi için de Alinur Aktaş döneminde çalışmalara başlandı.

Ancak ne olduysa, 31 Mart 2024’teki yerel seçimlerde Büyükşehir’i CHP’nin adayı Mustafa Bozbey’in kazanması ile oldu. Şehrin iktidarla uyum içerisindeki bürokrasisi, Bozbey’le ‘kan uyuşmazlığı’ yaşayınca bir takım krizler baş gösterdi.

Bu krizlerin en tazesi de kampüste kaba inşaatı tamamlansa da yarım bekleyen Gençlik Merkezi...

Bünyesinde 13 atölye, 3 salon, 1 e-spor merkezi ihtiva eden, açıldığı takdirde kampüs içerisinde önemli bir işleve sahip olacak merkez, Büyükşehir ve BUÜ Rektörlüğü arasındaki anlaşmazlığın çözüme kavuşmasını bekliyor.

Taraflardan BUÜ, Büyükşehir’in gençlik merkezini yönetmek istediğini söyleyerek kampüs içerisinde kendilerinin tek yetkili olduğunu vurguluyor.

Son HGS kararı ile ‘tamamen duygusal’ bir adım atan üniversite yönetimi, merkezin açılması ile artı bir gelir kapısına da sahip olacaktı ancak yaşanan anlaşmazlık, öğrencileri de hesaba katarak üç tarafın da zarara uğradığı bir finalle noktalandı.

Öğrenciler de zararda çünkü kampüs içerisinde böyle bir sosyalleşme alanına ihtiyaç var.

Peki bu anlaşmazlık nasıl baş gösterdi?

Konuyu, doğrudan muhatabı olan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e sordum.

Bozbey, söz konusu tesis için Uludağ Üniversitesi ile bir protokol hazırlandığını, bu protokol uyarınca spor tesisi yapımı karşılığında gençlik merkezinin Büyükşehir’e devri konusunda anlaşma sağlandığını söyledi. Ancak, seçim sonrasına bırakılan imza bir türlü atılamamış.

Başkan Bozbey, üniversite yönetimiyle çok sayıda görüşme yaptıklarını ancak gençlik merkezinin belediyeye devri konusunda adım atılmadığını söylerken, üniversite yönetimini siyasi saiklerle hareket etmekle eleştirdi.

Peki, şimdi ne olacak? Bozbey’in sözlerini olduğu gibi aktarıyorum:

“Öğrencilerimizin daha fazla mağduriyet yaşamaması için gençlik merkezini mevcut haliyle üniversiteye devretme kararı aldık. Elbette arzumuz, bu tesisi belediyemizin işletmesiyle, gençlerimize en iyi koşullarda hizmet vermekti. Çünkü merkezimizde sunmayı planladığımız olanaklar, yalnızca bir bina değil, gençliğin geleceğine yapılan bir yatırımdı.

Modern E-Spor alanlarıyla dijital spor imkânları,
- Green Box stüdyosuyla gençlere medya üretim alanı,
- Teknoloji atölyeleri ve Dijital Gençlik Merkezi (DİGEM) ile yenilikçi eğitim ortamları,
- Sanat ve meslek kurslarıyla gelişim fırsatları,
- 7/24 açık çalışma alanları ve ücretsiz internet,
- Gençlerin sosyalleşebileceği B-Kafe ve ücretsiz ikramlar gibi birçok hizmet sunulacaktı.
Tüm bu imkânların hayata geçmesi için belediyemize devrin yapılması gerekiyordu. Ne yazık ki bu yetki verilmediği için öğrencilerimiz, böylesine donanımlı bir tesisten tam anlamıyla yararlanamayacaklar.

Belediyemizin bir kamusal hizmet olarak gençlerimize sunduğu kültür, sanat, spor etkinliklerinin, ortak çalışma alanları ve kariyer desteklerinin olduğu bir modeli kentimize ve üniversitemize kazandırmayı çok isterdik. Ancak bizim de bir kamu kurumu olduğumuz unutularak ortaya konulan olumsuz tavır Mustafa Bozbey’e değil, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne değil, Uludağ Üniversitesi’nde eğitim gören kıymetli öğrencilerimize zarar vermiştir.

Oysa bizlere “kamu hizmetlerinde ve yatırımlarında devamlılık esastır” ilkesi öğretilmiştir. Bizler, üzerimize düşeni sonuna kadar yaptığımız halde üniversite yönetiminin o alanı Belediyemiz uhdesine bırakmaması nedeniyle aksama yaşanmış olmasını Bursalı hemşehrilerimin takdirine bırakıyorum”

Bina tamamlanmamış halde üniversiteye devredilmiş, maddi sıkıntı yaşayan üniversitenin de eksikleri gidererek tesisi hizmete açma ihtimali en azından bu dönem için epey zor.

Hatırı sayılır bir hayırsever el atar mı, görünen o ki o da çok mümkün değil.

Son çare, gönülsüz bir müzakere ile devir teslimin tamamlanması gibi duruyor. Bu imzalar atılır mı, eğer ortada ‘siyasi saikler’ varsa neredeyse imkansız.

Ancak üniversite öğrencilerinin faydalanabileceği bir tesis yapmak için çıkılan yolda yaşanan bu kriz, niyetlerin nerede mecburiyete bağlandığını çok güzel özetliyor...