Aylardır CHP yönetiminin ve memleketin başında Demokles’in kılıcı gibi sallanan ‘mutlak butlan’ kararı çıktı, ve 2023 Kasım’ında Özgür Özel’in genel başkanlığı ile noktalanan kurultay geçersiz sayıldı.
Özetle, yargı siyasete format attı ve partinin başına yeniden Kılıçdaroğlu geçti.
Normal şartlarda, CHP’nin yıllarca genel başkanlığını yapan Kılıçdaroğlu’ndan beklenti gemiyi limana sakince yanaştırması ve hızlıca yeni kurultay sürecini başlatmasıydı, görünen o ki yapmayacak.
Kimilerine göre 78 yaşındaki Kılıçdaroğlu, gençlik kolları üyesi edasıyla bitip tükenmek bilmeyen hırsıyla yeniden yüz yıllık partiye çöreklenmeye, kimilerine göre ise üst akıl olmaya geliyor. Ancak her ne sebeple olursa olsun gelişinin ‘sakat’ olduğunu söylemek lazım.
Zira, daha önce girdiği 13 seçimi kaybeden ve ‘küçük olsun benim olsun’ mottosuyla partiyi belli kliklerin eline teslim etmekte beis görmeyen ‘Bay Kemal’ belli ki son dans için yeniden kolları sıvadı. Henüz genel merkeze giremedi ama onu da deneyecektir diye düşünüyorum.
Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilinden birkaç gün önce, bir perşembe akşamı saat 17.30’da duyurulan bu karar sonrası ekonomi nasıl etkilendi, kimler kazandı kimler kaybetti, onu uzmanları anlatır. Ben, işin hissi kısmındayım.
Bu satırlar, bugünden geleceğe not tutmak adına kaleme alınmaktadır.
31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nde yıllar sonra ilk kez bir seçimi önde tamamlayan, yerelde büyükşehirlerin hatırı sayılır bir kısmını kazanan CHP, haliyle kendini iktidar namzeti olarak görmüş hatta ‘Türkiye’nin Birinci Partisi’ sloganını kullanmaya başlamıştı. Genel kanı, 2027 ya da 2028’de yapılması planlanan genel seçimlerde CHP’nin iktidar olması, Ekrem İmamoğlu’nun ise Cumhurbaşkanı adayı olarak mücadele vermesi üzerineydi.
19 Mart 2025’te o plan bozuldu.
İstanbul’da bazı ilçelerde başlayan, CHP'li diğer büyükşehir belediyeleriyle devam eden gözaltı furyası en son Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na sıçramış, İmamoğlu çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. İmamoğlu hali hazırda kendisine isnat edilen çok sayıda suçla mücadele ediyor. TRT’den canlı yayınlanması istenen duruşmaların her oturumunda sürecin İmamoğlu lehine işlediğine yönelik yorumlar yapılıyor.
İmamoğlu sonrası Genel Başkan Özgür Özel öncülüğünde her hafta İstanbul’un bir ilçesinde ve memleketin bir şehrinde olmak üzere mitingler düzenlendi. Kimileri bu mitingleri yetersiz buldu, kimileri şarkı türkü çalınmasını eleştirdi ama günün sonunda konsolidasyon namına Özel belli ki bu mitinglerden istediğini aldı. CHP’yi salonlardan çıkardı, meydanlara indirdi. Tahmin edilmeyen şehirlerde beklenmeyen kalabalıklar toplandı.
Bunun bedelini de mutlak butlan ile ödedi, ödeyecek, ödeyecekler gibi duruyor.
Aslında çıkan bu karar siyasi sonuçlarının yanında, memlekette hemen her şeyin bir mahkeme kararı ile tepetaklak olabileceğini göstermesi açısından da ayrı bir önem taşıyor. Onu da ilerleyen günlerde yeterince konuşuruz zaten.
Gelelim yazının başlığına.
Perşembe gecesi, kararın çıkmasının hemen ardından çiçeği burnunda kayyum Kılıçdaroğlu, apar topar yayınladığı birlik beraberlik mesajında ne kadar samimi olduğunu ertesi gün görevden aldığı avukatlar ile yedi düvele göstermiş oldu.
Şu an genel başkanlık unvanı elinden alınan Özgür Özel ise direnişe devam edeceklerini söyledi, ‘Gerekirse hayatı durdururuz. Bu saatten sonra kimse bana laf söyleyemez’ diyerek belki de kitlesel eylemlerin işaret fişeğini ateşledi.
Önümüzdeki günler, aylar siyaseten çok hareketli geçecek bu belli. Belki eylemler, protestolar göreceğiz. Ha bir de tahminim odur ki birkaç aya yeniden seçim atmosferine gireceğiz.
Seçim, demokratik ülkelerde, demokrasi ile seçilen liderlerin birbiriyle yarıştığı bir mekanizmadır. Yani, ortada Kılıçdaroğlu’nu ilgilendiren bir durum yok.
Kaldı ki, kendisini 2008 yılında Uğur Dündar’ın programlarında patlattığı balonlarla tanımaya başladığımız, genel başkanlık koltuğuna hasbelkader oturan, yönetiminde türlü skandala imza atılan, inadıyla meşhur, seçim yenilgileriyle meşhur, son imzası olan 2023 Seçimleri henüz hafızalardan silinmeyen Kılıçdaroğlu neden parti içi iktidar için bu kadar hevesli?
Bu kadar tepkiye bu kadar bedduaya bu kadar bölünmeye, ayrışmaya değdi mi?
Belki bir gün bu soruları da CHP’nin Pirus zaferiyle koltuğa oturmaya debelenen ‘piro’suna soran çıkar.
Ancak unutmamak gerek;
Partiler, ofisler, içinde inanan kimse olmadığı sürece boş binalardır.
Yarın bir gün yapılacak seçimde aynı kadro ile 14. yenilgi geldiğinde, nedenini ‘yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer’le anlatırlar artık...