Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in daveti üzerine Fadıllı’daydık dün.

Bildiğimiz Nilüfer’den başka bir Nilüfer’in, adı en çok zikredilen noktalarından biri Fadıllı. Nilüfer Belediyesi bu noktaya NİLBEL marifetiyle şık bir leylek kafe kazandırmış.

Başkan Şadi Özdemir’den öğrendik ki Fadıllı’daki leylek popülasyonu Eskikaraağaç’takinden daha fazlaymış. Nilüfer Belediyesi, Fadıllı’nın hemen karşısında yer alan Gölyazı ile ulaşımı kolaylaştırıp yeni bir turizm destinasyonu oluşturmak için yüzer iskele projesi hayata geçirmeyi hedefliyormuş.

Gölyazı’nda yükselen su seviyesi sebebiyle ‘taşkın kodu’ probleminden dolayı yeme-içme mekanları konusunda sıkıntı yaşandığını söyledi Başkan Özdemir. Bunun çözümü olarak da Fadıllı alternatif alan olarak ön plana çıkmış.

Öte yandan sadece Fadıllı ve Gölyazı değil Ayvaköy’ü ve Akçalar’ı da tarımsal değerleri bir kenara bırakmadan turizm paydaşı yapmayı hedefliyor Nilüfer Belediyesi. Beş günlük, bir haftalık turların gerçekleştirildiği bir destinasyon projesi var Başkan Özdemir’in aklında. Bu destinasyonda dijital göçebelere de yer var, doğa tutkunlarına da...

Tozlu yollardan gittiğimiz Fadıllı’da ve diğer köylerde bu türden bir eko-turizm hamlesi, doğasıyla ön plana çıkartılacak noktalara el değmesi demek, orijinalliğine zarar vermek bir anlamda. Beri yandan tüm bu hareketlilik içerisinde tarımın nasıl ‘organik’ bir şekilde sürdürülebileceği de önemli bir soru işareti. Başkan Özdemir de bu bölgelerin sadece turistik noktalar olmadığını ve aktif yaşam sürdürüldüğünü hatırlatarak ‘kırsal üretim’ vurgusu yaptı.

Hatta vurguyu da ‘Gölyazı’ya gelen sadece gözleme yiyip dönmesin’ sözleri ile perçinledi Başkan Özdemir.

Nilüfer’in geleceğine yönelik planların ve hedeflerin anlatıldığı masanın bizim oturduğumuz uç kısmında ise telefonlara gelen bildirimin oluşturduğu ‘analiz havası’ vardı.

Zira, CHP’de çarşamba günü kesin ihraç talebi bulunan 9 vekile karşılık Özgür Özel’e yakın olan 27 isim Parti Meclisi’nden istifa kararı almıştı. Normal şartlarda ve demokratik ortamlarda alınan kararın karşılığı kurultay idi.

Ancak ne biz normal şartlardaydık ne de CHP genel başkanlığı koltuğunda oturan kıdemli devlet memurunun kurultay gibi bir düşüncesi vardı.

O esnada Başkan Özdemir de konuşmasında Bursa’nın başındaki temel dertlerden olan plansız kentleşme ve orantısız sanayi hamlelerinden bahsetmekteydi. TEKNOSAB ile Bursa’dan başlayan bir sanayi hattının Bandırma’ya kadar olan alanı yapılaşmaya açması planlanırken verimli arazilerimizi kaybedeceğimizin de altını çiziyordu. İleri teknolojinin koca koca binalarla değil, bir oda bir bilgisayarla da kolaylıkla sağlanabileceğini söylerken, sohbetin başında hedeflenen eko-turizm hamlesine en büyük zararı bu plansız sanayi hamlesinin vereceğini anlatıyordu.

Biz ise gelen bildirimi ‘hatırlatma babında’ haber merkezlerine ileterek görevimizi ifa ediyor, kısık sesli yorumlarla memleket geleceğine dair kaygılarını taşıyorduk. Masanın başında biri ‘kurultay’ soslu bir soru sordu, karşımda oturan Esat abi (Kaplan) ‘Kurultayın olmayacağı en baştan belli değil mi’ dedi, hemen yanındaki Zafer abi (Opsar) da ‘Tarih, bu süreçte kimin nerede durduğunu yazacaktır’ dedi. El hak, beyanlar sonuna kadar doğruydu.

Toplantının son dakikalarında Başkan Şadi Özdemir uzun yıllar yol yürüdüğü, birlikte mücadele verdiği isimlerin günün şartlarına kolayca adapte oluşuna ve ‘planın parçası’ olmalarına tepki gösterdi, toplantı faslı bitti ve Türk kahvesi eşliğinde sohbet faslı başladı.

Kalktığımız masanın üstünde ise ana muhalefet partisinin kördüğüm olmuş geleceği ve bir ilçenin sanayi dumanı arasında yol bulmaya çalışan turizm rotası kaldı...