Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Temmuz 2026 Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 37,00 seviyesinde sabit bırakması piyasa beklentileriyle uyumlu karşılandı. Banka, aracı kurum, portföy yönetim şirketleri ve uluslararası yatırım kuruluşlarının değerlendirmelerine göre, para politikasında sıkı duruş korunurken, olası faiz indirimlerinin zamanlaması büyük ölçüde yılın son çeyreğine ötelendi.
İç talepteki yavaşlama öne çıktı
Kurum raporlarında, TCMB'nin karar metninde yer alan "iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiği" ifadesi dikkat çekti. Analistler, iç talepteki yavaşlamanın para politikasında ilerleyen dönemde normalleşme için alan oluşturabileceğini ancak enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin Merkez Bankası'nın temkinli duruşunu sürdürmesine neden olduğunu belirtiyor.
Raporda ayrıca temmuz ayında enflasyonun ana eğiliminde beklenen geçici yükseliş nedeniyle eylül ayında beklenen olası faiz indiriminin yılın son çeyreğine kayabileceği değerlendirmesi yapıldı.
İlk adım repo ihaleleri olabilir
Ekonomistlerin ortak beklentisi, TCMB'nin normalleşme sürecine doğrudan faiz indirimiyle değil, bir hafta vadeli repo ihalelerini yeniden başlatarak başlaması yönünde şekillendi. Mevcut durumda politika faizinin yüzde 37, fiili fonlama maliyetinin ise yüzde 40 seviyesinde bulunmasının sıkı para politikası duruşunun sürdüğüne işaret ettiği ifade edildi.
Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29 seviyesinde
Kurumların paylaştığı tahminlerde Temmuz 2026 enflasyonunun yüzde 1,8-2,0 aralığında gerçekleşmesi beklenirken, medyan beklenti yüzde 1,9 olarak öne çıktı. 2026 yıl sonu enflasyon tahminleri ise genel olarak yüzde 28-30 bandında korunurken, medyan beklenti yüzde 29 seviyesinde oluştu.
Analistlere göre para politikasının seyrini belirleyecek en önemli riskler arasında petrol fiyatları, enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmeler yer alıyor. Bazı kurumlar, enerji fiyatlarında yaşanabilecek yükselişin enflasyona yaklaşık 1,5 puanlık ek baskı oluşturabileceğini hesaplıyor. Bu nedenle olumsuz senaryolarda faiz indirimlerinin 2027 yılına ertelenebileceği değerlendirmeleri de raporlarda yer aldı.
Yıl sonu faiz beklentisi yüzde 35
Açık tahmin paylaşan kurumların yıl sonu politika faizi beklentileri yüzde 34 ile yüzde 37 arasında değişirken, beklentilerin yoğunlaştığı aralık yüzde 35-36 oldu. Medyan beklenti ise yüzde 35 seviyesinde gerçekleşti. Kurumların büyük bölümü, enflasyondaki görünümün iyileşmesi halinde yılın son çeyreğinde sınırlı faiz indirimlerinin başlayabileceğini öngörüyor. Ancak daha temkinli değerlendirmelerde, enerji fiyatlarındaki riskler nedeniyle yıl sonuna kadar politika faizinde herhangi bir değişiklik yapılmayabileceği ifade ediliyor.
Ekonomistler, 13 Ağustos'ta yayımlanacak Enflasyon Raporu ile 10 Eylül'de gerçekleştirilecek PPK toplantısının, TCMB'nin repo ihalelerine yeniden başlaması ve olası faiz indirimlerinin zamanlaması açısından kritik önem taşıdığı görüşünde birleşiyor.





