“Dertli bir insan, içi duman dolu bir odaya benzer. Onu dinlemek, o odaya bir pencere açmak gibidir”
Biz de kamu sağlık kurumlarındaki sağlık emekçilerinin yaralarına bir nebze de olsa merhem olmak için uğraşıyoruz...
Sistemden kaynaklı aksaklıklardan, uygulamalardaki adaletsizliklerden, eşitsizliklerden, haksızlıklardan bahsedip, iyileştirilmesi için gündeme taşıyoruz...
Bu süreçte sadece tek bir insanın hayatına dokunup mutlu olmasını sağlayabiliyorsak, bir iz bırakabiliyorsak...
Ne mutlu bize...
“Başarılı olabiliyor muyuz?” bilemeyiz...
Takdir sizin elbet...
***
Evet, bugün ki yazımızın konusu kamu hastanelerinde çalışan taşerondan kadroya geçen 4/D’liler…
Yani sürekli işçiler...
Diğer illeri bilmem ama ilimiz kamu hastanelerinde farklı birimlerde görev yapan sürekli işçilerde bıçak kemiğe dayanmış vaziyette…
Çalışma koşulları, yoğun iş yükü, bitmeyen nöbetler…
Kısacası düzensiz hayat, aile yaşamlarını olumsuz yönde etkilemeye başlamış…
Geçtiğimiz hafta İnegöl Devlet Hastanesi’nde bu statüde çalışan işçilerden mektup geldi bize.
***
“Aile ocağımız yıkılıyor! Hastalara verimli olamıyoruz…” başlığı ile yazdıkları mektubun her cümlesi okudukça yürek acıtıyor…
“Çok yorgunuz!” diye haykıran 4/D’li işçiler bakın neler paylaşmışlar:
Buyurun:
“Merhabalar Lale Hanım… Biz İnegöl Devlet Hastanesi’nde 4/D’li çalışan sürekli işçileriz. Pandemiden önce ve pandemiden sonra olmak üzere çok sayıda eleman eksikliği nedeni ile iş yükümüz oldukça fazlalaştı… Ekstra açılan yoğun bakımlar, aşı alanları, birimler… Çalışanları oldukça yormaya başladı öyle ki son zamanlarda evimize gidemez hale geldik… Her gün nöbetlerdeyiz. 12 saat çalışıyoruz ama 11 saat çalışıyormuşuz gibi gösteriyorlar… 8 saat çalışanlar 7,5 saatten işleniyor… Mesai hakkı zaten yok. Çalışanların çoğu kadın ve çoğu da evli… Eşlere, çocuklara ayrılamayan zamanlar aile içinde sorun yaratmaya başladı… ‘Her gün nöbet mi olur, ne zaman evde kalacaksın, bu nasıl devlet kurumu?’ gibi eşler arasında gerginlik had safhada. Yorgunluk, verimsizlik moral bozukluğu… Bunun yanı sıra sık sık rahatsızlanan arkadaşlar ve her gün nöbetlerin olması bizleri takatsiz bırakıyor… Yatak sayımız yaklaşık 400’e yakın. Eleman sayımız az… Emekli olanlar, işten ayrılanlar, hasta olanlar, doğum iznine ayrılanlar… Personel takviyesi yok… Kendi bünyesi içinde döndüğü için aşırı derecede bıkkınlık geldi, çalışma tempomuz düştü, hastalara verimsiz olmaya başladık… Çünkü kendimiz yorgunuz. Yorgun bir beden karşıdaki insana ne verebilir… Eleman sayımızın arttırılmasını, atamaların bir an önce yapılmasını, iş yükümüzün azaltılmasını, çalışma saatlerimizin hafifletilmesini istiyoruz... Servislerde hasta sayısı çok… İşimiz o kadar yoğun ki; hasta mı taşıyalım, MR'a mı götürelim, temizlik mi yapalım… Şaşkınız, yorgunuz ve aile düzenimiz bozuldu… Sesimizi duyun ve duyurun ne olur!”
***
Ve daha neler neler…
Yorum sizin…