Jose Mourinho nam-ı diğer ‘The Special One’ futbol tarihinin en karizmatik teknik adamlarından biri... Bir zamanların korkulu rüyası, kupaların avcısı. Ama Kadıköy’e geldiğinde ne bir karizması kaldı ne de bir oyunu. Kendisi ile beraber Fenerbahçe tarihine yeni bir ‘imza şovu’ eklenmiş oldu. Sahada ne oynadığı belli olmayan bir takım, kenarda futbolu geçmişte bırakmış bir teknik adam, üstte ise tek aşkı koltuk sevdası olan bir yönetim...

Büyük Başkan (!) Ali Koç “vizyon” dedi, “dünya markası” dedi. Mourinho’yu getirdiğinde sanki UEFA kupası müzeye indirilmiş gibi davrandı. Fakat gerçekler sosyal medyadan beğeni toplamaktan ibaret değil. İmajla şampiyon olunmuyor maalesef. Mourinho’nun gelişiyle taktiksel gelişim yerine adeta PR departmanı gelişti. Hoca takım kurmak yerine kamuoyuna her maç sonrası mesnetsiz açıklamalar yaptı.

Saha içinde her hafta ayrı bir rezalet. Oyuncuların ne oynadığı belli değil, sistem yok, ruh yok, tempo yok. Maç sonu açıklamaları Mourinho’ya yakışmayan cinsten: “Fena değildik, çalışıyoruz, kadroda eksiklikler var, sabır lazım...”

Peki sorarım size: 10 yıldır sabır çeken bu taraftara daha ne kadar masal anlatacaksınız?

Ve Eey The Special One! sana da birkaç kelam edelim:

Sayın “özel adam” burası Premier Lig değil. Burası sahada iş yapmayanı tribün unutmaz. Burada isminle değil icraatınla yaşarsın. Ha bir de geçmişte aldığın kupaların da seni burada kurtarmaz.

Maalesef İstanbul’un trafiği gibi yoğundu hataların. Yanlış kadro tercihleri, tutmayan taktikler ve bir türlü göremediğimiz gerçek: Bu takım senin CV’ni parlatmaya değil, kupaya aç bir camianın umudunu taşımaya ihtiyaç duyuyordu. Oysa siz bavulunuzu bile açmadan yola çıktınız...

Ama kabahatin büyüğü o muhteşem yönetiminiz olan Ali Koç ve kurmaylarının. “Büyük hoca” getirerek geçmişteki başarısızlıklarını unutturacaklarını sandılar. Mourinho ismini sahaya sürüp bu ismin arkasına saklandılar. Oysa unuttukları bir şey varsa o da meselenin isim değil istikrar olduğu idi. Takımda sistem olmayınca Guardiola gelse ne yazar?

Şimdi yönetim Mourinho’ya tabiri caizse ‘yol verdi’. Arkasında ne bir sistem, ne bir kupa ne de bir gelecek planı bıraktı. Sadece yüksek maaşlı bir tazminat, başarısız geçen bir dönem ve defalarca kez kandırılmış bir taraftar topluluğu... Komik olanı söyleyeyim Mourinho’dan önce gitmesi gereken yönetim hala koltuklarında oturuyor.

Hiçbir özeleştiri yok, yine suçlu hoca ve yine her zamanki gibi ‘zamana ihtiyaç var’ nakaratları...

Bu taraftar artık yorulmaktan bile yoruldu. Her sezon başında “o sene bu sene” diye kandırılmaktan bıktı. Büyük vaatlerle başlayan her sezon Ali Koç’un takımın ve yöneticilerin kamuoyunda küçük düşmesi ile son buldu. Suçu hocada aradık oysa ki Mourinho kitabın son sayfası idi.