1974 senesinden itibaren seyretme şansı ve imkanını bulan, benim kuşağım için bir Dünya Futbol şampiyonası daha bitti.

1974 yılının yaz başında, Fomara meydanındaki Aygaz bayiinden, babamıza, yana, yakıla aldırdığımız transistörlü Beko televizyonumuzun o günkü siyah-Beyaz heyecan ve konforundan, bu günkü 4K ileri teknoloji dev ekranlarına adım, adım geçiş yaparken; aynı zamanda da Dünya futbolunun adım, adım nerelere doğru değişimler, gelişimler gösterdiğine tanık olduk..

Her zaman, gözümüzün önünde olan Avrupa futbolunun;

Amerika, Asya, Afrika kıtalarının futbollarıyla karşı karşıya gelebildiği Dünya kupası şampiyonalarının, daha renkli, daha sempatik, daha doyurucu olduğu gerçeğini gözardı etmeden, saat farklarına rağmen, mümkün olabildiğince izlemeye, anlamaya çalıştık..

İtalya gibi, futbolun kalbinin her daim yüksek attığı bir futbol ülkesinin katılamadığı;

Brezilya, Almanya, İngiltere, Hollanda gibi, futbolun kitabının yazıldığı dev futbol ülkelerinin erkenden evlerine geri döndüğü bu 2026 şampiyonası bizlere neyi anlattı peki..?!

Nelere şaşırdık?
Nelere üzüldük?
Nelerde hayal kırıklığı yaşadık?
Nelere kızdık, hayıflandık?

Aslında; hem zamanımız, hem yerimiz olabilse; inanın, tek tek yazılacak,anlatılacak o kadar çok malzeme ve hikaye var ki şaşırır, kalırız..

Ancak; yaşadığımız tek hikaye ve en önemli olan ayrıntı; bunca hengamenin içerisinde bulamadığımız, göremediğimiz futbol nüanslarıydı..

İspanya’yı bu ayrıntıdan ayrı tutuyorum!

Çünkü; onlar, oynadıkları her müsabakanın hakkını, ezberlenmiş futbol anlayışları üzerinden bizlere doyura, doyura verdiler!

Dünya kupasını kazandıkları için değil bu yazdıklarım!

Dünya kupasını, biz futbolseverlere seyredilebilir kılıp, hak ettikleri için…

Avrupa’nın en sözü edilir takımlarına, fabrika gibi seri üretim yapıp, futbolcu ihracında bulunan Brezilya, Arjantin gibi ülkelerin futbolu bizleri sükutu hayale uğratmadı mı?

Brezilya gibi futbol ile kalkıp, futbol ile yatan, futbolun yeşil çimler üzerinde balesini sahneye koyan bir ülkenin futbol takımının başına, Ancoletti gibi, el frenini bir türlü bırakmayan, oyunun gidişatına göre planları hiç olmayan ve hiç düşünmeyen, sakız imhacısı, köhnemiş bir zihniyeti getirmelerine şaşırmadık mı ?

Maradona’dan sonra, çıkardığı ikinci büyük futbol ilahı Messi ile final oynamasına rağmen;

Arjantin’in oynadığı futbola ve sanki, FİFA mafyasının da “illa onlar olsun” dercesine ittirilmesine kızmadık mı?

Messi, Messi..

Bana ne, bize ne Messi’den..

Messi seyretmek için mi Arjantin’i seyretmek zorunda kaldık?!

Çağ dışı ve çirkef bir futbol anlayışını finalde seyretmek zorunda mıydık?

Efendiler böyle mi istedi?!

İspanya’nın buz gibi golünü Dünya kamuoyu önünde nasıl hiç ettiniz ?

Mısır önünde faciayı yaşarken, nasıl da ters-yüz edip, maçı Mısır’dan alıp, Arjantin’e devrettiniz?!

Hayretler için de kalmadık mı?

Biz, Dünya futbolu adına acaba bir farkındalık, bir yenilik, görebilir miyiz, derken..

Dünya futbolunun da cılkının çıktığına tanık olmanın üzüntüsü ve çaresizliğini yaşadık..

Zaten; Türk Milli futbol takımı olarak; daha ilk maçında, kasaba takımından hallice olan ve sağlam kalaslardan oluşturulmuş bir yapıya iki gol birden, hem de aynı şekilde yiyerek, şampiyonaya defolu başlamışken; tüm heyecanımızı ve hayallerimizi gömmedik mi?

Sonrasının, angarya gelmemesi için bir şeyler olmalıydı şampiyona da..

Olmadı gitti..

Kolombiya gibi, futbolun hakkını verip, hop oturtup, hop kaldıran bir ülkenin yerine;

120 dk. sıfır(0) istatikle oynama becerisini gösteren Arjantin’in olması, futbol oyununu doğru yorumlayabilen futbolseverler için bir eziyet oldu..

Arjantin diyenler; Dağın, fare doğurmasına tanık oldular!

Mazlum halkların savunucusu, Emperyalizmin sıkı karşıtı olan İspanya Başbakanı Sanchez’in futbolcuları, fazla anlam yüklenmeye çalışılan bu finali kazanarak, Dünya’ya sadece futbol değil, vicdan ve ahlak dersi de verdiler!

Sinekten yağ çıkarmaya çalışıp, bırakın futbolu, her konuyu kendilerine mal etme çabası ve faydacılığında olanlar;

Sporun da, Sanatın da, Kültür ve Tarihin de temel olgularını ıskalamadan, içeriklerini derinden özümseyerek içselleştirirlerse doğrunun nerede olduğunu kolay hazmederler…

Evet! Kıymetli dostlar;

Bir sonraki Dünya futbol şampiyonası 2030 yılında.

Yetişirmiyiz?
Allah bilir!
Yetişirsek, yine yazar, söyleriz..

Hafta sonu oynanacak, Bursaspor-Shaktkar Donetsk maç yazısında tekrar görüşmek dileğiyle..

Ondan sonra da 1.Lig serüvenimiz başlayacak!

Nasip olursa, her hafta sizlerle buluşmaya devam.

Bu arada;

Final maçının ikinci yarı öncesinde, yaklaşık 15+13=28 dk. boyunca stadyumda yapılan etkinlikleri ve şovları bizlere göstermeyen TRT’yi kınıyorum!