Pazar günü şampiyonluk kutlamaları sonrasında yazacaktım...

Ama dayanamadım işte...

Üstelik, ilk defa şampiyon olmuyoruz ya...

Bu defakini de yazmayıverelim...

Nasıl olsa sevdalılar akacak stadyuma...

Şu son 8-9 yılda, nerelerdenn, nereyee...

Neler yaşadık, neler gördük, neler hissettik değil mi..?

“Adı aşk bu eziyetin” diyerek, motto ürettik! Artık, eziyet bitti.

Ama aşkımız bakidir! Bundan böyle;

“Adı ŞEVK bu Bursaspor’un” mottosuna sarılacağız.

Yani;

Tutku, heves, coşku, istek bağlamında bir şevk olarak...

Cumartesi günü, Aliağa FK ile grubumuzdaki son maçımıza çıkarak, klasmanımızı 80 puan ve 87 atılan gol ile tamamladık.

Şampiyonluk garanti olunca, gidemediğimiz ve canlı olarak izleyemediğimiz maç üzerinden bir şeyler yazmak tabi ki mümkün değil!

Aliağa takımına, Isparta takımının uyguladığı tarifeyi, kendi sahalarında bizim de uygulayabileceğimiz gibi bir his oluşmuştu içimde...

Çünkü; rakip analizleri üzerinden plan yapmayı bilen Mustafa hocanın, sahasında, önde oynamak isteyecek Aliağa takımına karşı nasıl gol atacağını biliyor olması bize 5 gollü bir galibiyet getirdi! Bölük, pörçük önümüze düşen linklerden görebildiğim kadarıyla, geniş alan kullanımından gelen geçiş oyunları sonrası goller vardı...

İlk iki golü atan İdris Furat’ın sakatlığı inşallah kötü değildir diye umut ediyorum. Şimdi, şampiyonluk kutlamalarını yazmayacağım dedim.. Ama şampiyonluk kadar değer arz eden konular da gündemde olmalı diye düşündüm...

Öncelikle;

3.Ligden, 2.Lige ve oradan da 1.Lige geçişin, anlat anlat bitmez, yaz yaz tükenmez olan çook uzun hikayeleri var.. Her şeyiyle, bir bütün olan bu hikayenin kahramanları var...

Görünen, görünmeyen kahramanlar bölüğü gibi...

Camianın ve şehrin bildiği isimler dışında, ismi olan ama herkesin bilmediği, bir bütünün içindeki emektarlar.. Başta, kıymetli başkanımız Enes Çelik ve yönetim kurulundaki değerli yöneticiler olmak üzere;

Bursaspor kulübünün tüm kurul başkanları ve üyelerinden başlayıp, kulüp idari personelleri, kulüp yardımcı personellerine kadar, iki sezonluk müthiş birlikteliğin getirdiği gurur tablosu.. İki sezon önce, Enes başkanı bizlere hediye eden Sn. Faruk Çelik ile Sn. Mustafa Bozbey bu gurur tablosunun baş mimarları olarak gönlümüzdeki yeri zaten almışlardı...

Güçlü dinamiklerin birlikteliğini sağlayarak, STK’lardan tutun, sanayici ve iş adamlarına, dernekler ile kurum ve kuruluşlara kadar müthiş bir sinerji yaratılmasının sebebi olmuşlardır.. Bu işin içinde olmazlarsa, olmaz olan yerel basın kuruluşları, medyası ve çalışanları...

Vee pek tabi ki;

Gönlünü Bursaspor sevdası ile doldurmuş, her koşulda destek vermekten yorulmayan, bıkmayan, kaçmayan, şehrinin takımına tutkulu büyük Bursaspor taraftarları...

Dernekleri, platformları, taraftar oluşumları...

Türkiye’nin, ilk dört büyük kentinden biri olan Bursa şehri.. Bu gurur, bu mutluluk, bu şampiyonluk sizinn...

Ayağa kalkın ve kupanın diğer kulbunu da sizler tutunn...

Hep birlikte, omuz omuza;

Şampiyon Bursa çok yaşa..

Yazı daha bitmedi!

Biraz uzun olacak!

Ama üşenmeyin okuyun lütfen.

Yazının bundan sonrası da önemli..

Dikkat! Mesajlar! Kulübün düştüğü zor durumdan kurtulmasında ve eski kimliğimizi kazanma yolunda, kulübümüzün ihtiyacı olan bazı gerekli yardımlarda, siyasi kanallardan destek almadan ilerlemek çok zor!

Gerek bürokratik anlamda, gerek sponsorluk anlamında, geniş yelpazede bu tür destekleri alan bir dolu dernek, futbol kulüpleri, kurum ve kuruluşlar var.. Takdir edersiniz ki, siyasi aktörlerin, böylesi büyük bir camiaya bu anlamda kayıtsız kalmaları mümkün değildir...

Bu aktörlerden gelecek olası manevi yardımların ve dolaylı maddi yönlendirme ve teşviklerin karşısında sırtımızı dönmek gibi bir lüksümüz olabilir mi ?!

Siyasi retoriğin kılcal damarlara kadar nüfuz etmiş olduğu bir konjonktürde siyasi etkileşimden uzak kalabilmek nasıl mümkün kılınabilir ?! Ha, ama, sevgili Enes başkan bu işi mümkün olabildiği kadar ve belli bir düzeyde tutmaya büyük gayret gösteriyor. Bu da işin bir başka gerçeği...

Siyasi aktörlerin yelpazesine denge unsurunda azami ihtimam ve çabayı gösterdiğinin yakın şahidiyim! Son tahlilde, oyundan rol çalmak isteyenler her zaman olacaktır...

Ancak ; esas önemli olan Bursaspor kulübü ve camiasının önceliklerinin ertelenmemesidir! Akamete uğratılmamasıdır! Hiç şüpheniz olmasın ki; bu anlamda, kulübümüzün başında, neyi, nasıl yapacağı hususunda yetkin olan bir başkanımız var. Enes Çelik ve çok yakınındaki ekip arkadaşlarının, Bursaspor’un başına, belki 40 yılda bir gelecek piyango ikramiyesi gibi olduğunu belirtmek, inanınız ki, asla bir abartı değildir. Yanlış anlaşılmak istemem.. Enes Çelik güzellemeleri falan yapmıyorum...

Herhangi bir beklenti içinde falan asla değilim...

Böyle bir şeye ihtiyacım da yok.. Sadece ; bir hakkın teslimini ifade etmek ve camiayı bu anlamda zihinsel bazda diri tutmak için yazıyorum! Çünkü; bu şehir, takımını, şehrini şampiyon yapan başkanların bile nasıl hakarete uğradığını gayet iyi biliyor...

Kulübün dibe vurduğu günlerden itibaren, direksiyonun başına geçen bu genç adamların, kademe kademe , Bursaspor’u yeniden ihya etme gayret, çaba ve çalışmalarının nasıl olduğunu bizler biliyor ve yakınen şahidiyiz.. Son konu olarak;

Mayıs ayı sonunda yapacağımız İdari ve Genel Kurul öncesi için Sn.Ali Ay’a bir çağrıda bulunmak istiyorum...

Sn. Ali Ay Bursaspor kulübünün kalan borçları içinde en büyük rakam sizin alacağınız olarak görünüyor!

Bunun dışında, 100-150 Milyon Lira civarında vergi borçları ve birkaç dosya kapatması bulunuyor. Elbirliği ile defteri dürülen Bursaspor’umuzun bu günlere taşınması durumunu siz de yakınen takip ediyorsunuz. Kapanma eşiğine kadar getirilmiş olan kulüpten, bir kuruş dahi alamayacağınız söz konusu olup, alacaklarınızın üstüne su içeceğiniz konumdan, alacaklarınızı kurtarabilme aşamasına mevcut yönetimin sayesinde geldiniz!

Bu bağlamda;

Şampiyon kulübün en üst klasmandan düşe düşe, kapısına kilit vurulma noktasına gelişte sizin de tuzunuz, biberiniz olduğu gerçeğinden hareketle; alacaklarınız, verecekleriniz konusunda uç noktalarda tavır almadan, kulüp yönetim kadrolarıyla asgari müştereklerde buluşarak, anlaşma zeminini yaratacak ve kolaylaştıracak doğru kararlar içinde bulunmanızı hassaten rica ediyorum. Bu işten siz de kurtulun, kulüp de kurtulsun! İdari ve Mali Genel Kurul’a kadar yapılacak olan görüşmenin pozitif manada sonuca ulaşması hem sizin hem kulüp için iki yönlü bir fırsat olarak önümüzde hazır duruyor. Bu fırsatın değerlendirilmesi, sizin şahsi çabanız ile birlikte Bursaspor sevginizle de paralel olarak olumlu sonuçlanacaktır inşallah...

Not: Daha öncede yazmıştım... Ben gazeteci değilim...

Bursaspor Divan ve Kongre üyesiyim. Aynı zamanda, seçilmiş olarak Bursaspor’un kurullarından olan Üye Kabul ve Sicil Kurulu üyesiyim.

Bursaspor ve futbol konularında amatör olarak yazılar yazıyorum.
Bilginize.