Kamu sağlık kurumlarındaki bazı personelin yaptığı usulsüzlükleri, vurgunları, hırsızlıkları gündeme taşıdıkça...

Bir dokun bin ah işit!” şeklinde adeta çorap söküğü gibi akıyor, gözünü para hırsı büyümüş, yüreği nasır tutmuş vicdansızların yaptıkları alengirli işler...

Sıradanlaşan çirkinliklere yetişebilene aşk olsun!

Belki de bizim yazdıklarımız buz dağının görünen yüzü sadece...

Derinliklerde kim bilir neler var acaba?

***

Evet, geçtiğimiz hafta Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesinin mutemet biriminde çalışan 4-D’li işçi E. B.’nin hiç çalışmadan yıllarca kendine fazladan mesailer yazarak haksız kazanç sağladığını ve kurumu zarara uğrattığını gündeme taşımıştık...

Meğerse bu hikaye başka kamu hastanelerinde de yapılıyormuş...

Üstelik usulsüz yapılan bu işlemlerden de bazı idarecilerin haberi oldu da iddia ediliyor...

Al gülüm ver gülüm!” olabilir mi?

Nereden tutarsanız elinizde kalıyor...

***

Şimdi...

Kendisine fazladan mesai yazdırarak devletten haksız kazanç sağlayanların yanı sıra...

Bir de mesaisini tamamlamadan tamamlamış gibi gösterip para alan işçiler varmış...

Örneğin, kamu hastanelerinde sürekli işçi kadrosunda çalışan 4-D’li işçiler, haftada 45 saat çalışmak zorunda...

Torpilli olanlar hariç olabilir mi?

Çalışmadan tam maaş alanların sayısı ise bi hayli fazlaymış...

Ayrıca söylenenlere göre bu tür usulsüzlüklerin daha çok dal hastanelerinde yapıldığı öne sürülüyor...

***

Ve...

Sağlık emekçileri ilimiz merkez ve ilçe hastanelerindeki tüm yöneticilere “Sayın yöneticiler eksik mesai yapan tüm işçilerin mesailerinin tamamlanmasını sağlayın!” şeklinde duyuru yapmamızı istediler...

Söz konusu duyuru dikkate alınır mı alınmaz bilemeyiz amma...

Hem ülkemiz hem de ilimizdeki kamu hastanelerinde bu konuyla ilgili geriye dönük bir inceleme veya soruşturma yapılsa...

Milyonlarca lira devletin kasasından haksız kazanç sağlanarak bazılarının cebine nasıl ve ne kar indirdiği çıkacaktır ortaya...

Bizimkisi naçizane bir öneri sadece...

***
Evet, bu konu ile ilgili yazdığımız yazıların ardından “mailler su gibi aktı...” diyoruz ya!
Alın size başka bir sıkıntı daha:

***

“Lale Hanım, son yazılarınıza ek olarak bu konuyu da gündeme getirir misiniz?

4-D kadrosunda çalışan arkadaşlardan yalnızca temizlik personeli olan bizlere haftalık 45 saat çalışma zorunluluğu uygulanıyor. 45 saatin üzerindeki çalışmalar ise nöbet olarak değerlendiriliyor. Peki, sekreterya, bilgi işlem, servis ya da teknik birimlerde çalışanlara neden aynı uygulama yapılmıyor? O arkadaşların ayrıcalığı nedir? Sonuçta aynı kadroda değil miyiz, eşit değil miyiz? Yüksek İhtisasta yalnızca bizim şeflerimiz saatlerimizi sıkı şekilde takip ediyor. Örneğin, sekreterler hafta sonu poliklinikler kapalı olduğu için gelmiyor ama hafta içi 08.00 - 16.30 saatleri arasında, yani memur düzeninde, beş gün çalışıyorlar. Teknik birim ya da bilgi işlemdeki bazı arkadaşlar da aynı şekilde hafta sonları gelmeden 16.30’da mesailerini bitiriyor. Şimdi “icap tutuyorlar” denilebilir; fakat zaten bunun karşılığında ücret alıyorlar. Bu haftalık 45 saati doldurmak değildir. Cin olmadan adam çarpmasınlar. Başhekim Bey “takip etmiyorum” diyebilir ama bari bu konu gündeme alınsın ve diğer müdür ve yardımcıları kontrol ettirsin. Kimse haksız kazanç edinmesin ve göz yummasın. Biz eşitlik istiyoruz. Bu durum bir kanun zorunluluğuysa, herkese eşit ve adil şekilde uygulanmalıdır. Bu, kimseden rica ya da minnetle talep ettiğimiz bir konu değil; tamamen yasal bir hakkın gereğidir.”

***

Soru:

Sağlıkta dönüşüm programıyla sistemin içine konulan kamu sağlık kurumlarında sözleşmeli yöneticilik dönemine son verilmeli mi?

Buyurun...