Sağlık camiası kaynıyor...

İddiaların, tehditlerin, hakaretlerin önü arkası kesilmiyor...

Aynı zamanda pişmanlıkların da elbette...

Niye” diye mi soruyorsunuz?

Sizi merakta bırakmadan hemen bilgilendirelim o zaman...

***

Dünkü “Erkan Baştar hakkındaki iddialar ortalığı karıştırdı! Sürpriz aday çıkar mı?” başlıklı yazımızın ardından tabiri caizse koptu kıyamet...

Erkan Baştar ve eşi ile ilgili ortaya atılan iddialar hakkında soruşturma başlatılmış veya başlatılacakmış...

Şimdi de bu konu konuşuluyor...

Şunu hatırlatmakta fayda var...

Tüm suçlamalar sadece iddiadan ibaret, çünkü dönemin Cumhuriyet Savcısı tarafından verilmiş bir takipsizlik kararı var ortada...

Bu bilgiyi de hatırlatmakta fayda var...

Sağlık camiası ortaya atılan iddiaların şokunu yaşarken, Erkan Baştar iler 10 yıl boyunca aynı yolu beraber yürüyen mevcut başkan Gökhan Yünkül ise dün sosyal medya hesabından “Kamuoyuna Duyurulur” başlıklı bir yazı paylaştı..

Yünkül, www.nobetcigazete.com internet haber sitesine de atıfta bulunarak:

Sözlerine, Bugün bir yerel gazetede yayımlanan köşe yazısıyla birlikte 14 yıldır onurlu başkanlığını yaptığım teşkilatımız ve bu süreçte ortaya koyduğumuz sendikal mücadele hedef alınmaya çalışılmıştır” diye başladığını gördük...

Yünkül’ün ilk kullandığı cümleler şaka gibi valla!

Teşkilatı, sendikal mücadeleyi hedef almışız...

10 yıl boyunca Baştar ile “Can ciğer kuzu sarması” çalışan kimdi acaba?

Önce bi kendinizi sorgulamanız gerekmez mi?

Neyse...

Yazının devamı şöyle:

***

Öncelikle altını açıkça çizmek isterim ki; 14 yıllık görev süremiz boyunca Allah'a şükür teşkilatımızın adını lekeleyecek, üyelerimizin başını öne eğdirecek hiçbir şaibeli olayın içerisinde olmadık. Bugün de dün olduğu gibi teşkilatımızın yüzü ak, alnı açıktır. Bunun en büyük şahidi üyelerimiz, sağlık camiamız ve Bursa kamuoyudur. Son günlerde gündeme gelen konuya ilişkin olarak ise ifade etmek isterim ki, söz konusu süreç hakkında önceden herhangi bir bilgim bulunmamaktaydı. Bu hususu ancak kısa süre önce üçüncü kişilerden öğrendim. Eğer böyle bir durum tarafıma zamanında bildirilmiş olsaydı, FETÖ terör örgütü konusundaki tavrımız ve ilkelerimiz gereği gereğini yapmakta bir an bile tereddüt etmezdim. Söz konusu şahısla; yani bugünün başkan adayı olan kişiyle o gün bu şaibeli durumu nedeniyle yolları en hızlı, net ve keskin şekilde ayırırdık.
Bugün yaşananlar, birilerinin ortaya çıkardığı yapay bir gündem değildir. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar. Hiçbir şey sonsuza kadar gizli kalmaz. Nitekim bugün de yaşanan tam olarak budur. Ancak asıl üzerinde durulması gereken konu, bu bilgilerin kimler tarafından bilindiği ve neden bugüne kadar teşkilattan gizlendiğidir. Bugün başkan adayı olarak teşkilatın karşısına çıkarılan bir ismi destekleyenlerin, onu bu noktaya taşıyanların, birlikte yol yürüyenlerin ve yanında saf tutanların vicdanen cevap vermesi gereken sorular vardır. Bu süreçten haberleri var mıydı? Eğer vardıysa neden teşkilatla paylaşılmadı? Neden bu konu gizli tutuldu? Neden teşkilatın doğru zamanda doğru bilgiye ulaşması engellendi?
Asıl sorumluluğun, bu gerçeği bildiği halde söz konusu şahsın A Takımı kadrosuna devşirilme karşılığında sessiz kalmayı tercih edenlerde aranması gerektiğine inanıyorum. Çünkü böylesine önemli bir konunun teşkilattan saklanması, yalnızca bir kişiyi değil, bu sürece göz yuman, destek veren ve normalleştiren herkesi vicdani bir sorumlulukla karşı karşıya bırakmaktadır. İnsan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor: Teşkilattan böylesine önemli bir konu gizlenebiliyorsa, acaba başka hangi şaibeli hususlar da bilinmesine rağmen paylaşılmıyor? Güveni zedeleyen asıl mesele budur. Şunun özellikle bilinmesini isterim ki; bu açıklama bir seçim propagandası değildir. Bu mesele, makam, koltuk ya da seçim hesabının çok ötesinde; sendikal ahlakın, temsil sorumluluğunun ve ilkesel duruşun meselesidir. Benim açımdan ise bu süreç, 14 yıl boyunca büyük bir onur ve şerefle yürüttüğüm Sağlık-Sen Bursa Şube Başkanlığı görevini, başım dik ve alnım ak şekilde tamamlamış olmanın huzurudur. Bundan sonra herhangi bir makam, mevki ya da unvan beklentim ve talebim yoktur. En büyük arzum; 14 yıl boyunca tertemiz bir şekilde taşıdığımız bu emanetin, yine alnı ak, vicdanı hür, şaibelerden uzak, teşkilatımızın değerlerine bağlı bir başkan tarafından devralınmasıdır. Bizler görevleri değil, ilkeleri önemsedik. Makamlar gelip geçicidir; ancak geride bırakılan itibar, güven ve ahlaki duruş kalıcıdır.”

***

Yünkül yaptığı paylaşımında özetle ''Ne Erkan ne de ben!'' diyerek her iki tarafın ortak belirleyeceği bir isimle yola devam edilmesine dikkat çekiyor.

Bu arada biliyorsunuz İl Sağlık Müdürlüğü Personel Hizmetleri Başkanı D.T. Lütfi Çiftçi, Sağlık-Sen seçimlerinde Erkan Baştar’ın en güçlü destekçilerinden biriydi...

Çekirge Devlet Hastanesi Destek Hizmetleri Müdürü Yusuf Turgut’u da unutmamak gerek...

D.T. Çiftçi, Baştar’a nasıl destek olmasın ki...

Vefa” diye bir şey var di mi ama!

D.T Çiftçi, rahatsızlandığında eşinin yanı sıra, baş ucundan hiç ayrılmayan bi Erkan Baştar, bi de Yusuf Turgut vardı...

Normal yani!!!

Dün yazımız yayınlanınca D.T. Çiftçi toplantı üzerine toplantı yapmış durmuş...

İçinden “Üzgünüm! Pişmanlıklarımın arasında hiç yer kalmadı” diyor mudur acaba?

Amaan...

Dertlenmeyin şimdi!

Bi çaresi bulunur elbet yarın yeniden yaşamanın... Bi çaresi bulunur çıkmazların bi uyuyup uyanalım...

***

Ez cümle:

Sağlık camiası gergin ve çok kırılgan...