Zeytin üreticileri için kritik süreç başladı. Hatırlarsınız zeytinde 2 yıl önce iri dane sorunu olmasına rağmen Cumhuriyet tarihinin en rekolte rekoru kırılmıştı. O dönem bazı konuları çokça eleştirmiştik. Hatta ürünün büyük çoğunluğu yağhanelerin yolunu tutmuştu.

Akabinde geçen sene ise bulunduğumuz bölgede neredeyse yağlık zeytin bulamadık...

İşte bu yıl da yine zeytinde ‘var’ yılı.

Bu üretici için güzel bir haber olsa da aslında piyasa için birçok söylentiyi de beraberinde getirecek.

İlk olarak Marmarabirlik’in duruşu net biçimde piyasada belirleyici olacak. Çünkü ülke genelinde kooperatifleşmenin üreticiyi nasıl koruduğuna en güzel örneklerden olan Marmarabirlik’in bünyesindeki kooperatifler ile sofralık siyah zeytinde yine en büyük alıcı. Ama ürün için rekolte beklentisi göz önüne alınırsa sektörün tamamının üreticiyi koruyacak biçimde hareket etmesi gerekiyor.

Çünkü ‘Birlik’in alabileceği ürün kapasitesi sınırlı. Yine 2024/25 verilerini baz alırsak maksimum 57-60 bin ton aralığında ürünün Marmarabirlik deposuna gireceğini düşünebiliriz. Bahsettiğimiz yılda ülke genelinde 900 bin ton üretimi bulan sofralık zeytin için bu yıl da benzer rakamlara ulaşılacağını öngörebiliriz.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi verilerine göre ilgili yılda sadece Bursa 130 bin ton sofralık zeytin üretti.

Bu rakamların büyüklüğünü şöyle anlatayım:

Yapılan araştırmalara göre ülkemizde 1 kişi 1 yılda ortalama 4 kg sofralık zeytin tüketiyor. Bu da yıllık iç tüketimin 344 bin ton zeytin demek.

Yani 1 yılda 2,5 yıllık iç tüketimi karşılayacak sofralık zeytin ürettik. Ne yazık ki sofralık zeytin ülkelerin damak zevkleri nedeniyle bizim coğrafyamızın dışında bu kadar yaygın tüketilmediği için ihracatında da zorlanıyoruz.

Hal böyle olunca rakamların artışı beraberinde bir karmaşayı getirdi. Alıcı da satıcı da birlikte hareket edemeyince sezon başında ve sonunda fiyat farkları oluştu, yağlık fiyatı üretim maliyetine dayandı.

Kısaca 2024/25 iş yılı sektör için hararetli ve önemli tecrübeleri kazandırdı.

***

Bu yıl da benzer bir rekolte artışı söz konusu. Ağaçlardaki meyveler iyice kendisini gösterdi.

Ama üretici tarafı şimdilik tedirgin. Çünkü aklında ürününü satacak yer bulamadığı, satmak için fiyat kırdığı yıl geliyor...

Serbest piyasa elbette fiyat bolluk nedeniyle düşecek gibi ama bu yıl ne yazık ki üreticinin buna dayanabilecek durumu çok ihtimal dahilinde değil.

Geçen sene de aslında zeytin az olmasına rağmen kuyuya atılan zeytinlerin çok komik rakamlara tüccar tarafından alındığına şahitlik ettik. Yeni hasat sezonu yaklaşırken gözler rakamlar kadar piyasanın birbirini korumak adına atacağı adımlara da çevrildi.

İşte tam da bu durum yaşanırken Bursa’dan bir birlik çağrısı geldi. Sektörün amiral gemisi olma misyonu ile örtüşür biçimde Marmarabirlik cephesinden Başkan Ali Yıldız bir açıklama yayınladı ve “Biz sektörün bütün aktörleri, üreticilerimiz, devletimiz, bizler ve diğer firmalarla birlikte kol kola olarak bir kaos geliyor, batıyoruz demekten ziyade, Kol kola bu yoğun rekolteyi kaldırabileceğimize inanıyoruz. Kaos ortamı oluşturmaya ve manipülasyon yapmaya gerek yok. Herkes bir ucundan tutarak bereketini yaşayalım. Tüketicimiz de bereketini yaşasın, üreticimiz de” dedi.

Sahi bu gerçekleşebilir mi?

Üretici ürünü elde kalacak korkusu yaşamadan ürününü satıp, tüketici erişilebilir fiyata zeytin alabilir mi?

Neden olmasın? Ali Yıldız’ın birlik çağrısını Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol’un sözleriyle desteklersek bence çözüme de ulaşırız; “Avrupa'da da zeytin rekoltesinin yüksek olması, satış fiyatlarını etkiliyor. Hasat maliyetleri çok yüksek seviyelere ulaştı. Üreticimizin prim desteğine ihtiyacı var. Zeytin üretiminin kaliteli, stratejik ve sürdürülebilir devam edebilmesi için devlet desteği şart.”

Yani üreticinin açığını devlet kapatırsa üreten de tüketen de aracı da sürdürülebilir şekilde yoluna devam ederken ortamdaki kargaşa ve manipülasyon ihtimalleri de ortadan kalkacaktır.

Hem belki de bu kadim meyvenin varlığını daha çok insanlara ulaştırır ve kişi başı tüketimi de artırırız kim bilir?