Uludağ!

Bu ismi duyunca çoğumuzun aklına hemen bembeyaz pistler, kayak botları ve dolup taşan oteller gelir. Türkiye'nin en ünlü kış turizmi destinasyonu, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan eşsiz bir dağ ekosistemi.

Ama Uludağ'ın bugünkü haliyle ciddi sorunları var. Altyapı yetersizlikleri, mevsimsellik tuzağı, çevre tahribatı ve denetimsizlik...

Peki bunların üstesinden nasıl gelinecek?

Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 2023 yılında kurulan Uludağ Alan Başkanlığı, bu soruların yanıtını 2027-2031 yıllarını kapsayan kapsamlı bir stratejik planla verdi.

Toplam bütçesi 1 milyar 92 milyon lirayı aşan bu plan, Uludağ'ı yalnızca bir kış tatil merkezi olmaktan çıkarıp dört mevsim yaşayan, dijitalleşmiş ve dünyaya açılan bir marka destinasyona dönüştürmeyi hedefliyor.

***

Stratejik planın en değerli yanlarından biri, yalnızca güzel hedefler koymakla yetinmeyip önce sorunları dürüstçe ortaya koyması.

Peki Uludağ'da gerçekte ne yanlış gidiyor?

İlk büyük sorunumuz Mevsimsellik...

Uludağ, neredeyse yalnızca kış aylarındaki kazanımı ile ayakta duruyor. Yaz geldiğinde otel lobileri boşalıyor, işletmeler kepengini indiriyor, çalışanlar başka şehirlere gidiyor. Bu durum hem ekonomik istikrarsızlığa yol açıyor hem de bölgenin potansiyelini büyük ölçüde israf ediyor.

İkinci büyük sorun altyapı yetersizliği...

Kış sezonunun zirve dönemlerinde Uludağ adeta felç oluyor. Otoparklar taşıyor, yollar kilitleniyor, ziyaretçiler saatlerce bekleme yapıyor.

Yoğun turizm dönemlerinde otopark ve ulaşım gibi altyapı yetersizlikleri, alanın etkin yönetimini imkânsız kılıyor.

Üçüncü büyük sorun Çevre tahribatı...

Uludağ, sadece bir tatil merkezi değil. İçinde yüzlerce endemik bitki türü barındıran, Türkiye'nin en değerli biyoçeşitlilik alanlarından biri olan, korunması zorunlu bir ekosistem. Ancak bilinçsiz ziyaretçi baskısı, denetimsiz yapılaşma ve yetersiz altyapı bu ekosistemi tehdit ediyor.

Dördüncü büyük sorun dijital ve kurumsal altyapı eksikliği...

Uludağ Alan Başkanlığı henüz genç bir kurum. 2023'te kuruldu ve bu stratejik plan, kurumun hazırladığı ilk resmi stratejik plan.

Dolayısıyla birçok temel sistemden yoksun: Bütüncül bir dijital altyapı yok, fiziksel arşivler hâlâ kâğıt ortamında, ziyaretçi yönetimine dair kota veya randevu sistemi yok. Personel sayısı yetersiz. Başkanlıkta mevcut kadroların yalnızca yüzde 54'ü dolu. Ve çalışanların motivasyonunu artıracak mekanizmalar da henüz geliştirilmemiş.

Beşinci büyük sorun Yerel ekonomiyle kopukluk...

Uludağ'da dönen para büyük ölçüde bölge dışına akıyor. Yerel halkın turizm gelirine ortak olabileceği mekanizmalar, yerel ürünlerin sergileneceği alanlar, kültürel etkinlikler yeterince geliştirilmemiş. Bölge turizmi ile bölge ekonomisi arasındaki bu kopukluk, sürdürülebilir bir kalkınmanın önünde ciddi bir engel oluşturuyor.

Son olarak, tanınırlık sorunu da görmezden gelinemez...

Uludağ'ın marka bilinirlik oranı 2026 itibarıyla yüzde 25 seviyesinde. Türkiye'nin en ünlü kış merkezi düşünüldüğünde bu rakam son derece düşük.

Uluslararası arenada ise Uludağ'ın varlığı neredeyse yok denecek kadar az biliniyor.

******

Gelelim neler yapılacağına;

Uludağ'ın doğasını korumak, Stratejik planın tartışmasız en temel hedefi. Bu çerçevede önce alan planlaması tamamlanacak. Şu anda yüzde 70 seviyesinde olan alan planlaması, plan döneminin sonunda yüzde 100'e ulaşacak. Sit statüleri yeniden değerlendirilecek, hangi alanda ne yapılabileceği net kurallara bağlanacak.

Endemik türler için bilimsel araştırmalar desteklenecek. Bu adım üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla iş birliği yapılarak hayata geçirilecek.

Denetim mekanizmaları güçlendirilecek. Alanda bir hizmet ofisi kurulacak, imara aykırı yapılaşmaya karşı caydırıcı yaptırımlar uygulanacak.

Ve belki de en önemli adım: Ziyaretçilerde koruma-kullanma bilinci oluşturulacak. Dijital panolar, mobil uygulamalar ve eğitim etkinlikleriyle her ziyaretçi, Uludağ'ı nasıl kullanması gerektiğini öğrenecek.

Bu hedefler için plan döneminde toplamda yaklaşık 137 milyon lira bütçe ayrılıyor.

***

Uludağ'ı bir kış destinasyonundan her mevsim yaşayan bir alana dönüştürmek, planın en iddialı hedeflerinden biri.

Bunun için önce yeni turizm alternatifleri geliştirilecek: doğa yürüyüşü, ekoturizm, sağlık turizmi, gastronomi turizmi, kongre turizmi... Mevcut parkurlar yüzde 100 oranında genişletilecek.

Altyapı ve üstyapı yatırımları yapılacak. Otopark kapasitesi yüzde 100 artırılacak, suni karlama sistemi kurulacak. Bu, kar yağmadığı dönemlerde de kış turizminin sürdürülebilmesi anlamına geliyor.

Ayrıca Uludağ'da dört adet yerel ürün satış ve sergileme noktası açılacak, beş bölgesel kültür ve ekonomi projesi hayata geçirilecek, yerel halkın katıldığı beş etkinlik düzenlenecek. Bu sayede bölgede üretilen değer, bölgede kalacak.

Bu hedefler için de yaklaşık 196 milyon lira kaynak ayrılıyor.

****

Gelelim belki de planın en somut ve ölçülebilir kısmına;

Önce dijital altyapı haritalandırılacak. Bu proje 2028'e kadar tamamlanacak ve alan yönetiminin teknolojik temelini oluşturacak.

Kapasite yönetim sistemi kurulacak. Anlık ziyaretçi yoğunluğunu izleyen sistemler ve randevu uygulaması hayata geçirilecek. Yoğun dönemlerde artık kimse rastgele Uludağ'a gidemeyecek; ziyaretçi sayısı kontrol altında tutulacak.

Uludağ Alisahin

Bu, hem doğayı koruyacak hem de altyapıyı rahatlatacak.

Dijital ziyaretçi hizmetleri geliştirilecek. Bir mobil uygulama yapılacak; uygulama üzerinden pist durumları, hava koşulları, anlık yoğunluk, rota önerileri takip edilebilecek.

Hedef ziyaretçi memnuniyetini yüzde 90'a taşımak.

Dış paydaşlarla iş birliği artırılacak. Belediyeler, üniversiteler, STK'lar ve özel sektörle ortak projeler hayata geçirilecek, plan sonunda beş ortak proje hedefleniyor.

Yeni iştirakler kurulacak. Bu, özel sektörün sağlamakta isteksiz olduğu hizmetlerin kamu eli aracılığıyla karşılanması tarafında da bir alternatif yaratacak. Belki de fiyat politikasına bir regülsayon sağlayacak.

Bütün bunlar için de 220 milyon lira harcanacak.

****

Uludağ'ı dünyaya tanıtmak için kapsamlı bir strateji hazırlandı.

Yurt içi ve yurt dışı tanıtım faaliyetleri artırılacak. 2031'e kadar 12 uluslararası fuar ve turizm organizasyonuna katılım sağlanacak, basın ve medya iş birliği gerçekleştirilecek, yazılı, görsel ve işitsel tanıtım eseri üretilecek.

Marka bilinirlik oranının yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkarılması hedefleniyor.

Uluslararası turnuvalara ev sahipliği yapılacak olması da bu, planın en heyecan verici hedeflerinden biri. 2031'e kadar üç pist uluslararası standartlara kavuşturulacak ve 12 uluslararası turnuvaya ev sahipliği yapılacak. Uludağ, kayak dünyasının haritasına girmiş olacak.

Bu hedefler için toplam 237 milyon lira kaynak ayrılıyor ve içinden 157 milyonu doğrudan uluslararası turnuva altyapısına gidiyor.

****

Son olarak kurumun kendisini güçlendirme hedefleri var.

ISO 9001 Kalite Yönetim Sertifikası alınacak. Personel kadrosu genişletilecek. Her çalışan yılda ortalama 696 saat hizmet içi eğitim alacak.

Dijital arşiv kurulacak. Kâğıt ortamındaki tüm belgeler, 2028'e kadar dijital sisteme aktarılacak. Bu hedefler için de yaklaşık 61 milyon lira bütçe öngörülüyor.

***

Gelelim planın değer katacak taraflarına;

Plan, Uludağ'ı yalnızca bir turizm alanı olarak değil, korunması gereken bir ekosistem, geliştirilebilecek bir ekonomik alan ve yönetilmesi gereken bir kamu hizmeti olarak ele alıyor.

Bu bütüncül yaklaşım, kısa vadeli çözümlerin yerine uzun vadeli bir dönüşümü hedefliyor.

Uludağ'ın yalnızca kış aylarında gelir üretmesi, herkesçe yıllardı konuşulan ve bölge için büyük bir kırılganlık. Bunun üzerine gidilmesi bile başlı başına önemli.

Belki de bu planın en çok tartışılacak konusu ziyaretçi sayısını sınırlayan randevu ve kota sistemleri. Bu ilk bakışta kısıtlayıcı görünebilir. Ama bunların yokluğunda Uludağ'ın doğasının zamanla telafi edilemez biçimde zarar göreceği çok açık.

Uluslararası kayak yarışmalarına ev sahipliği yapmak, Uludağ'ı küresel spor turizmi haritasına koyacak. Bu aynı zamanda turist için de alternatif tesisler demek.

***

Elbette şu yapılacak bu yapılacak diye çok şey anlatıyoruz ama bu işin riskleri ve eksileri de çok fazla.

Bu planın en büyük sorunu bütçenin gerçekliği!

Plan döneminde toplam 1 milyar 92 milyon liralık harcama öngörülüyor.

Bu kabul edelim çok büyük bir rakam. Bu kaynağın bulunsa bile tamamının planlandığı gibi kullanılıp kullanılmayacağı da ciddi bir soru işareti.

***

Randevu ve kota sistemi mantıklı bir çözüm ama ilk uygulamada kamu nezdinde büyük dirençle karşılaşacak. Uludağ'a her yıl giden ailelerin, aniden randevu almak zorunda kalması nasıl karşılanacak? Bu konuda STK’ların basın önündeki demeçlerine nasıl göğüs gerilecek ve süreçte çıkacak kriz nasıl yönetilecek konularına ayrıca bakmak lazım.

Gelelim bir de kurumun eksiklerine; Uludağ Alan Başkanlığı henüz üç yaşında. Personelinin yarısından fazlası göreve yeni başlamış, kurum kültürü henüz oturmuş değil, birçok temel birim yok. Mesela hukuk, medya ve tanıtım gibi hayati sayılacak birimler henüz oluşturulmadı.

Tabii bir de büyük bir çelişki var.

Plan hem Uludağ'ın ekosistemini korumayı hem de turizm hacmini artırmayı hedefliyor. Bu iki konu uzun vadede birbiriyle çelişebilir. Çünkü sayı artacaksa altyapının da güçlenmesi şart.

Gerçekçi olmak gerekirse uluslararası kayak yarışması düzenlemek gerçekten pahalı ve karmaşık. Pist standartları, akreditasyon süreçleri, lojistik, güvenlik... Her şeyi hazırlasak bile bunun için ayrılan 157 milyon lira öyle büyük bir bütçe değil.

Bir de bölgede kurulacak ürün satış noktalarının gerçekten yerel halka verilip verilmeyeceğini de ciddi ciddi tartışacağız.

***

Özetlersek;

Uludağ Alan Başkanlığı'nın 2027-2031 stratejik planı, Türkiye'nin en değerli doğal ve turistik varlıklarından birine gerçekten ciddi, kapsamlı ve bütünleşik bir yaklaşım getiriyor. Mevcut sorunları görmezden gelmiyor, ölçülebilir hedefler koyuyor ve yıl boyunca yaşayan bir Uludağ için somut adımlar öneriyor.

Ama her plan gibi bu da kâğıt üzerinde kaldığı sürece bir anlam ifade etmiyor.

Cevap bekleyen sorular da şöyle sıralanıyor:

Kaynaklar zamanında aktarılacak mı?

Kurumun kapasitesi bu hedefleri taşıyabilecek mi?

Çevre ile turizm arasındaki hassas denge korunabilecek mi?..