Türkiye ile ilgili rakamlardan konuşurken ihracat ile ilgili yapılan vurgu hep aynı yere gidiyor. ‘Katma değerli ihracat’ yapmamız lazım.
Peki kendinden katma değeri yüksek alanlardaki yatırımların durumu nasıl? Bugün bu alanlardan birisi olan akıllı telefon pazarına bakalım...
Türkiye yıllık 14,8 milyon adet adet üretim kapasitesine sahip!
Sektör verilerine göre 2025 yılında İMEİ Kaydı yapılan telefon adedi 11,7 milyon adetin 5,27 milyon adedi yerli üretim! 6 milyon civarı ithalat yolu ile imei kaydı söz konusu.
Kabaca toplam kapasitenin 3’te birini yerli olarak kullanırken sektörde ciddi bir üretim boşluğu var.
Birçok firma için üretim yapan yerli girişimlerimizin olduğunu ve son dönemde ciddi yatırımların yapıldığı sektörde mevcut kapasitenin verimli kullanılması adına sektör temsilcilerinin talepleri de var.
Çünkü yatırımın devamı için kapasitenin verimi artmalı ve oluşturulan ekonomik değer dikkate alınacak düzeye gelmeli.
***
Sektöre biraz daha derinlemesine bakalım. Karşımıza Türkiye’de 2 üretim modeli çıkıyor. Bunlar ODM (Orijinal Tasarım Üreticisi) ve CKD (Tamamen demonte üretim) şeklinde ayılıyor. ODM’de ürünü başka bir firma tasarlar. Yani telefonun “hazır bir modeli” vardır ve marka sahibi firma bu hazır tasarımı alır ve kendi markasıyla satar. CKD ise diğeri bildiğiniz montaj hattı. Parça parça telefon gelir burada birleşir.
Şimdi buraya bir tablo bırakıyorum ve aslında kimin nasıl üretim yaptığını net biçimde anlıyoruz.
|
Kategori |
Firmalar |
|---|---|
|
Yerli üretim (fabrika sahibi) |
General Mobile, Casper, Reeder |
|
ODM ağırlıklı yerli marka |
Omix |
|
Türkiye’de CKD yapan global |
OPPO, Vivo |
|
Dolaylı CKD / montaj |
Xiaomi, TCL, Tecno, Infinix, realme |
|
Tam ithalat |
Apple |
Kabaca bakınca bizde yerli üretim markaları saymazsak CKD kapsamında yapılan işler de Anakart dizgi (SMT), Montaj, Yazılım (Türkçe ROM / UI), Test & kalite kontrol ve Paketleme aşamaları ile oluşuyor.
Geçmişte Samsung da bazı modelleri için Türkiye’yi CKD üretim ile kullandı ama bugün büyük çoğunlukla ithal bir marka. Tıpkı Xiaomi gibi. Ama Çinli marka daha dişe dokunur şekilde yoluna devam ediyor. Oppo’nun Tuzla’da Vivo’nun Gebze’de montaj tesisi yatırımı var. Oppo Avrupa dağıtımında Türkiye’yi aktif kullanıyor.
Bu markalar için bu yatırımların ana amacı Avrupa pazarı. Çünkü CKD ile üretim yapılsa bile cihaz “Made in Türkiye” oluyor.
Yukarıda bahsettiğim yerli üretim payı yani kabaca yüzde 35’lere gelen yerli üretim cihazları General Mobile, Casper ve Reeder üretiyor.
General Mobile İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlkay Cihaner’in yakın zamandaki açıklamasında belirttiği güzel nüans şurasıydı, “General Mobile olarak yüzde 70'e varan yerlilik oranına ulaşırken, yıllık 4,2 milyon adet üretim kapasitesine sahip tesisimizle hem kendi markamız hem de farklı markalar için üretim gerçekleştirebiliyoruz.”
Yani bu markalar da başka markalara üretim yapabiliyor.
Ama yine Cihaner’in güzel de bir tespiti yine yanı mülakatta yer aldı.
“Ancak sektör genelinde kurulu kapasitenin önemli bölümü atıl durumda bulunuyor. Mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yerli üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi ve teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi halinde Türkiye'de yaratılan katma değer önemli ölçüde artabilir.”
***
Sektör kabaca üretimi bu altyapı ile yapıyor. Ama üretmek satabilmek de önemli. Yerli üretim modellerde “teşvik” sistemi uygulanıyor olsa da lafta kalan düzenlemeleri yerli modellere uyarlayıp bunların öncelikle iç pazarda kullanımını yaygınlaştırmamız gerekli.
En basit yolu da kredi veya taksit düzenlemesi.
Bugün 12 ay vadeli tüketici kredilerinde uygulanan 20 bin TL üst sınır, yaklaşık 35 bin TL seviyesine ulaşan ortalama akıllı telefon fiyatlarının oldukça gerisinde kaldı. Biz hala düşük kalitedeki ürünlere teşvik verirken sektörün daha üst segmente yatırım yapmasını sağlayamayız. Yerli üretim dahilinde bu rakamı yukarı güncellemek gerekli. Türkiye’de üretilen ve %60 yerlilik oranına sahip ve 5G uyumlu cihazlar için ekstra finansman yaratmak sektörün daha nitelikli cihazlar üretmesine neden olur.
Bu sayede bu alanda da düşük teknolojiyi yenisi ile değiştirmek için üreticilere de bahane sunulmuş olacak.
Tabii bir de son dönemde artan fiyatlar yüzünden her yerde ortaya çıkan ‘kaçak telefon’ furyası var.
Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği'nin (MOBİSAD) paylaştığı verilere göre sektörde kayıt dışılık oranı yüzde 35 seviyeleride.
Bunu emgellemek için de vergi konusuna bir düzen getirilip saha denetimlerinin sıkılaştırılması ve ikinci el telefon pazarının kayıt içine alınması gerekli.
Yani her yıl yaklaşık 3 ila 3,5 milyon adet cihaz kayıt dışı yollarla ülkeye giriyor. Bu rakamın büyüklüğünü de hesaplayıp atılan taşların kaçırdığı kuşları görmeliyiz.
Bizim artık “Made in Türkiye” etiketini orta alt segment için değil artık orta üst segment ve amiral gemisi modellere odaklamamız lazım.
Mevcuttaki cihazlarda elde edilen başarının gelişimi artık biraz da teşvikle (mesela öğrenciler üzerinden) daha güncel teknolojiye dönüşmesi adına iç pazardaki tüketim alışkanlıkları ile alakalı.
Bunu sağlayacak kamu iradesi varsa bence şirketler dünden hazır gibi...
Neler yaptık amiral gemisi telefon mu yapamayacağız?
Ama bugün pazarda orta alt segment cihazlar Türkiye üretimi olarak görülüyor. İşte önce bunu kırmamız gerekiyor!
Yoksa kapasite kaybı daha da can yakacak gibi duruyor...