Bizim milletimiz dolandırıcıdır(!)
Bunu dediğim zaman bana kızıyorlar ama öyle şeyler gördük ki ticari ahlakın oturmadığı ve sistemi dolandırmak adına vizyon projeler ortaya koyuldu.
Mesela madeni paraların madeni değeri üzerindeki değeri geçince baya kilo ile toplayıp eritip satmaya kalkanlar oldu.
Başka bir zaman bazı tekstil ürünlerinde geri dönüştürülmüş ürün zorunluluğu geldi ve petten iplik üretim tesislerine daha ucuz olan kullanılmamış pet ham madde atılarak sistemin boşluğu kullanıldı.
Ya da Türkiye’de Çin malı makinelerin girişi engellenemeyince bazı üreticiler Çin markalarına kendi logosunu basarak piyasaya ‘Türk malı’ gibi görünen daha ucuz ürünler sunmayı tercih etti.
Say desek daha nicelerini sayarız.
Ama biz gelelim neden bu hatırlatmayı yaptığıma;
1 Temmuz itibarı ile depozito iade sistemi (Depozitosu Olan Ambalajlar - DOA) 81 ilde başladı. Özellikle geri dönüşüm sektörünün kaynağında ayrıştırma adımı için yıllardır üzerinde çalıştığı ve uygulamayı da fazlasıyla sahiplendiği ülke olarak geç kaldığımız bir adımdı.
Yerli üretim makineler ile kendi atıl kaynağımızı da ekonomiye kazandırmak adına bu hamle stratejikti.
Nitekim sadece ilk gün 1,5 milyon ambalaj toplandığı aktarıldı. Bu aynı zamanda insanların da biraz bilinç biraz da maddi gerekçelerle bu yöntemi benimsediği şeklinde yorumlanabilir.
Ama işin yazılım tarafı ve ödemenin nakit olarak hesaba geçmesi gibi olaylar projeyi güçlendiriyor.
Tabii bir de ‘şişe toplayarak araba alıyorum’ tarzı sosyal medya içerikleri de bu anlamda tetikleyici oldu.
Geri dönüşüm ve atık yönetimi şirketlerinin bireysel çabalarını da takdir etmek lazım.
***
Olayla ilgili övgülerin ardından gelelim yazının başına;
Bir sosyal medya kullanıcısı pet üreticilerinin sistemi suistimal edebileceğini yazdı. Pet üretim maliyetinin iade miktarının altında olduğunu belirtip kötüye kullanım ihtimalinden bahsetti.
Altında da ciddi sayıda yorum ve fikir vardı.
Peki bu durum ne kadar gerçekçi? Biraz buna bakmak istedim.
Sektörden aldığım bilgiler ve yaptığım hesaplamalar gösterdi ki aslında böyle bir ihtimal yok. En azından petrokimya ürünlerindeki savaş etkisinin hala sürdüğü bu dönemde.
Bugün itibarı ile (USD/TL = 46,7 TL – Pet Proform = 75 TL/Kg - HDPE/PP = 95 TL/KG) şeklinde hesapladığımızda 1 adet 0,5 lt pet şişenin imalatında gövde için 11 gr pet ve kapak için 1,5 gr HDPE/PP ihtiyacımız var. Kabaca hesaplarsak şişenin gövdesi 83 kuruş, kapağı da 14 kuruş olmak üzere toplamda 97 kuruş tutuyor.
Ama bu ürünü üzerinde etiket olmadan makineye ya da isteme veremezsiniz. En düşükten 15 kuruşluk bir etiketleme ve 30 kuruş/birim de bir genel işletme maliyetine katlanmak gerekli. Yani en iyi şartlarda bile bir şişe 1,3 TL bandına imal ediliyor. Petrol türevi malzemelerde ucuzlama %30 dolayına gelse bile bu durum uygulanabilecek kadar karlı değil.
Zaten bu maliyet 200 ml cam şişede maliyet 2 TL, 330 ml alüminyum ambalajda 3 TL dolayında olduğundan bu kısmı dışarıya çıkarıyoruz.
Bu ürünler toplandıktan sonra bir yasal regülasyon ile yeniden gıdada kullanılabilir hale gelse bile ortalama yüzde 25’i geri dönüştürülmüş üründen üretildiği takdirde bile fiyatlar en fazla yüzde 8 geriye geliyor.
***
Ama yine de bu konu vasıtası ile birlikte görüyoruz ki birileri yine bu konunun arka kapısını aramış. Neden böyleyiz ve derdimiz ne gerçekten anlayamıyorum.
***
Konuyla ilgili kişisel deneyimlerimden yola çıkarak şunu da söylemem lazım, iade makinelerinde kişi başı günlük 200 adet sınırı var ama çoğu makine zaten kapasitesini hemen doldurduğu için sistemi kullanamıyoruz. Bu makinelerin daha efektif kullanılması için gereken sevkiyat altyapısı güçlenmeli. İlçelerde hala yeterli makine kurulumu olmadığı için de biraz bu sorun oluyor.
Bir de bu sistemler için küçük ölçekli marketlerin seçilmiş olması, bazı makinelerin kasa noktasında yer alması ve oraya ulaşmak için ambalajlarla marketin için dolaşmak zorunda olmak da kullanıcı deneyimi için bir handikap.
Yeni kurulacak makinelerde bu hususların dikkate alınması gerekli. Çünkü bizim elimizle ithalata dayalı bir kaynağı çöpe atma lüksümüz yok.
Safsatalar ile arkadan konuşma ile ya da komplo teorileri ile koskoca Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi sektörünün emeğini hiç etmeye, küçük göstermeye hiç hakkımız yok!