İlimizde 4 binin üzerinde hekim, binlerce hemşire ve sağlık personeli olmak üzere yaklaşık 25 bin kişinin çalıştığı kamu sağlık kurumlarında işler iyice rayından çıkmış vaziyette.
25 binlik sayının yaklaşık 300’ü yönetici ve idari kadrolarda yer almakta...
Ve...
Bu 300 kişinin içinden tabiri caizse bir elin parmağını geçmeyecek sayıda insanlar tüm Bursa’nın sağlığını yönetiyorlar...
Lütfi’si, Cafer’i, Mehmet’i, Yusuf’u, Fahiresi, Mustafa’sı...
Kimi siyasilerden, kimi cemaat ve tarikatlardan, kimi hükümete yakın sendikalardan aldıkları destekle atandılar kurumların başına...
İşin ilginç tarafı hep aynı isimler farklı yönetim kadrolarına atanıp sağlık kurumları arasında adeta mekik dokuyorlar...
Boşa çıkan neredeyse hiç kimse yok!
Hastane müdür veya yöneticiliğinden başkan yardımcılığına, başkan yardımcılığından başkanlığa...
Sanki bu kişilerin dışında makamlara atanacak Bursa’da kimse kalmadı!
Halimiz ortada!
Söz konusu bu idareci ve yöneticilerin birbiriyle çekişmesinden çalışanlar da yoruldu, hastalar da plansızlıktan hizmet alamaz duruma geldi...
Ez cümle:
Sağlıkta Dönüşüm Programıyla kamu sağlığının içine sözleşmeli yöneticilik uygulaması girdiğinden beri hastanelerimizde durum hep böyle...
Bazı liyakatsiz yöneticiler, güç zehirlenmesi yaşayanlar, şişik egolular, efelenenler...
Adaletsizlikler, adam kayırmalar, birbirleri hakkında bilgi toplamak için yoğun mesailer harcayanlarla doldu hastaneler ne yazık ki...
Vatandaşın beklediği hizmetin önünü de kesiyor maalesef!
Keşke bu kişiler efor ve performanslarını çalıştıkları kurum için yeni projeler üretmek, yeni düzenlemeler yapmak için harcasalar...
Ama nerde!
***
Kamu sağlık kurumlarında yolsuzlukların, usulsüzlüklerin, vurgunların pik yaptığı bu günlerde kamu hastanelerimizden müfettiş eksik olmuyor...
Ve...
Söz konusu bu yolsuzluk, usulsüzlük ve vurgunların bazılarından bazı yöneticilerin haberi olmasına rağmen “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” şeklinde sesiz kalması çok ilginç ve düşündürücü...
Sadece bunlar da değil...
Çalışanların huzursuz olması, manevi değerlerin belirgin bir şekilde yitirilmesi ve gelecekten umudun yavaş yavaş kesilmesi çözülmelere ve çöküşleri beraberinde getiriyor...
İlimiz Kamu Hastanelerimizin bir çoğunda psikolojisi bozulan, haksızlığa, tacize uğradığını iddia eden sağlık personel soluğu yargıya başvurmakta buluyor...
Bu sayılar her geçen gün giderek artıyor...
Buyurun size birkaç örnek:
***
Geçtiğimiz haftalarda Çekirge Devlet Hastanesinde bir tıbbi sekreter ortalığı ayağa kaldırmış.
Niye, niçin yaptı kime kızdı bilemem...
Daha sonra personelin çalıştığı birim değiştirilince...
Yerini değiştiren idareciye kızan personel hastane içinde “Yusuuuf Yusuf!” diye
bağırmış, çağırmış, cam kırmış...
Acil servise oradan da psikiyatri hastanesine kaldırılmış...
Diğer bir örnek...
Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hakarete, küfre ve tacize uğradığını öne süren bir kadın personel haksız yere sözleşmesi fesih edilmiş ve işten çıkartılmış...
Daha neler neler ama bazı konular çok özel olduğu için uzak durmayı tercih ediyoruz...
Yaşanan, anlatılan bu olaylar ahlaki çöküşümüzün de bir göstergesi maalesef...
Unutmayın bir toplumun ahlak yapısı çöktüğü zaman artık işin sonuna gelinmiş demektir...
Eskiden öyle miydi ya!
Biz ne ara geldik bu hale...