Geçtiğimiz hafta “Karacabey Devlet Hastanesinde neler oluyor? Hemşire neden canına kıymak istedi?” başlıklı yazımızla ilgili yeni bilgiler akmaya başladı...

Olayı, yerinde birebir yaşayıp gören bazı personel kaygılarını ve hastanedeki yapılaşma ile ilgili korkularını dile getirdi...

Bendeniz de bir mevzuya dikkatinizi çekmek isterim...

Konu ile ilgili yazdığımız yazının sonunda sağlık emekçilerinin, hastane yönetiminin olayı kapatmak için bazı önlemler almış olabileceği, canına kıymak isteyen hemşireye de bazı taahhütlerde bulunmuş olabileckleri endişesini taşıdıklarını aktarmıştık...

Kısaca olayın örtbas edilebileceği öne sürülmüştü...

İddialara göre Karacabey Devlet Hastanesinde yönetimsel sıkıntılar had safhadaymış...

Zaten yazımızın başlığı da o kurumda görev yapan personelden geldi..

Hastanede inceleme, araştırma ve soruşturma başlatıldı mı?

Son durum nedir?

Konunun sonuna kadar takipçisi olacağız...

İnsan yaşamı, hayatı bu kadar basit ve ucuz olmamalı...

Kamuda çalışan personelin geleceği, huzuru yönetici ve idarecilerin iki dudağı arasında olmamalı...

Bir çoğu torpilli, liyakatsız bir şekilde atandıkları o koltuklarda egolarını şişirerek “Ben neymişim be abi!” şeklinde tatmin etmemeli...

***

Evet, Karacabey Devlet Hastanesinde sular bir türlü durulmuyor...

Anlaşılan o ki bu iş daha çok konuşulacak gibi...

Ta ki sonuç alınıncaya kadar...

Şimdi size farklı bir açıdan yazılan maili de paylaşalım:

Merhaba Lale Hanım... Karacabey Devlet Hastanesinde 7 Ekim 2025 tarihinde yaşanan intihar vakası ile ilgili öncelikle belirtmek istiyorum ki yaşanan olayın birebir canlı şahidi olarak yazıyoruz. Yaşanan olayın temel sebebi intihar girişiminde bulunan Müdür Yardımcısının, Sağlık Sen, AK Parti İlçe Başkanı ve hastanenin mevcut idaresinin itirazlarına ve direnmelerine rağmen o koltuğa oturmasından kaynaklanıyor. Göreve başladığı günden bu yana ilgili müdür yardımcısına hastane idaresi (Başhekim, İdari ve Mali İşler Müdürü ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü) tarafından ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek dışlamaları, verilen görevleri hakkıyla yapamadığı ve yetersiz olduğu gerekçeleri sunularak mobbinge maruz bırakılmasıdır. Çünkü hastanede uzun zamandır süren teşkilatvari bir sistem kurulduğu için ilgili müdür yardımcısının bu sistemi bozmasını, yapılan usulsüzlüklerin ortaya çıkarma riskini göze alamadıkları için ciddi anlamda liyakatsiz bir görev dağılımı yapılmıştır. Özellikle hastane başhekimi tarafından ilgili müdür yardımcısı sözlü baskıya maruz bırakılarak istifaya zorlanmıştır. Zamanı geldiğinde bariz yapılan usulsüzlüklerden de bahsedeceğiz. Olup bitenler şu an hastane idaresi ve Sağlık-Sen tarafından kapatılmaya çalışılmaktadır.

***

Şimdii...

Defalarca yazdık çizdik...

Kamu sağlık siteminde sözleşmeli yöneticilik dönemi başladığı günden bu güne sistem altüst olmuş vaziyette...

Yetkili sendikalar atamalarda çok ciddi bir şekilde etkinleşti “Biz ne dersek olur!” denildi...

Bir çok üst makamlara yapılan atamalarda liyakat asla birinci kriter olmadı...

Bir çok makam koltuklarına iktidar partisine veya bir cemaate, tarikate yakın olan kişiler oturtuldu...

Hemşireden teknik müdür, teknisyenden idari ve mali işler müdürü, imamdan başkan yapıldı ki bu sadece birkaç örnek...

Çoğu da bu makamlara gelebilmek için bazı fakülteleri ya özelden ya da açık öğretimde okuyarak bitirdi...

Hal böyle olunca kamu sağlık kurumları söz konusu bu insanlarla dolduruldu...

Hırsızlık, vurgun, soygun, görevi kötüye kullanma, taciz, usulsüzlükler aldı başını gitti...

Sonuç?

Sonuç ortada!