“Uludağ’ın yönetimi Bursalılara aittir. Hem su kaynaklarının olduğu bir bölge, hem de Bursa’nın doğal hazinesi. Uludağ’ın söz hakkı Bursalılarda olmalı. Alan Başkanlığı kuruluyor, 4-5 yıl şehirde kalıp gidecek bürokratlar Uludağ’ın yönetimini ele alıyor ama içinde bir tane Bursalı belediye başkanı yok. Uludağ’ı yönetmek için Bursa’yı tanımak, bilmek lazım. Bursa’yı kazanmak lazım. Sadece bizim de çabalamamız yetmez, büyük bir işbirliği lazım. Bursa’nın değerini bazı yerleri gezerken daha iyi anlıyorsunuz. Bursa’yı tanımak, tanıtmak için ilkokuldan başlamak lazım...”

Yukarıdaki sözler, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in eylül ayı değerlendirme toplantısı konuşmasından...

Günler sonra yağan yağmurun verdiği rahatlık hissiyle düştük yere bir damla düşünce milim milim ilerleyen Bursa trafiğine. Toplantı öncesi akıllarda barajlardaki doluluk oranları ve geçen hafta ortalarda dolaşan belge vardı, Başkan Bozbey de ona yönelik açıklamalar yaptı ama bu yazının konusu farklı.

Bu yazı, bu şehirde yaşayan çocukların hatırı sayılır bir kısmının gidip göremediği Uludağ hakkında...

Hatırlarsınız, 2023 yılında Resmi Gazete’de yayımlanan kararname ile Uludağ’da Alan Başkanlığı kurulmuş, dağ hakkında her türlü tasarruf bu başkanlığa bırakılmıştı.

Bu karar aynı zamanda Uludağ’ın milli park statüsünden çıkarılmasını ve 32 çeşit endemik bitkinin ‘devlet koruması’ altına alınması anlamına geliyordu. Eylemler, protesto gösterileri yapıldı, ünlü isimler Uludağ’ın statüsünün değişmemesi için çağrıda bulundu ama nafile.

Uludağ’da yetki karmaşasını ortadan kaldırmak amacıyla kurulduğu açıklanan Alan Başkanlığı’ndan önce Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tek yetkili konumundaydı ama iki kurum arasında ufak bir ‘imar’ farkının olduğunu hatırlatalım.

Yani, önceden doğal güzellikler ve tabiat sevgisi temaları ile öne çıkan 2543 metre yüksekliğindeki dağımız artık ‘turizm’ odaklı bir anlayışla yönetiliyor. Kayak merkezi olsun, kongre merkezi olsun, spor tesisleri olsun, sağlık turizmi olsun düşünceleri ile oluşturulacak projeler için belirleyici rol, Alan Başkanlığı’nda olacak.

Yani Uludağ Bursa sınırları içerisindeymiş falan onlar önemli şeyler değil.

İşin sonunda gitmesek de görmesek de bizim dağımız olan Uludağ, yetki karmaşaları ve güç savaşlarının gölgesinde kimliğini yitirecek, bize de yine hayıflanmak kalacak.

Şahsi önerim, bundan sonra Alan Başkanlığı yönetiminde Bursalı olmasına rağmen hiç Uludağ’a çıkmamış iki-üç çocuğumuz da olsun. Uludağ hakkındaki bilgileri bürokratlarla aynı olacağından hem konuya yabancılık çekmezler hem de çekirdekten uzman yetiştirmiş oluruz.

Bir taşla iki kuş!