Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın, görevi başında geçirdiği 550 günlük zaman zarfında yapılanları anlattığı “550 Günde Birlikte Yaşayan Osmangazi” başlıklı basın toplantısındaydık önceki gün.
Haberin detaylarını okuduğunuzu varsayarak kendi meramımı anlatmaya koyuluyorum...
Osmangazi, nüfus itibarıyla Türkiye’de 56 ilden daha büyük bir ilçe. Haliyle sosyo-ekonomik yapı da buna göre şekilleniyor.
Memleketteki tüm CHP’li belediyelerin ısrarla üzerinde durduğu ‘sosyal belediyecilik’ Osmangazi’de de hayat buluyor. 2 milyondan fazla kişiye ekmek, 85 binden fazla kişiye çorba dağıtımı gerçekleştirilmiş. Kent Lokantaları’nda 800 binden fazla kişiye sıcak yemek imkanı 80 lira bedelle sunulmuş. Daha bunun kreşi var, emekli kahveleri var...

Ülkedeki ekonomik atmosfer kötüye doğru gittikçe belediyelerin misyonu da değişmeye başladı. İlk olarak pandemi zamanında vatandaşa ‘güzellik’ olarak yapılan uygulamalar zaman geçip de şartlar çetinleşince kalıcı oldu.
Ahalinin geneli de artık asfalttan, kanalizasyondan ziyade bu hizmetleri kovalar oldu.
Orhan Veli’nin meşhur ‘Cep delik, cepken delik’ dizelerine göz kırpan vatandaş çareyi belediyelerin indirimli yeme-içme hizmetinde buluyor.
Çünkü bu insanların gidecek yeri yok, çaya kahveye verecek parası yok, dışarı çıktığında ucuz yollu karnını doyuracak bir alan yok. Gelir adaletsizliği dediğimiz kavram neredeyse toplumun yüzde 80’inden fazlasını yoksullaştırıyor. Belediye de çareyi esnafla rekabet etmeyecek ölçüde indirimli çay-çorba hizmetinde buluyor.
Neresinden bakarsan bak iki taraf için de çok zor bir durum...
550 gün içine sığan epey bir faaliyet gerçekleştirmiş Osmangazi Belediyesi. Hedeflerini tutturuyor ancak tasarruftan da taviz vermiyor.
Tüm bunları yaparken şeffaflık ilkesinden de vazgeçmiyor.
Yakında Çiftehavuzlar Mahallesi’nde kentsel dönüşüm çalışmasının başlayacağını, Soğukkuyu’da dönüşüm için son detayların görüşüldüğünü de belirtelim.
Osmangazi, içinde barındırdığı eserlerle Bursa’nın tarihi açıdan da mihmandarlığını yapan bir ilçe.

‘Tarihi İpek Yolu Aksı’ projesi ile Panorama Fetih Müzesi’nden başlayan turizm yolculuğu içine Kayhan ve Heykel’deki gastronomi noktalarını da dahil ederek Ulu Cami, Kapalı Çarşı, Üftade-Hisarönü, Arkeopark, Filiboz Mescidi ve Romangal Fabrikası ile nihayet bulacak.
Tam bu noktada Başkan Aydın’ın 25 Mart 2021 yılında Temiz Cadde’de yaşanan heyelan sonrası kamulaştırılan binaların yıkımıyla açılan alana Üftade Türbesi’ne ulaşım için asansör projesi yapılacağını belirttiğini de ekleyelim.
Ama tüm bu tabloyu gölgeleyen ve yapılanları bir kalemde silen bir başlık var: Su krizi.
AK Partili isimlerin son zamanlarda sıkça sosyal medyadan açıklama yaparak kendilerini temize çekme gayretini görüyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse 2004-2024 arası tam 20 yıl bir şehri yöneten parti için fazlasıyla cüretkar hamleler bunlar.
Başkan Bozbey’in videolu açıklamasına cevaben Alinur Aktaş’tan başka bir video geliyor. Acıdır ki bu kayıkçı kavgası bize hiçbir şey kazandırmıyor. Ama tekrar etmek gerekiyor. Bursa 1,5 yılda susuz kalmadı. Bursa, göstere göstere gelen bir kriz sonrası susuzlukla baş başa kaldı.
Su seviyesinin yüzde 1’in altına düştüğü Bursa’da kesinti haricinde kısa vadeli bir çözüm planın ortaya konmaması hali hazırdaki yönetimin eksikliğidir evet ancak bu zamana kadar 20 sene boyunca önlem alınmayışı da önceki yönetimlere yazar.
Neyse, madem Erkan Aydın’ın açıklamaları ile başladık, onun su krizine ilişkin yaptığı sosyal medya paylaşımında kurduğu cümlelerle bitirelim:
"Yıllar önce bu kentin dört bir yanında ormanlar yok olmasın, barajları besleyen akarsular kurumasın diye kepçelerin, dozerlerin önüne geçen insanlar vardı. Biz o insanları görmezden geldiğimiz gün, suyumuzu da geleceğimizi de kaybetmeye başladık."