Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın 2026 Değerlendirme Toplantısı için dizildik yola, Barış Manço Kültür Merkezi’nin koltuklarına sıralandık.
Salona doğru yolda ilerlerken plansız kentleşmeden, gecekondulaşmadan en büyük nasibi alan Yıldırım’ın sokaklarından geçtik, köhneleşmiş, dokunsan yıkılacak evlerin, daracık yolların arasından dolandık.
Bu zorlu rotanın bittiği noktada sözü alan Başkan Yılmaz, bugüne kadar nihayete erdirdikleri kentsel dönüşüm projelerinden bahsetti ve Ankara Yolu’nun güneyi olarak adlandırılan 13 mahalle için kentsel dönüşüm odaklı revizyon imar planını biz basın mensupları ile paylaştı.

152 Evler, Baruthane, Beyazıt, Davutkadı, Eğitim, Güllük, Mehmet Akif Ersoy, Mimar Sinan, Ortabağlar, Sinandede, Siteler, Şükraniye ve Selçukbey Mahallelerini kapsayan proje kapsamında 4 milyon 450 bin metrekarelik alanda dönüşüm gerçekleşecek. Projenin başarıyla tamamlanması halinde Yıldırım’ın en büyük sorunlarından biri çözülecektir kuşkusuz.
Yılmaz, yaklaşık 1,5 saat süren uzun bir sunum ile Yıldırım’da hayata geçirdikleri projeleri anlattı. Başlattıkları dönüşüm elbette sadece yapılaşma ile sınırlı değil. Yıldırım’ın, Bursa’nın çöküntü bölgesi kimliğinden uzaklaşması için yoğun çaba sarf ediyor, ilçenin çehresini değiştirecek atılımlar gerçekleştiriyorlar. Bu konuda büyük bir tebriği de hak ediyorlar.
Yaşamının 27-28 senesini Yıldırım’da geçirmiş birisi olarak yaşanan değişimi fark etmemek elbette mümkün değil ancak gidilmesi gereken çok yol olduğunu da söylemek gerekiyor.
Yollar genişliyor, ulaşım alternatifleri çoğalıyor, spor salonları açılıyor, parklar hizmete giriyor; bunların hepsine eyvallah. Amma velakin bir ilçenin gelişmişliği binalarının ne kadar afili olduğu ile de ölçülmüyor.
Eskimiş, kaçak binaların yerlerine sağlam ve sağlıklı binaların yapılması elbette kıymetli ancak insanların alım gücü sosyal yardımlar ile ayakta kalıyorsa burada bir durup düşünmek gerekiyor.
Aldığı göçler sebebiyle sosyolojik yapısı büyük oranda değişen Yıldırım’ın henüz dönüş(e)meyen dolambaçlı ara sokaklarında yalnızca hava kirliliği ya da çarpık kentleşme değil, geçim derdinin can yakan gerçeği duruyor.
Buna ek olarak,
Evet, Alev Alatlı Kültür Merkezi hayli önemli ancak bağrında Osmanlı’dan kalma önemli eserleri barındıran, Cumalıkızık gibi bir tarih platosuna ev sahipliği yapan Yıldırım için başka kültürel ve turistik atılımlar yapılması gerekiyor. İşte bu sebepten Yeşil Türbe-Setbaşı aksı için düzenlenen tasarım yarışması büyük önem taşıyor. Yıldırım’da bir kabuk değiştirmekten bahsedeceksek tarihi mekanların bu noktada başı çekmesi gerekiyor.

Şahsi görüşüm;
İlçenin kültür hayatına büyük katkı sağlayan, eğitim alanında yeni bir ezber oluşturan kütüphanelerden bahsederken araya ulaşım zamlarının sıkıştırılmasına ve BURULAŞ’ın eleştirilmesine gerek yoktu; tıpkı su faturaları konusunda Büyükşehir için sıkça zikredilen ‘beceremiyorlar’ yaftasının yapıştırılması gibi...
Maalesef şehrimizin yerel yöneticileri yaptıklarını anlatırken siyasi rakiplerine bir ‘nispet’ yapmayı ihmal etmiyor. Her toplantıda karşılıklı göndermelerle baş gösteren bu ‘aşık atışması’nın vatandaşa ise herhangi bir faydasının olmadığının altını kalın kalın çizmek gerekiyor.
Son olarak;
Yıldırım neredeyse yeniden inşa ediliyor, evet. Ancak ‘inşa’nın yanı sıra, ‘ihya’nın da gerçekleşmesi gerekir.
Bu ihya hareketi de yalnızca insanların kendini mutlu, umutlu ve güvenli hissetmesi ile gerçekleşir...