Bursa’nın sanayileşmek için iki yakasında yine ana ulaşım akslarına paralel olan genişleme çabası devam ediyor.

Sıkça Kestel ve Karacabey’in adı bu haberler ile anılıyor.

Bursa’daki sanayi bölgelerinin doluluğu yüzde 100’ü geçtim birçok yerde yüzde 70 seviyesinde bile olmamasına karşın plansız sanayileşme şehrin kalbine saplanan bir hançer gibi devam ediyor.

Haritayı karşımıza alıp baktığımız zaman tarım arazisi vasfındaki alanların planlı imar alanına ama plansız sanayi bölgelerine dönüştüğünü görüyoruz.

Bunun en net örneğinin yaşandığı alan ise kuşkusuz Başköy.

Başköy, Nilüfer’e bağlı küçük bir mahalle olmakla birlikte son yıllarda plansız/yoğun sanayileşme görmüş; çok sayıda fabrika, depo ve sanayi tesisi yerleşmiş bir alan halini aldı.
Bahsettiğimiz alanda öyle küçük firmalar da yok. Bu yüzden ihracat odaklı biçimde bölgenin ıslah OSB olma talebi/çalışmaları vardı. Elbette bu durum gerçekleşmedi.

Ama bölge herhangi bir organize yapılanma olmadan kendi halinde büyümeye devam ediyor. Üstelik büyüyeceği alanının sınırlarını da kimse bilmiyor.

Şimdi aşağıya bir fotoğraf bırakıyorum;

Yukarıdaki uydu görüntüsünde özellikle ana yola yakın bölgelerinin tamamı vasıf olarak ‘arsa’ oldu. Ama gördüğünüz gibi hepsi aynı zamanda verimli birer tarım arazisi.

Bölgedeki sanayi-parselleri ve fabrika/lojistik ilanları bugün birçok satış sitesinde aktif; arsa ve fabrika satış/kiralama pazarında hareket devam ediyor.

Ama bununla birlikte imar, ruhsat ve denetimle ilgili sorunlar, kaçak depo yıkımları ve kentsel sanayi dönüşümü tartışmaları bugün biraz daha gündemde.

Uygulama nazım imar planında bölgenin en azından ne kadar sanayileşebileceğini netleştirmenin zamanı geldi. Çünkü kabul edelim o bölge arka tarafındaki Büyükbalıklı ile birlikte ciddi bir sanayi/lojistik yapılanmasının merkezi olmaya başladı. Başköy’de dökümcülerin bulunduğu alanda da ciddi bir genişleme yaşanıyor. Yani o bölge büyüyor ve gerçekten büyük çaplı yatırımlar yapılıyor.

Başköy’de betonerme atölye ve üretim alanı imarında yapılar var ama onlardan daha fazla arsa üzerindeki fabrikalar var. Özellikle İzmir istikameti’nde giderken yolun solunda kalan kısım ağırlıklı arsa üzeri yapılaşma.

Bazı parsellerin “Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanı” (dumansız/kokusuz imalathane kriterleri) gibi planlama terimleriyle düzenlenmiş olduğu da biliniyor.

Şimdi şehrin önünde bu alan için 2 seçenek var. Bunlardan ilki o bölgeyi bir şekilde planlı bir OSB haline getirip sınırını, genişleme alanını, altyapısını hazırlamak ve şehre yeni bir üretim alanı kazandırmak.

İkincisi ise gözlerini kapatıp o bölgenin Hasanağa-Akçalar alanı ile zaman içinde plansız biçimde birleşmesini beklemek.

Doğa bizim olduğu gibi şehir de bizimse bir zahmet biri şuraya el atsın. Orası taşınamayacak kadar büyük sanayi kuruluşlarının yeri. Devamı da gelecek. Şehre yapılacak yatırıma ‘yapmayın’ diyemeyiz. Ama ‘şartları bu olsun’ diyebiliriz. Bunu yaparsak hem o bölgeyi planlar hem de o bölge TEKNOSAB, Deri OSB ve TOSAB için iş gücünü barındıracak bir uydu kent tasarlayabiliriz.

Toparlarsak;

Herkesin gözü Kestel’de ama öbür yanda Başköy’de ciddi bir plansız sanayi yapılaşması var. ‘Şehre uzak diye görülmüyor’ diyeceğim ama uzak da değil. Belki de rant odaklarının başka bölgedekiler gibi bir noktada toplanmaması sebebiyle çok konuşulmuyor. Ama Başköy artık küçük bir mahalle değil, koskoca bir sanayi bölgesi bilmem anlatabildim mi?

Hatta bugünkü TEKNOSAB’dan daha fazla ülke ekonomisine katkı sunan bir sanayi bölgesi.