Türkiye’de ekonomik şartlar her geçen gün zorlaşırken insanların aklında yeniden beliren bir konu maaşlar oldu.
Asgari ücretin yetersizliği her geçen gün artarken gözler Temmuz ayına çevrildi. Dikkat ettiyseniz bu ara kimse net olarak temmuzda asgari ücrete zam gelmeyecek diyemiyor. Haziran ayı aslında bu konuda da sıcak geçecek gibi.
Neden böyle dediğimi anlatmadan önce gelin biraz güncel duruma bakalım.
Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı ilk kez 35 bin TL seviyesini aşarak 35 bin 174 TL oldu.
Yılın ilk 5 ayında yaşanan enflasyonun mutfak harcamalarına olan etkisi ise 3 bin 950 TL oldu. Sadece son ayda gıda harcamalarındaki fark 588 TL olarak hesaplandı.
Yıllık mutfak enflasyonu %40,58 olarak hesaplandı.
4 kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılaması için gereken rakam 114 bin 576 TL. Çocuklar dahil 4 kişi asgari ücretle çalışsa 112 bin 302 TL gelir elde eder. Yani asgari ücret yaşanabilir sınırın altına fazlasıyla indi.
***
Yukarıdaki bilgiler kenarda dururken bir de siyasete bakalım. Ülkenin ana muhalefet partisi adeta ikiye bölünmüş durumda. Güç kaybettiği öne sürülen iktidarın baskın seçim kararı alacağı söylentileri artık köy kahvelerinde bile dillendiriliyor. Bu hafta karar alınsa ve 90 gün sonra seçim yapılırsa ülkede bir şeyleri değiştirmek için atılacak adımlar da belli gibi.
Temmuz ayında doğal süreç gereği memur maaşları ve emekli maaşlarına zam gelecek ve bu zam ağustos ayında bazılarına temmuz ayının maaş farkı ile birlikte yatacak. İşte tam bu esnada bir de asgari ücret güncellemesi yapılır ve rakam açlık sınırı olan 35 bin TL’ye çıkarılırsa ilk zamlı maaş da ağustos ayında alınır.
90 günlük sürecin ağustos sonu veya eylül başı olacağını düşünürsek ülkedeki parasal sıkıntıları bir anlığına unutturabilecek çok uygun bir süre karşımızda.
***
İşte siyasetteki bu söylentiler ve önümüzdeki ayların getirdiği süreç bu yıla mahsus bir ara zam meselesini masaya getirebilir.
Kuvvetle muhtemel ekonomi yönetimi buna karşı çıkacaktır ama konu seçim ise bu tarz hamleler mübah sayılır. Üstelik beraberinde getireceği enflasyon ve işsizlik riski hiçe sayılarak bu adımlar atılır. Seçim kazanılırsa 5 yılda elbet düzeltilir, kaybedilirse ‘ülkeyi yönetmiyorlar’ siyaseti için zemin hazırlanır.
Ama gerçek şu ki Türk-İş’in açıkladığı rakamlar çok ciddi. Açlık sınırı ile asgari ücret makası yüzde 20’ye ulaştı. Gıda enflasyonu genel enflasyonun çok üzerinde seyrediyor.
Tencerede sıkıntı geçen seçimde de vardı ama şimdi ortada tencere de kalmadı. Makas her geçen gün daha da açılırken süreci uzatmak ve muhalefetin güçlenmesini izlemek bence AK Parti’nin de işine gelmeyecektir. Çünkü CHP her ne kadar ikiye bölünmüş de olsa süreç bu şekilde giderse muhalefet bir yerde konsolide olacak. Üstelik milliyetçi kesim de Özgür Özel cephesinde yer almaya başladı. Şu an bölünmüş gibi duran oyların yeniden tek bir yerde birleşmesi iktidar için en kötü senaryo olur.
Bütün bu nedenler seçim için zemini uygun hale getiriyor. Ama vatandaşı unutmadan bu kararın alınması gerek.
Tepkiyi bastırmanın da ana unsuru insanların paraya erişimini sağlamak. Faizler ve kredi limitleri yoğun baskı altındayken bunu yapabilmenin ana yolu sadece maaş zammı olarak kaldı.
Yani eğer bir ara zam olacaksa bu net biçimde seçim kararına bağlı...