Son dönemde iş dünyası ile ilgili sorunları konuşurken altın en çok çizdiğimiz alanlardan bir tanesi açıklanan teşviklerin küçük KOBİ diye tabir edebileceğimiz alandaki ufak kuruluşlar ile mikro işletmelere ulaşmaması. Ayrıca esnaf tarafında da benzer durum söz konusu.

Elbette artan finansman maliyetleri ile yeni borçlanmayı zorlaştırırken imalat ve genel giderlerdeki artışın da karlılık üzerinde kurduğu baskı işleri bambaşka alanlara taşıdı. Karlılık düştüğü yetmemiş gibi bir de insanlar piyasadan ödeme toplayamadı.

Nihayetinde gördük ki şirket kapanışları, konkordato süreçleri, batık firmalar, karşılıksız çekler, ödenemeyen borçlar ve ‘kayıt dışı finansörler’ ile çevrili bir piyasa oluştu.

Yani yatırımcı için güvensiz her ortam doğal olarak bu habitatta şu anda mümkün. Üstelik sistem o kadar ağır hasar aldı ki kendisiyle alakalı olmayan konular nedeniyle batan ya da sicili bozulan ‘Tacir’ sıfatı olan kimseler için ticarete yeniden dönebilme ihtimali de kalmadı.

Burada bahsettiğimiz tacirler de 2’ye ayrılıyor. Birincisi bu işi suistimal edenler, diğeri de gerçekten piyasada alacağı olduğu halde bu ödemeler gelmediği yani nakit yönetimi yapamadığı için kapısına kilit vuranlar. Bizim işimiz ikinci grupla.

Bu grup için koşullu ve kapsayıcılığı belli sınırlarla çizilmiş biçimde bir sicil affının gündeme gelmesi gerekliliği konusunda sahada kimse sorsak hemfikir biçimde “piyasanın rehabilite edilmesi adına gerekli” cevabını alırız. Ama bunu TBMM’de dillendirecek insanların olması ve bir şekilde meclis kürsüsüne de göndermek gerekli.

***

Yukarıda anlattığım konunun dillendirilmesi için Bursa Bizim Platformu Çalışma Grubu bir rapor hazırlayıp Meclis’teki 600 milletvekiline dijital ortamda bu bilgileri ulaştırdı. Bursa’daki siyasi parti ve milletvekillerine de ayrıca ziyaretler ile konu aktarıldı.

Bursa’dan böylesine kritik bir konu için ilk ateşi onlar yaktı diye anlatabiliriz belki.

Platformun hazırladığı “Ticari Sicil Affı ve Terkin Mağdurlarının Ekonomiye Kazandırılması” raporundan biraz ayrıntı verecek olursak;

Önce sorunun tanımı ile başlıyorlar;
“Enflasyon, kur şokları ve krizler nedeniyle borcunu zamanında ödeyemeyen esnaf, KKB'de olumsuz sicile giriyor. Şirketi resmi olarak kapanmış (terkin edilmiş) kişilerin bile geçmiş sicil kayıtları silinmiyor ve bu da onları "finansal ablukaya" sokuyor. Sicili bozuk olanlar kredi alamıyor, tefeciye yöneliyor, ya da yakınları adına "emanetçi" şirket kurarak kayıt dışılığı artırıyor!”
Sanırım bugün bu 3 konunun da yaşandığı hususunda herkes hemfikir!

Peki ne yapılmalı? İşte raporda bunun da ayrıntıları var. Yani sadece basit bir sicil affı değil kastettikleri. Sicil affı çıkmalı ama tek başına suistimal edilecek şekilde ya da sistem tarafından suistimal edilecek şekilde değil!

Raporda anlatılanlara göre piyasanın ihtiyacını 5 temel maddeye indirirsek şunlar karşımıza çıkıyor;

- Bankaların affa rağmen eski kayıtları "kara liste" gibi kullanmasının yasaklanması
- Kapanan şirketler için 2-3 yıllık yasal zaman aşımı süresi getirilmesi
- Terkin edilenler için koşulsuz, tek seferlik sicil temizliği
- Af'ın sadece dürüst mağdurları kapsaması, kasıtlı dolandırıcıları değil
- KGF kredi desteği ve ilk yıl vergi/harç muafiyeti

***

Elbette sıkıntı yaşayanlar için bir ayrım yapılacaksa, ödevlerini yerine getiren firmalara da ayrı bir destek sağlamak gerekli. Raporda bunun için de bir “Beyaz Sicil / Altın Esnaf” statüsü belirlenmiş. Bu grup için de bir miktar faiz indirimi ile vergi indirimlerinin %5'ten %10-15'e çıkarılması gibi teşvikler öngörülüyor.

***

Aslında bu tarz sahadan gelen raporların ülke yönetiminde söz sahibi olanlar arasında daha çok konuşulması lazım. Çünkü yerelden yönetim düstürunu yavaş yavaş kaybederken sahanın küçük yapı taşlarının dertlerini de unutmaya başladık. Aslında küçük dokunuşlar ile düzeltebileceğimiz binlerce hayat olduğunu göremiyoruz.

Görünür olması adına çabalayanları da görmüyoruz.

Ama Bizim esnaf ve mikro işletmeler grubunda kapsamlı bir af yerine yapısal bir ekonomik reforma ihtiyacımız var!