Bursa’da bu yıl 3. kez düzenlenen ve gerçekten BTSO AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi’nin ciddi çabası ile hayata geçirilen Uludağ Çevre Forumu dün başladı, bugün ise nihayete erecek.
İlk 2 organizasyon ile yukarı giden trendin getirdiği beklentinin etkisi ile ne yazık ki bu yıl başlangıç hayal kırıklığı oldu.
Sapanca’ya kaptırıp adına bile sahip çıkamadığımız Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin yerine koyabileceğimiz ve bugünün en önemli konusu olan sürdürülebilirliğin şehirde gelişen ekosistem ile birlikte ülke vizyonuna yöne vermesini pek ala bekleyebiliriz.
Ama bunun için yapılan çalışmaların da bakanlık değil bakan nezdinde karşılık bulması gerekli.
Geçen yıl Murat Kurum’un bizzat açılışında yer aldığı etkinliğin yarattığı sükse hepimizin malumu.
Bu yıl ise konuşulacak konuların derinliği, artık vücut bulan iade sistemi ve COP 31 meselesi gibi konular var iken en azından “Bakan Yardımcısı” düzeyinde bir katılım da bu şehirde yapılanlar düşünülürse fazla görülmemeli.
Programları yoğun vs. diyenler var ama bu tarih de dün belli olmadı! Özellikle geri dönüşüm ve atık yönetimi konusunda ülkenin sayılı şirketlerine ev sahipliği yapan bir şehir burası ve ülkenin vizyonunu da şekillendirecek donanımlı sanayicilerimiz mevcut. Zaten öyle olmasa bu forumdan bahsedemezdik.
***
Forumda konuşulan konulara gelecek olursak elbette BTSO meclis toplantılarından da aşina olduğumuz üzere AB Uyum ve Yeşil Mutabakat Konseyi Başkanı Vedat Kılıç ilk olarak söz aldı ve “İklim krizi artık yalnızca çevresel bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik rekabetin, ticaret politikalarının, üretim modellerinin ve şehirlerin geleceğini belirleyen en önemli unsurlardan biri haline gelmiştir” dedi.
Ardından ekledi:
“Sanayide kullanılan yıllık 100 milyar tonluk malzemenin yüzde 5-6’sının ancak döngüye geri sokabiliyoruz. Bu konu aslında bizim ana gündemimiz olmalı”
***
BTSO Başkanı İbrahim Burkay da konuşmasında sektörlerin konuştuğu konular ile piyasa gerçeklerinin birbirini tutmadığını net bir dille ifade etti. Örneği de oldukça ironikti; Dubai’deki COP28’in en büyük çıktısı olan fosil yakıtların azaltılması kararının nasıl piyasada karşılık bulmadığını bugün yaşanan Hürmüz krizi ile net biçimde görmüş olduğumuzu anımsattı.
Yine bir süredir iş dünyasının en büyük çıkmazı olan finansman konusunu da bir kez daha dillendirdi ve özellikle kredi limitlerinin artırılması, ihracat kredilerinde vade sürelerinin uzatılması ve finansman maliyetlerinin düşürülmesi talepleri dile getirildi.
***
Forumun en önemli konuklarından biri ilk panelde konuşan T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer’di.
Özellikle yasal regülasyonlar konusunda sektörün beklentileri en çok merak edilenlerdi.
Konuşmasında gıda güvenliği ve temiz enerjiye değinen Ecer, dünyada artık herkesin gıdaya erişimi ve enerji güvenliğinin en önemli başlıklardan biri haline geldiğini belirtti. Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir aşama kaydettiğini ifade eden Ecer, elektrik üretiminin yarısından fazlasının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını söyledi.
Kurduğu kritik cümle ise “Oyunun kurallarını sadece takip eden değil, belirleyen ülkeler arasında olmak istiyoruz” oldu.
Özellikle Türkiye’nin uluslararası iklim finansmanına erişimini artırmak için çalışmalar yürüttüğünü açıklaması da sanayici için güzel bir haberdi.
***
2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda birçok düzenleme hazırladıklarını anlatan Ecer, Emisyon Ticaret Sistemi’nin pilot uygulamasının 2026-2028 yılları arasında başlayacağını açıkladı. İlk etapta Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamında yer alan sektörlerin sisteme dahil edileceğini, Türkiye Yeşil Taksonomisi’nin de hazırlandığını belirtti.
Şehirlerin iklim değişikliğine uyumu için illerde koordinasyon kurulları oluşturulacağını da açıklayan Ecer sektörün aslında beklediği regülasyonların cevabıydı. Yeter mi bence tartışabiliriz.
***
Bursa Türkiye’de geri dönüşüm sektörü açısından ciddi yatırımları bünyesinde barındıran bir şehir. Bu da sektörün genel yapılanmasında da dikkat çekiyor. Ama sektörün ortaya koyduğu döngüsel ekonomi modelinin piyasaya uygun biçimde sahada bulunması durumu bile hala tartışılıyor.
Üstelik konu ısrarla sadece geri dönüşüm alanına çekilmeye çalışılıyor. Bu konunun içinde verimlilik, yeşil enerji gibi konular var. Bu foruma neden mesela onlar da güç katmıyor?
COP31 sürecinde ülkede fazlaca konuşacağımız bir konu tüm sanayiyi dönüştürmek için kapımızda ve hala çok bakir bir alan.
Biz ülke olarak bu gibi alanlarda teknolojisini geliştirip hızlıca ticarileştirebilen bir toplumuz. Bu avantajı kullanmak içinde aslında çok çabaya gerek yok. Sadece can kulağı ile sektörün paydaşlarını, sektöre yatırım yapan firmaları dinlemek yeterli olacaktır.
Çünkü Türkiye’de geri dönüşüm sektörü basit hurdacılıktan çıkıp geri dönüştürülmüş ham madde ihracatı yapabilen bir endüstri.
Hani unutan varsa hatırlatmak istedim...