Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı.

Haftalardır herkesin merakla beklediği raporda rakam güncellemeleri beklentinin altında kaldı. Piyasa çok daha sert bir beklenti içinde olsa da Merkez Bankası daha temkinli davrandı.

Hedefleri ve güncellenen rakamları karşımıza alarak bakalım:

2026: İlk Tahmin: %16 – Revize %26

2027: İlk Tahmin: %9 – Revize %15

2028: İlk Tahmin: %8 – Revize %9

Her şeyden önce Hürmüz krizi kaynaklı enerji baskısı ve diğer bazı parametreler bizi ekonomi yönetiminde net olarak 1 yıl geriye attı. Çünkü Merkez’in bu yıl sonu için olan hedefi 2027’ye ötelendi.

Zaten ilk 3 ayda kümülatif enflasyon %14.6 olarak bu hedeflerin tutarsız kaldığını bize göstermişti. Hatta piyasanın beklentisi Mart verileri ile birlikte %30’un üzerine çıkmıştı. Piyasa beklentisinin yarısı kadar hedef de olamazdı.

***

Şimdi bu güncellenen enflasyon hedeflerinin diğer tarafına bakalım. Yani sanayinin ve üretimin en büyük ihtiyacı olan finansmana!

Yıl sonunda %26 enflasyon hedefleyen bir Merkez Bankası’nın politika faizini reel politikalar çerçevesinde bu rakamın üzerinde tutması beklenir. Bu da yıl sonu faizin %28-30 bandında kalacağı yönünde yorum yapmamızı sağlayacaktır.

Zaten 2026 başında da oluşturulan projeksiyonlar ve yatırım şirketlerinin raporlarında faiz için %29 - %29,5 rakamlarını çok fazla okuduk.

Ama 2025’ten baktığımızda hesaplarda yine sapma çok yüksek olsa da o gemi geçeli çok oluyor.

Geçi bu konuştuğumuz rakam da aslında piyasadan kopmaya başladı. Çünkü bugün politika faizi %37 seviyesinde olsa da fonlama faiz koridorunun üst bandı olan %40'tan gerçekleşiyor.

Bütün bunlar sanayinin finansman erişimi için bu yıl da ucuz para olmayacağının işareti ki Merkez Bankası Fatih Karahan’ın ‘sıkı para politikasına devam edeceğiz” açıklaması da bunu pekiştiriyor.

Bu rakamlar ayrıca döviz kurundaki yükselişin de bir miktar daha yukarıya gidebileceği şeklinde yorumlanabilir elbette.

Bu da ihracatta pahalı kalan TL için mini bir rahatlama yaratabilir...

***

Mevcut maliyet baskısı altında otomotivde Çin, Tekstilde Bangladeş, Pakistan gibi ülkeler karşısında ciddi kayıplar yaşayan Türkiye’deki üretici için bu kayıpların artarak devam edeceği görüşünde birleşebiliriz.

Üstelik Avrupa’nın Hindistan ile olan yakınlaşması da bizim en büyük pazarımız olan Avrupa’da yara almamıza neden olacak gibi duruyor.

Şu an sanayicinin elindeki en güçlü koz sürdürülebilirlik çalışmaları ve yeşil ekonomi finansmanı. Avrupa merkezli bu finansmanların ülkedeki payının artması en azından bazı alanlarda kısmi de olsa maliyeti destekleyici bir unsur olarak kullanılabilir.

Tabii bugün bu sıkıntıları konuşmak için erken diyenler var. Ama globaldeki sıkıntının piyasaya etkisinin 6-8 ay arasında olduğu gerçeğini unutmamak ve önümüzde bir gıda arz güvenliği meselesi olduğunu unutmamak gerekli.

Enerjiyi hızlıca fiyatlayan piyasa henüz gübre ve olası gıda sorununu fiyatlamadı...