Malumunuz kamu sağlık emekçilerinin çoğu ağır çalışma koşulları ve ötekileştirilmekten dolayı hem fiziksel, hem ruhsal, hem de sosyal hayat açısından tükenmiş durumda...

Sağlık kulislerinde bir çok hastanede bazı yönetici ve idarecilerin “Bizden olan rahat etsin, olmayan ne olursa olsun...” düşüncesiyle hareket ettiği konuşuluyor...

Yıllardır hep aynı hep aynı...

Ez cümle kamu hastanelerinde sadakat liyakati yendi!

***

Evet, Bursa Şehir Hastanesinin acil servisinde eşitsizliğin, mobbingin tabiri caizse “Dibe” vurduğu gelen şikayetler arasında...

Bursa Şehir Hastanesinin acil servisinde çalışan bazı personel “Torpilin varsa idaredesin yoksa acilde sürünmeye mahkumsun” şeklinde sıkıntılarını dile getiriyorlar...

Allah'ım neydi günahım!” der gibi...

Neyse...

Elçiye zeval olmaz” diyelim ve gelen maili paylaşalım sizinle...

Buyurun...

***

Lale Hanım... Biz, Şehir Hastanesi acil serviste görev yapan personeller olarak uzun süredir sesimizi duyuramıyoruz. Acil serviste her ay 100 saatin üzerinde fazla mesai yapıyoruz. Ayda 12-13 kez 24 saat nöbet tutmak zorunda kalıyoruz. Neredeyse günaşırı nöbet sisteminde çalışıyoruz. Defalarca idareyle görüştük, iki kez resmi dilekçe verdik; acil şartlarının düzeltilmemesi halinde birim değişikliği talep ettiğimizi belirttik. Ancak hiçbir sonuç alamadım, hatta doğru düzgün bir yanıt dahi verilmedi. İlk yıllarda 4/D’li sürekli işçiler de bizimle birlikte nöbet sisteminde çalışıyordu. O dönem aylık 8 nöbet civarında görev yapıyorduk. Ancak 4/D’li personellere ‘24 saat çalışamaz’ maddesine rağmen nöbet yazıldı, mesai saatleri listede farklı şekilde gösterildi. Yapılan birkaç şikayet sonrası bu personeller polikliniklere alındı. Fakat yerlerine yeni personel verilmedi. Şu an acil servis personeli tamamen tükenmiş durumda. Üstelik fiziksel koşullar da son derece yetersiz. Acilde diğer personellerin dinlenme odası varken, biz tıbbi sekreterlere yeterli dinlenme alanı bile sağlanmıyor. 24 saatlik nöbetlerde çoğu zaman sandalyede, masa başında dinlenmeye çalışıyoruz. Bu da zaten ağır olan çalışma koşullarını daha da katlanılmaz hale getiriyor. Öte yandan, idari birimlerde durum tam tersi. Her odaya fazladan masa atılıp torpilli personeller oturtulmuş durumda. “Torpilin varsa idaredesin, yoksa acilde sürünmeye mahkumsun” anlayışı hakim. Liyakat değil, bağlantılar belirleyici olmuş durumda. Ayrıca idarede hala 4/D’li işçiler, sağlık memurları gibi personeller bulunuyor. Birim sorumlularının tamamı aynı sendikadan kişilerden seçilmiş durumda. “Bizden olan rahat etsin, olmayan ne olursa olsun” anlayışıyla hareket ediliyor. Bu durumu daha önce de dile getirdik. Hatta eski müdürümüz Ahmet Boz, “Bu çocuklar çok konuşuyor, ben olduğum sürece acilde kalacaklar” diyerek açıkça mobbing uygulamıştır.

Bu nedenle, Bursa Şehir Hastanesinde personel dağılımının neye göre yapıldığının, liyakat ilkesine uygun olup olmadığının ve birim tercihlerinde sendika ilişkilerinin etkisinin araştırılması için bir müfettiş görevlendirilmesini talep ediyoruz.

***

Anladığımız kadarıyla bu sistem eski dönemi kapsıyor ve yeni başhekim Doç. Dr. Salih Metin’den mevcut durumun iyileştirilmesi, düzeltilmesi isteniyor...

Duyurulur buradan başhekim Doç. Dr. Salih Metin’e.