Bursa Büyükşehir Belediyesi’ndeki başkanvekili seçimi için sabah saatlerinde düştüm yola. Mustafa Bozbey’in tutuklanarak görevden uzaklaştırılması sonrası yeni süreç için herkes bir hesap yapıyor, aday totolar havada uçuşuyordu.
Beklenti, sürece tepki olarak aday göstermeyen CHP’nin yarışta olmayışıyla birlikte sakin bir seyir yaşanmasıydı, ancak pek de öyle olmadı.
Belediye önüne geldiğimde bölgenin polis kordonu altında olduğunu gördüm, basın kartım ile ‘güvenli bölgeye’ girdikten kısa süre sonra seçimi basın mensuplarının izleyemeyeceği bilgisi salındı ortamlara.
Normal şartlarda tüm meclisleri takip eden, oradaki görüş ayrılıklarını, oy birliklerini haberleştiren basın mensupları için duyurulan haber tatmin edici değildi elbette. Belediye önünde bekleyişini sürdüren şanslı azınlıktan biri olarak, gelecek haberlere kabarttık kulağımızı.
Hem, iddiasız bir seçim neden basına kapatılırdı ki?
Saat 10.30’u biraz geçtiğinde CHP’li grup, sloganlar eşliğinde belediyenin otopark girişinden binaya dahil olmak istedi. İçlerinde İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, belediye başkanları, milletvekilleri ve meclis üyeleri olan grup, otopark önünde çevik kuvvetin barikatı ile karşılaştı; zaten kızılca kıyamet de burada koptu.
CHP’lilerin nümayişi kolluk kuvvetinin direnişi ile birleşince sinirler daha da gerildi, camlar kırıldı, itiş kakış başladı. Bu atmosfere atılan sloganlar da eklenince alandaki kaos daha da katmerlendi.

Meselenin en başından beri orada olan birisi olarak görüşüm; emniyet güçlerinin müdahalesinin sınırın üzerinde olduğu yönünde. Bu gerginlik uzlaşma yoluyla çözülebilirdi, siyaseten bir orta yol da bulunabilirdi.
Kaldı ki, CHP’nin aday göstermediği ve AK Parti Grubu’nun zaten kazandığı bir seçimden bahsediyoruz. Bu durumu sıkça dile getirmemin sebebi ise yaşanan krizin anlamsızlığını göstermesi için önemli bir ölçüt olması...

Yani ortada bıçak sırtı bir durum yok, en net tabirle bir yarış yok. Tek aday ve belli bir sonuç varken bu kadar geniş güvenlik önlemleri alınması ve sürecin iletişim anlamında bu kadar eksik yönetilmesi, ciddi bir kriz yönetimi zafiyeti olarak kayda geçti.
Otoparktaki gerginlik kısa süre sonra sokağa taştı, bir müddet Ankara Yolu’nda yolun trafiğe kapanması ile devam etti, yürüyüş Kent Meydanı’ndaki oturma eylemi ile son buldu.

Bu esnada itiş kakışın eksilmediğini, polisin de CHP’li grubu engellemeye çalışırken hayli uğraştığını söylemeliyim. Bizim de payımıza bol depar, çevre kontrolü ve çok sayıda haber konusu düştü.
Kent Meydanı’nda yapılan açıklama sonrası yeni süreç, Büyükşehir Belediyesi önünde değil, ilçelerde yapılacak eylemlere evrildi. Hatta ilki bu pazar saat 19.00’da FSM’deki Hastane Alanı’nda düzenlenecek.
CHP’nin kalesi olan ilçeden bu organizasyonun başlaması fikri elbette mantıklı.

Gelelim Bursa’ya...
Kırk küsur yıl sonra sağ iktidarın yerini sosyal demokrat belediyeciliğe bıraktığı Bursa’da bu serüven yalnızca iki yıl sürdü. AK Parti’nin çoğunlukta olduğu belediye meclislerinden akıllarda yükselen sesler, görüş ayrılıkları ve ‘topal ördek’ bir iki yıl kaldı. Muhalefeti gürültüden ibaret sanan AK Parti, göreve geldiği andan itibaren kadrolaşma konusunda düzen oturtamayan CHP bu iki yılı zayıf bir karne ile noktaladı.
Bozbey’in gözaltına alınması sonrası CHP Genel Başkanı Özel’in üç gün sonra geldiği Bursa, iradesini yerel seçimde sandığa yansıttı ancak CHP tarafından yeteri kadar sahip çıkılmadı. Açık konuşalım, başka şehirler için gösterilen tepkiler ve eylemler Bursa’da görülmedi. Bursa’daki seçmen de tepkili bile olsa sürecin içine dahil olma konusunda bir adım geride kaldı. Büyükşehir önünde yapılan eylemlerin söyleyecek sözü vardı elbette ama sanki anlattıkları çok fazla duyulmadı.
Şimdi AK Parti, yeniden yönetimi ele almanın şevkiyle öncelikle Bozbey döneminde alınan kararlarda revize yoluna gidecektir, hatta ilk olarak da su faturalarındaki zammı geri çekmek ile başlayacaklardır. Bu zaten neredeyse net.
Flu olan nokta ise, şehrin demokrasi hafızasında açılan bu gediğin, ne kadar sürede toparlanacağı.
Özetle, Bursa’da dün itibarıyla vekaleten yeni bir dönem başladı.
Bakalım bu yeni dönem, hangi eskileri yenileyecek, hangi yeniliklerin eski haline dönmesine sebebiyet verecek...