Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, görev döneminin ilk dış ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Ankara’dan başlayan ziyaret turu dün önce İstanbul’da, sonra İznik’te devam etti.

Şüphesiz ki bu ziyaretin verdiği mesajların çok sayıda alıcısı var. Verilecek olası cevaplar ise yeni tartışmaların fitilini ateşleyebilir...

Bu yazı ise malum olacağı üzere İznik’teki çok konuşulan ayin ile alakalı...

Bir önceki Papa olan Francis’in vasiyet bıraktığı ‘Türkiye ziyareti’ni kucağında bulan yeni Papa Leo’nun Türkiye’ye gelmesi elbette sürpriz değildi, yerine getirmesi gereken bir görev vardı ortada.

Dün, geniş güvenlik önlemleri altında İznik’te Aziz Neopyhtos Bazilikası’nda kurulan platformda İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümü dolayısıyla geldi, duasını etti ve birkaç saat sonra da ilçeden ayrıldı.

Basın mensupları olarak, yayın için bize ayrılan 350-400 metre mesafe uzaklıktaki alandan gelişmeleri aktarmaya gayret ettik. Doğrusunu söylemek gerekirse mesafe uzaktı, görüş açısı da güneş sebebiyle bir nebze sıkıntılı idi, hal böyle olunca fotoğraf makinası taşıyan meslektaşlarımızı ayinin gerçekleşeceği platformun yakınına aldılar ve sorun bir şekilde halloldu.

Güvenlik önlemleri ise tıpkı bahsettiğimiz gibi en üst düzeydeydi. Ancak İznik gibi ufak bir ilçede akla gelebilecek her ara sokağın yaya ve araç trafiğine kapatılması ve vatandaşların evlerinin önündeki araçların bile çekilmesinin istenmesi ufak çaplı sorunlara neden oldu. İlçeye giriş çıkışların bir nevi kapatıldığı bir ortamda ilçe halkı da Papa’dan nasibini alarak mecburi adımlar atmak zorunda kaldı.

Yani, zamanın yavaş aktığı şehir anlamına gelen ‘Cittaslow’ unvanlı İznik’te dün her şey çok hızlı ve her şey çok hareketliydi!

Tören alanının arkasında ve bazilika girişinde biriken ahali ‘Dünya gözüyle Papa görmek’ deyimini gerçekleştirmeye çalışırken, ‘Hoş geldin Papa’ pankartı açanlar da oldu, ayin başladığı esnada tekbirler getirip tepkisini gösteren de, bazilika girişinde Kur’an-ı Kerim meali dağıtan da, hiç umursamayıp normal hayatına devam etmeye çalışan da...

Geçmişte Hristiyanlık için kutsal kentlerden biri olduğu için sıkça ziyaret edilen ancak son yıllarda kabuğuna çekilen İznik, dün ‘hacı’ olan Hristiyanları da ağırladı. İznik Surları etrafında sık sık fotoğraf çekilen kafileler, ayin saatine kadar ilçede ‘izin verildiği ölçüde’ turistlik vazifesini de yerine getirmeye çalıştı.

Helikopterle İznik üzerinde iki-üç tur atan Papa, 2014 yılında ortaya çıkarılan bazilikayı havadan inceledi. Her ne kadar konsilin yapıldığı yer orası değil dense de Papa ayini bazilikada gerçekleştirdi, barış ve birlik mesajı verdi.

Papa Leo bu mesajı verirken yanında ona eşlik eden kişi ise İstanbul Ortodoks Patrikhanesi Patriği ve İstanbul Başpiskoposu Bartholomeos’tu.

Ekümenik’ tartışmalarının gölgesinde gerçekleşen ayin ile birlik beraberlik mesajı veren Papa, kestane, armut ve ipek tablodan oluşan hediyeleriyle birlikte İstanbul’a geri döndü.

Papa’nın bu ziyareti elbette çok sayıda komplo teorisine ve tepkiye de neden oldu. Bununla birlikte ziyaretten rahatsız olan hatırı sayılır bir kesim de vardı.

Papa Leo’nun gerçekleştirdiği ziyaretin yansımalarını ilerleyen günlerde göreceğiz. Şimdilik elimizde ‘Heybeliada Ruhban Okulu’ konulu bir çıkış var. Bu çıkışın ileride krize dönüşmesi kuvvetle muhtemel.

Hristiyanlığın inanış ölçütünü belirleyen konsilden tam 1700 yıl sonra aynı bölgeye gelip ayin yapma fırsatı bulan Papa 14. Leo şüphesiz kendini şanslı sayıyordur. Hele ki yılbaşında süslenmesin diye çam ağaçlarının kezzapla kurutulduğu, her yılbaşında ‘Müslüman Noel kutlamaz’ başlığı ile yeni açıklamaların ve gerginliklerin çıktığı Türkiye’de bu kadar ilgi göreceğini kendisi de tahmin etmiyordur.

Peki, bu ziyaretin bize ne anlattığı kısmına gelecek olursak;

Dünkü program basit bir anmadan ziyade, gelecekteki sorunların başlangıcı konumunda. Dış politikada izlenecek stratejiyi ise bu ziyaretin yansımaları gösterecek.

Sonuç olarak ortada kocaman bir parantez var. Parantez, dünkü ayinle kapandı ancak iç kısmında halen ciddi boşluklar var. Bu boşlukların hangi krizlerle ve gelişmelerle doldurulacağını ise bize zaman gösterecek...