Bundan yaklaşık 9-10 sene öncesiydi...

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin Kültürpark’ta bulunan lokali henüz yıkılmamıştı.

Dönemin genç gazetecilerinden biri olarak dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olan Faruk Çelik’in ÇGD Lokali’nde katılacağı programı takip etme şansı bulmuş, üstüne Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olduğu döneme dair de bir soru sormuştum.

Çelik, o gün salona girdiği gibi beraberindeki partililerin dışarıda beklemesini istemiş, gazetecilere de ‘atış serbest’ diyerek istedikleri soruyu sorabileceklerini söylemişti.

Aradan geçen seneler sonrası İTÜ Evi’nde yine bir Faruk Çelik toplantısını takip etmek için bir araya gelindi. Çelik yine ‘atış serbest’ dedi, sözü gazetecilere bırakmadan önce ise sert açıklamalarda bulundu.

Yıllardır Bursa’da siyasi anlamdaki her manevrada ismi zikredilen, her operasyonda veyahut dedikoduda adı geçen Çelik, bir nefeste 30 yıllık siyasi kariyerini özetledi. Bugüne kadar görev yaptığı şehirlerde ve makamlarda hayata geçirmeye gayret ettiği projeleri anlattı. Yıllar boyunca çeşitli sorumluluklar üstlendiğini, bu sorumlulukları üstlenen birisi olarak hesap vermekten de hiçbir zaman kaçınmadığını anlattı.

Çelik, göründüğü kadarıyla her zaman eleştiriye açık bir isimdi, hatta mensubu olduğu partinin genel politikasına aykırı olarak fazla ‘demokratik’ bir tavırdı bu. Ancak geride kalan süreçlerde eleştirilerin dozu Çelik’in ifadesine göre ‘iftiraya’ kayınca bu basın toplantısını düzenleme kararı aldığını söyledi.

Büyükşehir belediye başkanlığı yarışı, Bursa’daki nüfuz mücadelesi, ‘abilik’ meselesi gibi siyaset kazanına konu olabilecek her konuda adı geçen Çelik, bundan sonra kendisine yönelik sözlere üslubunca yanıt vereceğini “Bugünden sonra taş atan taşı görür, gül atan gülü görür” cümlesi ile açıkladı.

Ancak görünen o ki Çelik’in sözlerinin muhataplarının bir kısmı AK Parti içerisinde beraber siyaset yaptığı arkadaşlarıydı. Sonraki cümlelerde değineceğim Bursaspor taraftarının tezahüratı ve sonrasında yaşanan olaylarda da özellikle AK Parti Bursa teşkilatı tarafından yalnız bırakıldığını düşündüren ifadeler kullandı. ‘Ben burada görevde olsaydım o hızlı tren çoktan bitmişti’ cümlesi ise hep tartışılan ‘Bursa’nın Ankara’daki lobisi’ kavramına bir mesaj niteliğindeydi.

Bugüne kadar siyasi manada hiçbir menfaat elde etmediğini, iddialarda bulunanların ortaya belge koyması gerektiğinin altını çizen Çelik, “Bir de, ‘seçimi kaybettirdi’ diyorlar. 3-4 milyonluk bir şehirde seçimi kaybettiren adamsam, niye Artvin’e gönderiyorsunuz?” cümleleri ile de Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey ile birlikte hareket ettiği iddialarını da kesin bir dille yalanladı.

Çelik’in açıklamalarını yeterli bulmak veyahut eleştirileri sürdürmek muhataplarını bağlar. Zaten Faruk Çelik de bu noktaya kadar olan açıklamalarını siyasetçi kimliği ile yaptı. Ancak iş Bursaspor’da yaşanan son gelişmelere gelince kimlik değişti.

Malum, Somaspor maçındaki tezahürat ve Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın hesabından yapılan paylaşım, okları bir anda Bursaspor Başkanı Enes Çelik’e çevirmişti. Enes Çelik, yapılan paylaşıma sert bir tepki vermiş ve bu durum Bursaspor taraftarının bir kısmının Erkan Aydın’a cephe almasına yol açmıştı.

Somaspor maçındaki Leyla Zana tezahüratı sonrası ise Bursaspor taraftarı yoğun tepkilere maruz kalmış, Enes Çelik de tepkilerden nasibini almıştı. Hatta Çelik’e tehdit mesajları dahi sosyal medya hesaplarından paylaşılmıştı.

Çelik de yapılan küfürlü tezahüratı provokasyon olarak niteledi ama Bursa ve Bursaspor’a yönelik saldırıların da kabul edilemeyeceğini söyledi. Ancak bana göre en dikkat çekici kısmı ‘Bursaspor’da her şey şeffaf. 2 milyar lira borcun altına kim girer? Empati kurun. ‘Bursaspor’dan bir araba tahsis ettik’ deseler Enes Çelik binmez. Kendi arabasına biner. Öyle yetişmiştir çünkü. Siz de girin 2 milyar borcun altına. Sonra dilenci kesiliyorsunuz! Binlerce yanlış yapılmış kulübe” kısmıydı. Çelik, bu noktada siyasetçi kimliğini bir kenara bırakıp çocuğunu savunan bir baba olarak konuştu.

Özetle Faruk Çelik, Bursa’da bundan sonra kendisini ve ailesini ilgilendiren her konuda topa gireceğini cümle aleme duyurmuş oldu.

Bu tablo, Bursa siyasetinin önümüzdeki dönemde daha sert başlıklara sahne olacağını gösteriyor.