Bursa denilince en çok eleştirilen konulardan birisi her zaman akademik tarafın saha ile uzak olmasıdır. Bu aslında çağa uyum sağlayamayan ve katma değer konusunda sıkıntı yaşanmasının temel nedenlerinden biri.
Ülkemizde Prof. Dr. Erdal Arıkan’ın imzası ile hayat bulan ‘kutupsal kodlar teorisi’ ile dünyayı iletişimde başka bir boyuta taşıyan 5G teknolojisinin bizden değil de Huawei’den çıkmasının da nedeni bu aslında.
Bizim bu akademik alan ile sanayi arasındaki bağlantıyı sağlamamız, sektörel sorunlara çözüm bulmak adına da mutlaka bilimden faydalanmamız gerekli.
Bunun için de şehrimizde bir ‘Devlet Üniversitesi’ adeta sanayiciyi her fırsatta iş birliğine davet ediyor.
Biraz konuya hakim olanlar Bursa Teknik Üniversitesi’nden bahsettiğimi anladı.
Çünkü özellikle iş dünyasının sorunlarına bilimin ışığında çözüm bulmak adına hayata geçirdikleri, sahanın gerçek sorunlarının konuşulduğu ‘Çözüm Pazarı’ etkinlikleri hem üniversitenin aktif projelerde yer alma misyonu hem de sahanın aksayan kısımlarını toparlamak adına çok kıymetli.
Bursa’daki bazı köşe yazarlarını ağırladığı toplantıda Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar da bu konuları önemsediklerini söyledi ve ekledi. Bu yıl da Gemicilik ve Gıda sektörleri için çözüm pazarı etkinliğinin devam edeceğini aktardı.
Dipnot olarak vermem lazım ki bu yıl üniversitenin bünyesindeki denizcilik bölümlerinin yerleşen öğrenci puanları göz önüne alınınca emsalleri ile ülkenin ilk 3’ünde yer alması üzerinde çok durulmasa da önemli bir konu.
Çağlar’ın aslında yeni geliştirdikleri bir anlamda ‘stajyer üniversite öğrencisi’ yaratma projesi olan “Tercihten Önce Üniversiteni Yaşa”nın bir anlamda lansmanı olan toplantıda konu odağından sapıp farklı konular da ele alındı.
Bu projeyi hazırlayanları tebrik ederek kısaca özetlemek gerekirsek; Milli Eğitim ile yapılan protokol kapsamında geliştirilen ve milli eğitim sistemi ile entegre çalışan bir yazılım ile şehirdeki 11 ve 12. sınıf öğrencilerinden alınacak başvurular neticesinde 30 bölüme 5’er lise öğrencisi gerçek anlamda yerleştirilecek.
Başarı kriterlerine göre başvuruda tercih edilen 5 bölüm arasından yerleştirme işlemi yapılan öğrenciler 1 aylık süre içinde BTÜ’nün kimlik kartını taşıyacak ve üniversitenin her hakkından faydalanacak. Bölümdeki gerçek derslere girecek, sosyal imkanları kullanacak ve öğrenci kulüpleri ile çalışabilecek.
Yani lise öğrencileri boş sınıfları gezmeyecek. Kasım ayında 12. sınıf öğrencileri, Aralık ayında da 11. sınıf öğrencileri için planlama yapıldı. Haftada 1 gün olacak şekilde planlanan projede lise öğrencileri mevcut okullarında özel izinli sayılacak.
“Üniversite tercihlerini başkalarının deneyimlerine göre yapıyoruz. Bunu değiştirmek için öğrencilere gerçek anlamda üniversiteyi deneyimleme fırsatı sunuyoruz” diyen Prof. Dr. Naci Çağlar’ın bu çağrısı eminim şehirdeki fen liseleri başta olmak üzere birçok gencin ilgisi ile karşılanacaktır.
Toplantının özünü oluşturan bu konu dışında Bursa Teknik Üniversitesi’nin bir ekol/kurum kültürü oluşturmak adına da önemli bir yol kat ettiği gerçeği var. Özellikle savunma ve havacılık alanındaki öğrenci topluluklarının çalışmaları ve paralelinde akademik kadronun güncel teknolojilere yönelik akademik programı güncellemesi, yapay zekanın derslere dahil edilmesi, üniversite bünyesindeki robot geliştirme/akıllandırma çalışmaları ‘Yenilikçi’ tanımını havada bırakmamak adına elle tutulur konular.
Başa dönecek olursak, BTÜ’nün sanayi ile işbirliği çabasının özel sektör tarafında da desteklenmesi elzem bir konu.
Basit olarak bakarsak; 2023’te 1’i uluslararası 9, 2024’te 1’i uluslararası 13 patent alan, bu yıl ise 2’si uluslararası 4 patent alıp 14 patent başvurusu beklemede olan bir üniversitenin sahada olmadığını söyleyemez kimse.
Bu yıl 15 yürütülen ve 5 onay bekleyen uluslararası proje 21’i başlamış 35’e ulaşması beklenen ulusal proje hedefi sadece akademi tarafı için başarı değil.
Bu rakamlar ayrıca yenilikçi, girişimci devlet üniversiteleri sıralamasında BTÜ’nün 27. sıraya kadar gelmesini sağladı. Hedefin sıralamada ilk 20 olduğunu paylaşan Rektör Çağlar, “Tüm akademisyenlerimizin aktif bir projede yer almasını istiyoruz” ifadesi ile zaten durumu özetledi.
Hani soruyorlar ya üniversite bu şehre ne katıyor diye.
Ben cevaplayayım, atıkların geri dönüşümü ve su kirliliğini azaltacak çalışma Bursa Teknik Üniversitesi’nden çıktı. Deprem kuşağında yer alan Bursa’da binalarda zemin sıvılaşmasını engelleyen özel bir çalışma yine bu üniversitede çıktı.
Akademisyenlerin çalışmaları Üniversite’nin sitesinde her ayrıntısı ile var ama öğrencilere de inmek lazım öğrenci toplulukları kalkıyor lise öğrencilerine drone yapmayı öğretiyor.
Ya da öğrencilere değer katacak bazı önemli isimleri öğrenciler ile buluşturuyor.
Lokasyonu için aynı şeyi söyleyemem ama Yıldırım’ın göbeğindeki 2 kampüste bir üniversite yaşıyor. Yaşamakla kalmıyor miselyum misali şehri sarıyor.
Bundan sonra yazdıklarımı not edin bir kenara;
Şu an farkında değiliz, başka yere bakıyoruz ama günü geldiğinde anlayacağız. Çünkü şehirdeki sanayinin gelişmesi için ihtiyacımızın büyük kısmını araştırma üniversitesi olmamasına rağmen Bursa Teknik Üniversitesi’nde bulacağız.