Hafta içine denk gelen Arnavutköy müsabakası güzel bir havada, idare eder gibi bir zeminde oynandı.

Musa dışında takımın tertibine çok dokunmamış Mustafa hoca...

Hafta içine denk gelen Arnavutköy müsabakası güzel bir havada, idare eder gibi bir zeminde oynandı.

Oyun, 25. dakikaya kadar aynı dört gün önceki Mersin maçının fotokopisi gibiydi...

Maça, Musa ve Eyüp’lü merkez orta saha ve önlerinde Soner ile başladık.

Yarı sahasını terk etmemeye yemin etmiş, takım halinde ceza sahası önüne yığın yapan bir takıma karşı yapılabilecek her aksiyonu ısrarla denedik...

Neredeyse, 45 dk. boyunca 50 metrelik bir oyun boyu içinde olabildiğince tempo yapıp, topu hızlı çevirdik.

Kanatları olabildiğince etkili kullanırken, aynı zamanda merkezden de adam eksiltmeler ile etkili olduk.

İlk yarı boyunca 40-50 metreye sıkışan oyunun çilingiri Soner oldu...

Muhammet’e yakın oynayan Soner’in, pozisyon yaratan pas trafiğini iyi yönetmesi takımımız için ilk devrenin en olumlu tarafıydı.

Tayfun’dan sonra, bu bölgenin tekrar işlerlik kazanmış olması hem gönüllere su serpti hem transferin becerili yapıldığının işareti oldu!

İlk çeyrekten çıkarken iyice silkelediğimiz Arnavutköy takımına karşı aradığımız golü nihayet bulduk.

Mami’nin kilit pasına güzel bir servis yapan Soner, İlhan’a “al o zaman at” dedi!

Oysa, İlhan, üç dakika önce de aynı pozisyonda, aynı vuruşla golü yapıyordu..
Ama ceza sahası o kadar kalabalık ki, ille rakibin bir yerinden dönüyor...

En kötü üç farkla bitirebileceğimizi gördüğümüz yarım devrenin sadece tek golle geçilmesini takımımızın yaşadığı pozisyon talihsizliklerine bağlamak yanlış olmaz!

İçeriden çıkarılan, direkten dönen topları beceriksizlik değil, talihsizlik olarak yorumlamak doğru olur.

Bu tip maçlarda içeriye tek golle girmek rakibe müthiş motivasyon sağlar...

Nitekim, ikinci devrenin başlamasıyla birlikte bu durumu yaşadık...

Soyunma odasında ;
“Katı savunduk, az daha fark yiyiyorduk. Biraz da futbol oynayalım” düşüncesini hakim kılan rakip, azgın bir iştahla oyuna girdi!

Sert, temaslı, baskılı, gücü ve koşmayı öne çıkaran bir anlayışla sahaya yayıldılar.

Ama futbolcu ve oyun kaliteleri bizimle baş etmeye yetecek durumda asla değildi...

Bu süreç içinde net gol kaçıran taraf yine biz olduk..
Eyüp, vuruş becerisinde iyi olabilseydi şalteri indirmiştik zaten...

İşte, futbolda, bazen böyle olur, dediğimiz durum ortaya çıkmaya başladı...

Rakibin direnci ve hırsı arttı!
Koca devre kalesine duvar ören takımın oyuncuları her pozisyonda hakeme itiraz etmeye, dördüncü hakemi bunaltmaya başladılar...
Hatta, vakit geçirdiğimizi ima ederek, hakeme saat bile gösterdiler!

Etine, buduna bakmadan, hasbelkader karşısında oynadığı takımın ismi Bursaspor olunca, bu rakiplere bir haller oluyor...

Asla küçümsediğimden değil de …

Ya Allah aşkına, düşmeyeceksin, kalkmayacaksın...
Yerin belli, gücün belli...

Tabi ki ortaya koyduğun mücadeleye, emeğe saygılıyım!

Ama nedir bu Bursaspor karşısındaki farklı tarzınız?
Onu anlamaya çalışıyorum...

Al işte mesela ;
Geçtiğimiz Cumartesi bize kök söktüren takım, kendi sahasında 6 yemiş!
Hep böyle oluyor!
Olacak pek tabi de, ama çirkefleşmeden, azgınlaşmadan...

Evet, yine hatırlı bir 3 puan çıkartarak evimize döndük.
Üç puanın hazzını yaşarken, saha içinde mücadelesini son dakikaya kadar veren oyuncularımız ve teknik ekibimizin tamamını canı gönülden kutluyorum.

Bugün, saha içinde şu oyuncu kötüydü diyebileceğim bir isim yok!

Ancak öne çıkan isimler içinde Alperen, Barış, Halil, Mami, Depe, Musa’yı gösterebilirim!

Nitelikli hale geldiğini dile getirdiğimiz yedek kulübemizden oyuna dahil olanlar içinde Tunahan öne çıktı...

Salih, İdris Furat, Zeki gibi isimlerin, kaliteli bench olduk düşüncesini boşa çıkarmayıp, her zaman oynayacaklarmış gibi kendilerini hazır etmeleri gerekir...

Ayrıca, Tunahan ve Hakkı’nın olduğu bir kadroda Eyüp’ün de ortaya fark koyması lazım...

Son olarak ;
“Bazen böyle olur” dediğimiz maçlarda, ikinci yarıdaki bölüm bölüm dilimlerde yaşadığımız kaotik oyun yerine, sakin kalıp, topu tutabilmeli ve pas yaparak rakibi oyundan düşürmeliyiz.
Zaten, hocamız da bu durumu kesinlikle işaret eder...

Hocamız demişken ;
Mustafa Er hocama hayırlı olmasını diliyorum!

Futbol aklına güvendiğim bir teknik adam..
Sezon başında Boluspor ile güzel işler yapıyordu ki; mali konulardan kaynaklı sıkıntılar yüzünden ayrılmak zorunda kaldı...

2021-2022 sezonlarında zor günler geçiren kulübümüzün teknik adamı olarak Türkiye futbol arenasında ses getiren işlere imza attı...

Kulüp başkanımız sevgili Enes Çelik kardeşimin ve çalışma arkadaşlarının hoca tercihi doğru ve yerindedir!

Rahat bırakalım da işlerini iyi yapsınlar!