Balkan Rumeli Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BALKANTÜRKSİAD) ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde düzenlenen 3. Balkan Ülkeleri Ekonomik İş Birliği Forumu Bursa’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Bursa ve Balkan coğrafyasının kökleri, iki coğrafya arasındaki stratejik iş birlikleri gibi geçmişten günümüze birçok alan anlatıldı...
Bursa’nın milletvekillerinden, yöneticilerine kadar benzer konulardan dem vuruldu.
BTSO Başkanı İbrahim Burkay, “Balkanlar ile olan ticaret hacmini 50 milyar dolara çıkarmalıyız” dedi.
Bunlar anlatılırken salonda Balkan ülkelerinin Ankara’daki büyükelçileri ile diplomatik misyon temsilcileri yer aldı.
Halihazırda ülke olarak 20 milyar dolardan biraz daha fazla ticaret hacmimizin olduğu Balkanlar için yeni işbirlikleri önemli ama burada toplantının açılış konuşmalarındaki bir ayrıntıya parantez açmak gerekli.
Bugün ülke ekonomisinin durumu ortada özellikle dış ticaret açığını kapatmak adına ihracatı artıracak ve ithalatı azaltacak tedbirlere ihtiyacımız var. Ama bu gerçek ortadayken bu şehrin milletvekillerinden birinin kürsüye çıkıp “Balkanlara doğrudan yatırım miktarının artması gerekli” demesi işte bu konu ülkenin genel tasarrufu ile fazlasıyla çelişiyor.
Balkanlar ile yapılan ticaret önemli. Ama ülkedeki kaynağın Balkanlar’a gitmesi doğru değil. Doğrudan yatırımın ülkemizde kalması gerekli. Çünkü Balkanlar’ın, Mısır’ın, Pakistan’ın ne kadar yatırıma ihtiyacı varsa bizim de o kadar yatırıma ihtiyacımız var.
Tabii bir de toplantıda “Bursa Büyürse Balkanlar Büyür” olarak revize edilen söylem var.
Bursa mübadele dönemlerinde köklerinden koparılan bu vatanın evlatlarına kucak açmış, onlarla kalkınmış ve sanayisi büyük oranda kökleri bu mübadeleye dayanan insanlarca yükseltilmiş bir şehir.
Türkiye sanayisinin yansıması olan, birçok ekonomik veride ülkeyi sırtlayan bu şehir büyürse Türkiye büyür. Ama Bursalı sanayici doğrudan Balkanlar’a yatırım yaparsa, büyüyen Bursa olmaz.
Bizim doğrudan yatırımı değil o bölgeye daha fazla ihracat yapmayı, dolaylı ve küçük yatırımlarla bunu nasıl başaracağımızı tartışmamız, oradaki fırsatları ülkedeki katma değeri yükseltmek için kullanmamız gerekli.
Köklerimize sahip çıkarken, bu ülkenin bize sunduğu nimetleri önce bu ülke için harcamamız gerektiğini unutmamalıyız.
Ülkede üretim zorda. Arz talep dengesi şaştı. Maliyetler yüksek. Ama ülke bizim.
Yatırım yapalım, hatta her ülkeye çeşitli kaynaklar sağlayalım ama bunu yaparken katma değerin ülkemizde kalması gerektiğini unutmayalım.
Ucuz diye, fırsat var diye dokumayı öğrettiğimiz Mısır’ı, otomotiv’i öğrettiğimiz Romanya’yı ve ev tekstilini öğrettiğimiz Pakistan’ı unutmayalım.
Bir de unutmadan, ülkelerin büyükelçileri şehirde böyle bir organizasyonda buluşmuşken, şehrin imajını da koruyacak isimleri kürsüye çıkaralım.