BALKANTÜRKSİAD’ın Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile düzenlediği 3. Balkan Ülkeleri Ekonomik İş Birliği Forumu’na katılarak başladık güne.
Forum ile ilgili detayları Nöbetçi Gazete’deki haberden ve Ali Şahin’in köşe yazısından takip edebilirsiniz. Bu makalenin yolu birazdan toplantının formatından ayrılacak çünkü...
Selamlama konuşmaları ile başlayan programda kürsüye gelen her ismin istisnasız söylediği cümle “Bursa, bir Balkan şehridir. Balkanlar Bursa’da yaşamaktadır” idi.
Doğruluğu tartışılmayacak bir cümle. Yani en azından, önceden bu önerme daha doğruydu...
Kent esaslı bir dönüşüm yaşarken, düzensiz göç ile mücadelesini yitiren Bursa maalesef ki o eski fotoğraflardaki kimliğini yitirdi. Şehrin bir dönem cazibe merkezi haline gelen noktaları şimdilerde bir getto halini alırken, yaşanan bu dönüşüm uyum sağlayamayan her noktanın yitip gitmesi ile şekillendi.
Yani, Bursa evet bir Balkan şehriydi. Yaşantısıyla, kültürüyle de bir Balkan şehriydi, ekonomideki çarkların ana dişlileri ile de...
Bugün ekonominin ana dişlileri hala güçlü, yerli yerinde ama doğup büyüdükleri, yetiştikleri şehir artık çok uzaklarda.
Belki birilerine sert gelecek ama, metropol olmak isterken kasabanın bir tık büyüğü olarak kaldık.
Bu durum umarım birilerine dert olur da çözüm için çaba harcanır.
Gelelim toplantıdaki pek fark edilmeyen, yazının başlığını oluşturan noktaya...
Toplantıda, kendilerine ayrılan koltuğu boş olan iki protokol üyesi vardı.
Koltuklardan biri Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e, diğeri ise Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’a aitti.

Başkan Özdemir, forumun olduğu saatlerde bir televizyon kanalında canlı yayındaydı. Başkan Yılmaz’ın da o dakikalarda önemli bir işinin olduğuna eminim ama bir paylaşım bulamadığım için buraya yazamadım.
Oysa bu toplantıda büyükelçiler, konsoloslar vardı. Ülkeler arası iş birlikleri, yatırım fırsatları konuşuldu. Siyaset ile ekonominin iç içe geçtiği; Bursa’nın Balkanlardaki stratejik rolünün bir kez daha masaya yatırıldığı bir forumdu bu.
Ancak belli ki kıymetli başkanlarımız için başka gündemler öncelikliydi. Niyetim hedef göstermek değil, temsiliyet anlamında önceliklerin nasıl şekillendiğini sorgulamak.

Belki de yazının başında bahsettiğimiz kimlik dönüşümü, işte bu tür tercihlerin arka planında gizlidir.
Belki de Bursa’nın kültürel kodlarının kaybı, yalnızca sokaklardan değil, protokoldeki boş koltuklardan da okunabilir.
Öte yandan, Balkan kimliğine sıkça vurgu yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in de bu toplantıya vekilini göndermek yerine kendisinin katılımı sadece sembolik değil, aynı zamanda şehir adına anlamlı bir mesaj olurdu.
***
İDO’dan ‘Gastronomik’ hamle, BUDO sessiz!
Bursa’nın son yıllarda hayata geçirdiği ve hayli rağbet gören Gastronomi Festivali’nin dördüncüsü bugün kapılarını açıyor.
Şehrin gastronomik atılımına katkı sağlaması beklenen ve ‘Rota yeniden oluşturuluyor’ mottosu ile yola çıkan festivalde adres yine Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi olacak.

İDO’nun festivali ziyaret etmek isteyen yolculara yüzde 15’lik indirim kampanyası yaptığını ekleyelim. Festivalin İstanbul’dan ziyaretçilerini artırmak adına mantıklı bir hamle.
BUDO’nun ise bu yazı yazıldığı esnada henüz indirim için ‘mutfağa’ girmediğini son söz olarak ekleyeyim.