Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, ‘Bursa İRAP 2027-32/Afet Risk Azaltma Çalıştayı’ toplantısına katılım sağlayarak açtık haftayı.

Toplantının ev sahibi Bursa Belediyeler Birliği Başkanı Oktay Yılmaz, aynı zamanda Yıldırım Belediye Başkanı da olduğundan, toplantının odak noktası elbette Yıldırım’dı. İlerleyen haftalarda diğer ilçeler için de bu çalıştayın gerçekleştirileceği bilgisini verelim bu arada...

Almira Otel’de düzenlenen çalıştayda Bursa’nın, özellikle de Yıldırım’ın afet riski, zemin durumu ve sel, yangın gibi diğer doğal afetlere karşı ilçenin röntgenini çekmek hedeflenmişti. Hatta Başkan Yılmaz, açılış konuşmasında “Bu planlar basit birer rapor değildir. İlçeleri koruma altına alan önemli bir yol haritasıdır” sözleri ile meselenin özünü ifade etti.

Toplantının konuşmacılarından AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz’ın kürsüde 6 Şubat Maraş Depremleri’nden bahsederken kullandığı ‘asrın felaketi’ tabirine artık hepimiz alıştık. Ancak Gözükara, bundan farklı olarak yapılan konutlar için de ‘asrın inşası’ ifadesini kullandı. Aslında yapılması gereken şey, ‘asrın önlemini’ almaktı, çünkü 6 Şubat öncesi bölgedeki potansiyel risk, bilim insanları tarafından sıkça dile getirilmişti.

Tıpkı, bizim buralar için yapılan uyarılar gibi.

Açılış faslı bitti, selamlama konuşmaları tamamlandı, sıra sunumlara geldi. Toplantının bana göre en dikkat çekici konuşması, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Karabacak’tan geldi.

Prof. Dr. Karabacak, yıllardır aynı argümanlarla yapay bir korku iklimi oluşturulan Bursa’da belki de en net teşhisi koydu:

“Şehir içinden geçen Bursa Fayı’nın tekrarlanma periyoduna daha çok var, asıl risk İnegöl’de!

Evet, İnegöl’de deprem tekrarlanma aralığının 1500-3000 yıl arasında değiştiğini dile getiren Karabacak, 2500 yıldır bölgede büyük deprem olmadığını söyledi. 1855 Bursa Depremleri’nde bölgeye yüklenen stresin riski artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Karabacak, senaryolar dahilinde 6,2-6,9 arasında bir sarsıntının gerçekleşme ihtimalinin hayli yüksek olduğunu ifade etti.

Yani, teknik ifadelerden sıyrılırsak;

Bursa’nın depremselliği açısından risk yalnızca Gemlik-İznik-Mekece segmentinde değil; İnegöl için de alarm zillerinin çalması gerekiyor. Zira, hem Bursa’nın hem de İnegöl’ün merkezleri fay hattının tam üzerinde oturuyor.

Buna bir de zemin sıvılaşma durumunu, ilçenin bina stokunu falan da eklerseniz; hatta sadece İnegöl ile kalmaz hem komşu ilçelerini hem de Bursa merkezi düşünürseniz mevzunun ciddiyeti yeterince açık olmuştur umarım.

Prof. Dr. Karabacak’tan sonra kürsüye gelen hocalarımız meseleyi basitleştirmek yerine ‘doçentlik tezi’ formatına çevirdiğinden ve Yıldırım temelli bir toplantıda Yıldırım’ı pas geçip Hatay-Kahramanmaraş ve teorik örneklere ağırlık verdiklerinden yine çerçeve çizilip içi doldurulamadı bana kalırsa. Neticede biz oraya mesleki terimlerin havada uçuştuğu bir münazaraya değil, çözüm önerilerinin konuşulması gereken bir çalıştaya gitmiştik, ama yine olmadı.

Madem öyle tekrar edelim, risk kapıda. Risk kapıdan içeri girmiş bile. Ancak biz başka bir noktaya odaklandığımızdan, meselenin özünü kaçırmışız yine.

Umalım ki zararın dönülebilecek kısmında olalım.

Tabi bir de madalyonun diğer yüzü var.

Yb 8-5

Hazirun listesinde olan kıymetli belediye başkanlarımızın bir kısmı toplantıya hiç katılmamıştı, katılanlar ise selamlama konuşmalarından sonra salondan ayrıldı.

Sunumlar yapılırken salonda yerel yönetici olarak Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol vardı. Selamlama faslında salonda olan Gemlik, Orhangazi, Büyükorhan, Harmancık ve Orhaneli’nin başkanları aradan sonra ayrıldı, diğerleri ise programa katılmadı ya da katılamadı.

Elbette yerel yöneticilerin başka programları da olur ancak bu tür toplantılarda dinleyici olmaları, ahalinin meseleyi ciddiye almasına da vesile oluyor; maalesef.

Osmangazi’nin daha önce birlikten istifa ettiğini biliyoruz. Diğer isimlerin mevzunun ne olduğunu dinlemeden salondan ayrılması; bir kısmının ise hiç oralarda olmaması, tablonun ne kadar vahim olduğunu gösteriyor.

Biz, Bursa’da ilk olarak toplumun genelini ilgilendiren bu tür konularda siyasetin riskini mi en aza indirsek acaba?